Hayat her zaman düz bir yolda ilerlemez. Engeller ve patikalardan geçmek durumunda kalabiliriz. Önemli olan bu engelleri göğüsleyebilmektir.
İnsanız bu patika ve engellerden geçerken olumsuz düşünceler bizi esir alabilir. Böyle durumlarda umudunu ve güven duygusunu kaybetmemek gerek.
Sevgiyle geleni sevgiyle kabul eder ama herkesin her yere koyulmayacağını da biliriz. Herkesin yeri ayrıdır ve kimseyi kimsenin yerine koymayız ya da kimseyi kimse için tercih etmeyiz. Bazı insanlarla özel bağlarınız vardır. Belki bir ruh birlikteliği... Siz buna ne derseniz deyin. Ve bu bağlar hemen en ufak şeyde yıkılacak bağlar değildir.
Bazı arkadaşlarınız yanınızda olan insanlardan daha yakın hissettirirler sizi. Bir haberiyle mutlu olup aynı zamanda üzülebilirsiniz. Bazen yaşanılan şeyler, söylenen sözler yada bazı durumlar yanlış algılara sebep olabilir. Siz başka bir şey ifade etmeye, anlatmaya çalışmışsınızdır karşınızdaki bambaşka bir şey algılar. Bu da karşınızda ki insanların neyi nasıl düşünüp, algıladığı ve olaylara nereden baktığıyla alakalıdır. Hemen öyle en ufak şeyde vazgeçmemek... Yani yelkenleri suya indirmemek gerekir. Yoksa ne farkımız kalır sevgisiz insanlardan...
Bazen tezatlıklar üzücü düşünce ve durumlara da sebebiyet verebilir.
Hayatın bizi zorladığı zamanlarda bir köşe bulup çekilmeyi ve düşünmeyi tercih etmeliyiz. Dinginliğe ihtiyacımız vardır, biraz durulmaya. Bu bulunduğumuz yeri ne terk ettiğimiz ne de birilerini bıraktığımız anlamına gelmez. Böyle durumlarda önemli olan karşılıklı güvendir. Güven duygusu oluşmayan bir yer çorak topraklara benzer. Ne ekerseniz tutmaz ya da zamanla çürümeye yüz tutar. Güven duygusunun oluştuğu bir yerde zamanla her şeyi inşa edebilirsiniz. Bu güven duygusu ortak hayaller doğrultusunda ilerlenen bir yol arkadaşlığı ya da ilişkiler için daha çok önemlidir. Rab Korkusu Bilginin Temelidir. Oysa Ahmaklar Bilgiyi Ve Terbiyeyi Küçümser.