Gerek aydınların gerekse toplumu yönetenlerin toplumsal ahlak konusunda yeniden düşünmeleri ve yeni bir yol haritasıyla çalışmaya başlamaları bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bir toplumda belirli bir dönemde egemen olan bireysel ve toplumsal davranış kuralları ile toplumsal bir bilinç biçimi olan ahlak; toplumca belirlenen ve zaman içinde gelişen ilkelerin, değer yargılarının, normların ve kuralların oluşturduğu bir sistem olarak adlandırılır. Ahlak, gerek insanların birbiriyle gerekse diğer toplumsal birimlerle olan ilişkilerinin ve davranışlarının düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Genel olarak insanların bir arada yaşama kararlılığını ifade eden sözleşme" olarak da açıklanabilir. Özü itibarıyla insanların yaradılışından ötürü kazandıkları birtakım özellikleri kapsayan ahlak anlayışı ve ahlaki yaşam ilkeleri, insanlık tarihi boyunca her dönemde var olmuştur.

Ahlak, özellikle insanların toplum içerisinde yaşamaya başlamalarıyla birlikte gündelik hayatın gerektirdiği insan ilişkilerinde belirleyici rol oynamaktadır.

Ahlak, günlük yaşantımızda çok sık kullandığımız bütün davranışlarımızı bu bağlamda değerlendirdiğimiz bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Genelde ahlak; bireyin bireyle, bireyin grupla, grubun grupla ilişkisini düzenleyen kuralları, ilkeleri ve değerleri kapsayan bir yapıyı ifade eder. Toplumun ortak aklı olarak ortaya çıkan ahlak, toplumun vicdanında oluşmuştur. Aynı zamanda töre, örf, adet ve inanç sisteminden önemli ölçüde etkilenen ahlak; hukuk sisteminin başlıca kaynaklarından da biridir. Bazı düşünürler ahlakın bireysel yönüne vurgu yaparken diğerleri daha çok toplumsal yönleriyle ilgilenmektedir. Bununla birlikte ahlak yaklaşımları, bireylerin eylemlerine yükledikleri anlam açısından farklılaşmaktadır.

Eğer bir nesne bir düşünce ya da bir ilişki bizi tatmin etmiyorsa bunları terk ediyor ve yeni bir şey bulmak için arayışa çıkıyoruz. Gerçekliği yargılamak için artık geleneksel değer ve normları değil, son derece değişken duygu ve coşkularımızı kriter olarak kullanıyoruz. Bu aynı zamanda "tüketimci ahlak"ın modern toplumda neden bu kadar ilgi gördüğünü açıklamaktadır. İyi niyetle yapılan ancak beklenilen sonucun ortaya çıkmadığı durumlarda yapılan eylem, ahlaki olarak doğru sayılmamaktadır. Yapılan faaliyetlerin sonuçlarını görüp buna göre değerlendirmede bulunmak, kuramın temelini oluşturmaktadır. Yaklaşımda davranışlar, ahlaki bir sorumluluk olarak görülmektedir.

Bir insanın çok malı mülkü olsa bile, hayatı bunlara bağlı değildir." İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın.