Oda tarafından yapılan değerlendirmede, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından 2001 yılında ilan edilen Dünya Süt Günü’nün, sütün insan sağlığı ve beslenmesindeki önemine dikkat çekmek açısından önemli bir farkındalık günü olduğu belirtildi.
Türkiye süt tüketiminde geride kaldı
Ulusal Süt Konseyi verilerine göre Türkiye’de kişi başına yıllık içme sütü tüketiminin yaklaşık 39 kilogram seviyesinde olduğu belirtilirken, bu rakamın birçok Avrupa ülkesindeki 100 litre düzeyinin oldukça altında kaldığı ifade edildi.
TÜİK verilerine göre ise 2019 yılında 22,9 milyon ton olan çiğ süt üretiminin 2023 yılında 21,4 milyon tona gerilediği, aynı dönemde sağılan hayvan sayısının da 31,9 milyondan 25,8 milyona düştüğü kaydedildi. Yüksek yem maliyetleri, üretici desteklerinin yetersizliği ve kırsal alandaki çözülmenin üretimdeki gerilemenin temel nedenleri arasında gösterildi.

Çocukların önemli bölümü yeterli beslenemiyor
Türkiye’de çocuk yoksulluğu ve beslenme yetersizliğinin giderek büyüyen bir sorun haline geldiğine dikkat çekilen açıklamada, çocukların yalnızca yüzde 13’ünün her gün et, tavuk veya balık tüketebildiği belirtildi. Her gün sebzeye ulaşabilen çocukların oranının yüzde 33, düzenli meyve tüketebilenlerin oranının ise yüzde 50 seviyesinde olduğu aktarıldı.
Bu verilerin, süt ve süt ürünlerine erişimin yalnızca ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda temel bir çocuk hakkı olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.
Okul Sütü Projesi yeniden hayata geçirilmeli
2012-2019 yılları arasında ulusal ölçekte uygulanan ve pandemi döneminde durdurulan Okul Sütü Projesi’nin yeniden başlatılması gerektiği vurgulandı. Projenin askıya alınmasının hem çocukların beslenmesini hem de süt üreticilerini olumsuz etkilediği belirtilirken, birçok gelişmiş ülkede okul sütü programlarının öğrenci sağlığı ile üreticiyi aynı anda destekleyen önemli bir kamu politikası olarak sürdürüldüğü hatırlatıldı.

Üretici desteklenmeli, erişim kolaylaştırılmalı
Gıda Mühendisleri Odası, okul sütü uygulamasının yerel üreticiler ve kooperatiflerden temin edilecek sütlerle yıl boyunca sürdürülmesini önerdi. Ayrıca süt ve süt ürünlerinin düşük gelirli ailelerin erişebileceği fiyatlarda tutulması, üretim maliyetlerinin kamu destekleriyle dengelenmesi, kayıt dışı ve güvensiz sütle mücadelenin güçlendirilmesi ve üretici kooperatiflerinin desteklenmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, çocukların güvenli ve yeterli süt ile süt ürünlerine erişiminin evrensel bir çocuk hakkı olduğu vurgulanarak, bu hakkı güvence altına alacak kamusal politikaların gecikmeden hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu.



