Vicdan ahlakın, davranışlara yansıyan yönüdür. Ahlak eğer kişinin dış ilişkileri ve dış işleriyle sorumlu bir kavramsa vicdan da daha ziyade kişinin iç işleriyle iç dünyasıyla alakalıdır. Normalde vicdan kavramı kişinin kendi iç dünyasında yaptığı hareketlerin kendi değerlerine, dünya görüşüne ya da evrensel ahlak yasalarına uygun olup olmadığını test eden ve kişiyi doğru yönde karar alma konusunda yönlendiren bir pusuladır. Düşündüğümüz, hissettiğimiz ve yaptığımız şeyler söz konusu olduğunda ahlaki koruma görevi gören kısmımıza 'vicdanın sesi' deriz. Sanki hayatımızla iç bir diyalog kuran 'bir başka ben' vardır. Bu diyalog süresince uyarı ve eleştirilerde bulunur ve hatta cezalandırır.
Başka bir deyişle vicdan, ahlaklı bireyi varsaymaz, onun "ilk belirtisi, başlangıç noktasıdır. Yani ahlakın varsayımıdır... Önce vicdanlı olacaksın ki herhangi bir ahlak buyruğuyla karşılaşabilecek bir yeteneğin, bir gücün olsun...
Vicdanını kaybetmiş, kötülüğü ve iyiliği ayırt etme yeteneği ve vasfından uzaklaşmış bir toplum kendini çoktan kötülüğe boğmuş demektir.
Bir topluluğun hayatını muhafaza edebilmesi, sadece ayakta kalabilmesi için bile zaruri o vicdan kaidesi çöktüğünde, en sıradan hayallere dahi izin vermeyen ıssız bir bataklıktan başka birşey kalmaz geriye.
Tiksintiyle şahit olduğumuz onca melanet, mide bulandırıcı ahlaksızlıklar, aklımıza bile gelmeyen sefillikler tekrar edip duruyorsa eğer, en baştan başlayacağız demek ki.
Aldanmayın. İnsan Ne Ekerse Onu Biçer.İyilik Yapmaktan Usanmayın.Fırsatınız Varken İyiylik Yapın.