Aydınlar toplumu etkileyen kişiler oldukları için bulunduğu toplumun sözcüleridir, beyinleridir. Aydın insan yeni şeyler üretmek ister. Aydın olmayan insan ise hiçbir şey için kafa yormaz. Toluma bilimsel etiğe uygun gerçekleri anlatmak, onların yaşamlarına katkıda bulunmaktır. Aslında hepinizin bildiği bu tanımlamaları ısrarla yazmamım sebebi bir şeyler bilen herkesin aydın olmadığını dile getirmektir. Aydın olduğunu iddia eden ama sürekli yön değiştiren, yani kapitalizm gibi oynak olan insanların aydın değil kaypak olduğunu hepimiz daha iyi bilmeliyiz.
Küçük şeylere üzülmeyi bırakın. Konuşmalarınızdan üzüntü ve korku belirten kelimeleri çıkarın. "Ben yapamam" cümlesi bir hastalık belirtisidir. Daima ve sevgiyle ben başarırım, ben yaparım deyin. Sevginin gücüne iman edin.
Bakış açınızı değiştirmek, hayatınızı daha kolay bir şekilde idame edilebilir kılmaktadır. Tabii ki kimse otobüsü kaçıracakları için geç saate kadar çalışmayı istemez, ancak bizim kötü olarak gördüklerimizden bile bir hayır gelebilir. Aradaki fark, her durumun içerisindeki olumsuz yandan daha ziyade, olumlu tarafı görmek için ne kadar hazır olduğunuzda gizlidir.Hem aydınım diyeceksin hem insanların hatta çocukların ölmesine göz yumacaksın, korkacaksın. Bilim insanı dediğimiz aydınların da bir dünya görüşleri, vardır.Ancak, bilim insanlarını diğer meslek guruplarından ayıran en önemli şey evrensel olmalarıdır.İşte onları, bilim insanı, yapan temel özellik budur. Duş alırken veya dişlerinizi her gün fırçalarken harcadığınız zaman bile, sahip olduğunuz değerlerin farkına varılması gereken anlardır.Başardığınız her şeyi, sahip olduklarınızı ve çevrenizdeki her şeyi bir düşünün. Hayatınızın en zor ve sıkıcı günü bile, minnettar olmayı öğrendiğinizde, size bir şeyler katabilir. Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin
Sen aydın değil körsün be arkadaş. Kendi öğrendiklerini dürüstçe kamu oyuna aktarmak yerine demagoji yapıyorsun.Senin tozlu bir rafta duran hiç açılmamış bir kitaptan ne farkın var. Meyve vermiyorsun hatta gölge bile yapamayacak kadar zavallısın.Bir insan nasıl düşünürse öyle yaşar. Üzüntü, sağlıksız ve yıkıcı bir zihinsel alışkanlık, bir hastalıktır. Bilinçaltınızı olumlu bir yapıya kavuşturmanın en etkili yolu, önce konuşmalarınızın içinde bulunan ve zararsız gibi görünen olumsuzluk taşıyan çok küçük ifadeleri çıkarıp atmaktır.Dıştan gelen ve bizi yıpratan etkenler sevgisizliğe yol açar.Ama en zararlı bölünme kendi kendimize yarattığımız bölünmedir. Bölünmemek için kötüyü görmek, duymak, konuşmak gerek. Seviyle yaşamak gerek. Bölünmenin sebepleri; acılar, kaygılar, korkular, aşırı duyarlılık, öfke, tartışma, tiksinme, tembellik, sorumluluktan kaçma, can sıkıntısı, pişmanlık, kararsızlık, unutkanlık, bir şeyi zamanında yapmamaktır.Rab Korkusu Bilginin Temelidir. Oysa Ahmaklar Bilgiyi Ve Terbiyeyi Küçümser. Mustafa Mızrak / Gazeteci / Yazar