Türkiye istatistik Kurumu verilerine göre ülke genelindeki kültür sanat verileri tiyatro eser sayısının arttığını, sinema seyircisinin ise yüzde 15 azaldığını ortaya koydu. Tiyatro salonlarında oynanan eser sayısı bir önceki sezona göre yüzde 4,8 artış göstererek 10 bin 216'ya ulaştı. Bu dönemde tiyatro salonlarında sahnelenen çeviri eserlerin seyirci sayısı yüzde 14'lük bir yükselişle 2 milyon 459 bin 735 olarak kayıtlara geçti. Buna karşın, yerli üretim olan telif eserlerin seyirci sayısı ise geçen sezona göre yüzde 2,9 oranında bir azalışla 5 milyon 723 bin 522 kişide kaldı. Tiyatro dünyasındaki bu hareketliliğe tezat olarak, sinema salonları son yılların en ciddi kan kaybını yaşadı. Sinema seyirci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15,0 oranında gerileyerek 27 milyon 657 bin 591 kişiye düştü. Bu düşüşten en büyük darbeyi alan yerli yapımlar oldu; yerli film seyirci sayısı yüzde 18,3 azalarak 15 milyon 96 bin 336 kişi olarak gerçekleşti. Yabancı film seyirci sayısı da yüzde 10,7'lik bir düşüşle 12 milyon 561 bin 255 kişi seviyesine çekildi.
"Rakamları stand-upçılar ve influencerlar şişiriyor"
Mersin Şehir Tiyatrosu kurucularından olan, hem kent tiyatrosunda hem de ulusal alanda sayısız oyunda oyuncu, yönetmen ve yapımcı olarak görev alan usta sanatçı Tamer Güven, ortaya çıkan resmi verileri değerlendirdi. Bu tablonun ülkemizde kültür ve sanatın geldiği noktayı göstermesi açısından büyük bir önem taşıdığını vurgulayan tecrübeli sanatçı, popüler kültürün sanatı takip eden kitleyi de dönüştürdüğünü belirtti. İstatistiklerdeki tiyatro seyirci sayısını yapay şekilde yükselten unsurlara dikkat çeken Güven, tiyatronun gerçeği yansıtmayan bir büyüme içinde olduğunu ifade ederek, "Bence açıklanan bu resmi rakamlar yanıltıcıdır ve gerçek tiyatro seyircisinin sayısı yarı yarıya düşmüş durumdadır. Ancak, hiçbir dekoru ya da kadrosu olmadan, tamamen masrafsız yapılan ve hiçbir şekilde geleneksel tiyatro sanatı ile ilgisi olmayan gösteriler, salonlardaki seyirci sayısını yüksekmiş gibi gösteriyor. İnsanlar artık sanatsal bir derinlik aramak yerine sadece sosyal medyada gördükleri ünlü bir yüzü canlı izlemek amacıyla salonlara akın ediyorlar. Bilet satış istatistikleri incelenirken bunlardan kaçının gerçek tiyatro oyunu, kaçının ise dijital dünyanın popüler figürlerinin sahne şovları olduğunu iyi analiz etmek gerekiyor" dedi.
Turne maliyetleri sanata ket vurdu
Ekonomik şartların sanatsal üretime büyük bir ket vurduğunu, prodüksiyon ve oyuncu maliyetlerinin aşırı yüksek olması nedeniyle sinema bilet fiyatlarının tırmandığını belirten Tamer Güven, tiyatro sanatçılarının kendi ücretlerinden fedakarlık ve özveri yapması sayesinde tiyatronun seyircisini korumayı başardığını hatırlattı. Kalabalık kadroların ekonomik kriz sebebiyle artık turneye çıkamadığını vurgulayan usta sanatçı, sanatı vuran maliyet baskısının yaşandığını belirterek, "Bugün Anadolu'da turneye çıkmak neredeyse imkansız hale geldi. Sadece oyunun dekorunu bir şehirden diğerine taşımak için gereken kamyon maliyeti 50 bin liraya dayandı. Gittiğiniz şehirlerdeki salon kiraları ise tek bir gece için 100 bin liralara çıktı. Bu ağır ekonomik koşullarda kalabalık kadrolu klasik oyunları yaşatmak bir mucizeye eşdeğerdir. Popüler kültür maalesef toplumsal bir çürümenin ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Mevcut sistem soru soran, düşünen ve sorgulayan bir nesil yaratmıyor; aksine hiçbir toplumsal derdi olmayan influencer nitelikli isimlerin ön plana çıkmasını sağlıyor. Bu durum, nitelikli tiyatro üreticilerini ekonomik olarak köşeye sıkıştırırken, masrafsız popüler şovların önünü açıyor. Bu gösterilere gidenler bir sanat eseri izlemeye değil, ünlü kişiyi görmeye gidiyor" diye konuştu.
"Entelektüel seyirci evine çekildi"
Yaşanan bu durumun toplumsal bir dönüşümün ve kültürel bir evrimin açık bir göstergesi olduğunu kaydeden Tamer Güven, eski bildikleri entelektüel tiyatro seyircisinin artık evine çekildiğini, siyasi ve toplumsal konularda sadece evinden yorum yapmakla yetindiğini dile getirdi. Şu an salonları dolduran kitlenin biraz da apolitik ve çok büyük kaygılar taşımayan bir seyirci profili olduğunu, İstanbul dışındaki illerde tiyatronun büyük bir yalnızlığa itildiğini ifade eden Güven, acı tabloyu, "Anadolu'da çok büyük tiyatro salonları işleten meslektaşlarımla sürekli iletişim halindeyim. Görünmeyen yönü, gerçek tiyatro izleyicisinin artık en az yarısı tiyatro izleyemiyor artık. Onların paylaştığı veriler kültür hayatımız adına son derece üzücüdür. Salon sahipleri, sahneye büyük bütçeli, nitelikli ve toplumsal mesajı olan edebi bir tiyatro oyununu koyduklarında koskoca salona ancak 300 kişiyi çekebildiklerini söylüyorlar. Buna karşılık, hiçbir sanatsal niteliği olmayan, sadece belden aşağı esprilerle günü kurtaran bir stand-up gösterisi geldiğinde ise 600 kişilik salonun tamamen dolduğunu, kapılarda kuyruklar oluştuğunu aktarıyorlar. Toplumun sanatsal algısı ve estetik değerleri ne yazık ki ekonomik nedenler ve popüler kültürün eliyle bu noktaya getirildi" sözleriyle dile getirdi.






