Son günlerde Akdeniz Bölgesi kıyı şeridindeki deniz kirliliğinin gündeme gelmesi ve çevrecilerin tepkilerinin artmasının ardından tabip odalarından da konuya ilişkin ortak bir açıklama yapıldı. Adana Tabip Odası, Adıyaman Tabip Odası, Gaziantep-Kilis Tabip Odası, Kahramanmaraş Tabip Odası, Hatay Tabip Odası, Mersin Tabip Odası ve Osmaniye Tabip Odası tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Akdeniz'de giderek büyüyen mikroplastik ve atık krizine karşı acil önlem alınması gerektiği vurgulandı.

“Akdeniz, dünya denizlerinin yalnızca yaklaşık yüzde 1'ini oluşturmasına karşın, bilimsel araştırmalara göre mikroplastik yoğunluğunun en yüksek olduğu denizlerden biridir. Yarı kapalı bir deniz olması nedeniyle plastik atıklar uzun süre sistem içinde kalmakta ve birikmektedir” şeklinde dikkat çekilen açıklamada; “Bu konu acildir ve doğrudan bir halk sağlığı krizidir. Akdeniz'in, gıdamızın ve bölge halkının sağlığını korumak; hekimler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve tüm toplumun ortak sorumluluğudur. İnsanlık tarihinde ilk kez, ürettiği sentetik bir maddeyi kendi kanında, organlarında ve çeşitli dokularında taşımaktadır” ifadelerine yer verildi.

Ekran Görüntüsü 2026 07 23 172550

Açıklamada, gözle görünmeyen en büyük tehlikenin insan bedenine kadar ulaşan mikroplastikler olduğu belirtilerek, “Birer hekim ve halk sağlığı savunucusu olarak uyarıyoruz. Mikro (5 mm'den küçük) ve hücresel zarları aşabilen nanoplastikler yalnızca çevresel bir birikim değildir. Deniz ürünleri, tarımsal ürünler, sofra tuzu, içme suları ve solunan hava aracılığıyla besin zincirine ve kan dolaşımımıza katılarak organlarımıza ulaşmaktadır. Son bilimsel araştırmalar ve otopsi çalışmaları; mikroplastiklerin beyin, akciğer, karaciğer, böbrek, kemik iliği ve anne ile bebek arasındaki bağı sağlayan plasentada saptandığını ortaya koymuştur. Plasentadaki varlığı, henüz doğmamış bebeklerin dahi bu kirlilikle yaşamın en erken döneminde maruz kaldığını göstermektedir. Ayrıca son yıllarda yayımlanan çalışmalar, damar plaklarında saptanan mikroplastiklerin kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm riskinin artışıyla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Plastiklerin yapısında bulunan veya ortamdan emdikleri fitalatlar, Bisfenol A (BPA), kalıcı organik kirleticiler (POPs) ve ağır metaller; endokrin (hormon) sistemini bozmakta, inflamasyon, oksidatif stres ve metabolik dengesizliklere yol açmakta, bağışıklık sistemini baskılamakta ve üreme sağlığını olumsuz etkilemekte. Gelişmekte olan organ sistemleri nedeniyle özellikle çocuklar, gebeler ve kırılgan gruplar üzerinde nesiller arası risk oluşturarak kanser dahil birçok kronik hastalık riskini artırmaktadır” diye belirtildi.

“Sorun sadece denizlerimizle sınırlı değildir. Türkiye, özellikle Çin'in plastik atık ithalatını durdurmasının ardından gelişmiş ülkelerin plastik atık hedeflerinden biri haline gelmiştir. ‘Geri dönüşüm’ söylemi, plastik üretimini sınırlandırmadan sürdürülebilirlik yanılsaması yaratan bir mittir; ithal edilen atıkların önemli bir bölümü geri dönüştürülememektedir” şeklinde belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Plastik atık ithalatı, depolama alanları ve yasa dışı yakma tesisleri özellikle Çukurova Havzası'nda, tarım arazilerinin ve su kaynaklarının çeperinde, yoksul ve dezavantajlı mahallelerde yoğunlaşarak ciddi bir çevresel adaletsizlik yaratmaktadır. Bu atıkların kontrolsüz bertarafı ve yakılması sonucu açığa çıkan dioksinler, furanlar, karbonmonoksit ve diğer toksik kirleticiler; solunum sistemi hastalıkları, kanser ve diğer kronik hastalıkların yükünü artırmaktadır. Öte yandan, plastik atık toplayıcıları ve geri dönüşüm tesislerinde koruyucusuz çalışan işçiler (çoğu zaman kayıt dışı çalışanlar, göçmenler ve çocuklar), bu toksik maddelere doğrudan maruz kalarak en ağır mesleki ve çevresel sağlık risklerine göğüs germek zorunda bırakılmaktadır. Bugün plastiklerden elde edilen ekonomik kazanç endüstriye kalırken; sağlık, iş güvenliği ve çevre maliyeti çalışanlara, bölge halkına ve gelecek kuşaklara yüklenmektedir.”

Yeni Mersin İdmanyurdu, Oğuzhan Erdoğan’ı renklerine bağladı
Yeni Mersin İdmanyurdu, Oğuzhan Erdoğan’ı renklerine bağladı
İçeriği Görüntüle

Ekran Görüntüsü 2026 07 23 172606

Görev ve Çağrı Listesi

Türkiye'nin taraf olduğu Akdeniz'in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunmasına İlişkin Barcelona Sözleşmesi, Basel Sözleşmesi ve Dünya Sağlık Örgütü ilkeleri doğrultusunda, ilgili kamu kurum ve kuruluşları acilen göreve çağrıldı. O kurumlar şu şekilde: “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bölge Valilikleri ve Bölge Milletvekilleri, Büyükşehir Belediyeleri, İl ve İlçe Belediyeleri, İl Sağlık Müdürlükleri, Üniversiteler, Araştırma Enstitüleri ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Meslek Odaları, Akademik Odalar ve Sendikalar, Sanayi ve Ticaret Odaları ile Organize Sanayi Bölgeleri.”

Güney Tabip Odaları Taleplerini Sıraladı

Somut ve acil taleplerinin olduğunu belirten Güney Tabip Odaları, taleplerini şöyle sıraladı: “Plastik Atık İthalatı Derhal Yasaklanmalıdır. ‘Geri dönüşüm’ adı altında yürütülen plastik atık ithalatı sonlandırılmalı; sınır denetimleri güçlendirilmeli ve mevcut tesisler bağımsız, şeffaf ve insan sağlığını esas alan kriterlerle denetlenmelidir. Düzenli biyo-izleme ve veri şeffaflığı sağlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı koordinasyonunda; su, toprak, deniz canlıları, gıdalar ve okul ortamlarından düzenli örnekler alınmalı, insan doku maruziyetini izleyen biyo-izleme programları oluşturulmalı ve tüm sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Geri dönüşüm sektöründe iş sağlığı ve güvenliği önlemleri eksiksiz uygulanmalıdır. Sektörde çalışan tüm işçilerin toksik maruziyetleri düzenli olarak izlenmeli, uygun kişisel koruyucu donanımın sağlanması ve etkin kullanımı güvence altına alınmalı, kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırma derhal engellenmelidir. Okullarda ve kamu kurumlarında tek kullanımlık plastiklerin kullanımı kademeli olarak sonlandırılmalıdır. Halk sağlığı erken uyarı ve risk iletişim sistemi kurulmalıdır. Bölge halkı, tarım ve balıkçılık sektörü ile tüm ilgili paydaşlar toksik maruziyetler ve gıda güvenliği konusunda düzenli ve şeffaf biçimde bilgilendirilmelidir. Doğu Akdeniz bölgesel mikroplastik eylem planı hazırlanmalıdır. Üniversiteler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve meslek örgütlerinin katılımıyla düzenli çevresel izleme, kaynak azaltımı, kirlilik kontrolü ve halk sağlığı müdahalelerini içeren bölgesel bir eylem planı oluşturulmalıdır. Hiçbir kurumun ‘Bu benim görev alanım değil’ deme lüksü yoktur. Bilimsel araştırmaların derinleştirilmesi, periyodik izleme çalışmalarının yürütülmesi ve kamu yararını esas alan politikaların hayata geçirilmesi devletin temel sorumlulukları arasındadır.”

“Yarın çok geç olabilir”

Açıklamada ayrıca, ““Yarın çok geç olabilir. Akdeniz'i ve sağlığımızı korumak için bugün harekete geçelim. Bugün korunamayan Akdeniz, yarının sağlıksız toplumunu oluşturacaktır. Çocuklarımızı, gıdamızı ve geleceğimizi korumak için bilimin ışığında; kamucu, koruyucu ve önleyici halk sağlığı politikalarıyla şimdi harekete geçmek zorundayız.” denildi.

Muhabir: Ahmet Atala