Mersin’de 35 dilde belge çevirisi, ardıl çeviri, simultane çevirinin yanı sıra işaret dili yeminli tercümanlığı yapan Eser Yeminli Tercümanlık Ltd. Şti. sahibi Aynur Coşkun Eser, mesleğin sanılandan çok daha büyük bir sorumluluk taşıdığını belirtti. Dış ticaretle uğraşmayan pek çok insanın tercümanlığın önemini tam olarak kavrayamadığını ifade eden Eser, kentteki tercüme ofislerinin geçmişe dönük veri tutma konusundaki eksikliklerine dikkat çekti. Eser, “Mersin'de genelde tercümanlık ofislerinin bir verisinin olması lazım. Ama bugün bakıyorum 2-3 tercüme bürosunun dışında gerçekten alt veri tutmayan, müşterisine geri dönüşte 'Hani ben bunu 2022'de yaptım ya da ben bunu 2018'de yaptım' diyen, hiç mütevazi olmayacağım, bir tek ben varım” dedi.
“Farklı sektörlerle işbirliği içerisinde çalışıyoruz”
Sektördeki "merdiven altı" yapılanmalara da değinen tecrübeli Eser, “Her İngilizce bilene 'Al sen bunu yap' demiyoruz. Biz de kendi içimizde doktorlar gibi, diğer meslekler gibi ayrılıyoruz. Tıbbi çevirileri doktor arkadaşlarımıza daha çok yaptırıyoruz. Hukuki çevirilerde de kanunu bilerek çeviri yapmak lazım. Genelde hukuk okumuş insanlara veya bu işe yıllarını vermiş tecrübeli tercüman arkadaşlarımızla yürümeyi tavsiye ediyorum ve biz zaten öyle yapıyoruz” diyerek iş bölümünün önemini vurguladı.

“Müşteriyi doğru yönlendirmek bir danışmanlık görevidir”
Çeviri sürecinde sadece ticari kazanç odaklı hareket etmediğini, aynı zamanda bir danışman gibi çalıştığını ifade eden Aynur Coşkun Eser, getirilen evrakların hangi devlet dairesinde veya ne amaçla kullanılacağını mutlaka sorguladığını belirtti. Bu süreçte yaşadıklarını aktaran Eser, “Evrak geliyor, 'Bunun çevirisini istiyorum' diyorlar. 'Nerede, ne amaçla kullanacaksınız?' diye soruyorum. Çünkü götürüp bir devlet dairesine verecek ve orada işine yaramayacağını düşünüyorum getirdiği belgeden. Müşteriyi bazen yönlendiriyorum. 'Ben size bilgiyi vereyim, çevirip çevirmemek sizin benden istediğiniz bir şey ama bu sizin işinize yaramayacak' diyoruz. O arada müşteri kendi seçimini kendisi yapıyor ve işe yaramıyor. Sonra geri dönüyor, boşuna para ödemiş oluyor. Evet, ben çevirir paramı alır çıkarım ama danışmanlığım olduğu için bunu kendime bir görev olarak gördüm. Para kazanırken işimi düzgün yapmayı ve doğru şekilde insanları yönlendirmeyi seviyorum” şeklinde konuştu.
“Sadece çeviri değil danışmanlık yapmak durumunda da kalıyoruz”
Dil yapılarının farklılığından kaynaklanan teknik zorluklara da değinen Eser, “Çeviriyi yanlış yaptınız diyorlar. Yanlış bir çeviri değil aslında. Sadece biliyorsunuz İngilizcede Türkçedeki gibi dizim yoktur. En sondaki İngilizce en baştan başlar ve bu şekilde zorlukla karşılaşıyoruz. Hani bilmiyor ama bize işimizi öğretmeye çalışıyor. Ben İngilizce tercümanım ama oturup her çeviriyi yapamam, yapmamalıyım da” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Son dönemde popüler olan yapay zeka araçlarının sektörde yarattığı yanılsamaya da dikkat çeken yeminli tercüman, “Zorluklarımızdan bir tanesi de yapay zeka. İnsanlar 'yapay zekaya koydum, böyle dedi ama sen böyle yazmışsın' diyor. Ama oradaki chat duyguyu vermiyor, anlam vermiyor, şeyleri bilmiyor, yükleme yapamıyor. Türkçeyi çok seviyorum. Türkçe elastiki bir dil olduğu için yapay zeka henüz daha yetişemedi. O kadar yetişmemesini de isterim” ifadelerini kullandı.
Teknolojinin hızıyla yarışan sabırsız talepler
Meslek hayatında oldukça trajikomik olaylarla karşılaştığını anlatan Eser, e-posta ile evrak gönderen müşterilerin daha gönderme düğmesine basar basmaz telefonla arayıp “Çeviri ne zaman bitecek?” diye sormalarının işlerini zorlaştırdığını söyledi. Eser, o anları şu sözlerle paylaştı: “Şimdi bir evrak gönderiyor mail olarak. Daha düğmeye yeni basıyor, telefonu arıyor. Diyor ki, 'Evrak attım, geldi mi? Ne zaman çevirisi çıkacak?' Diyoruz ki 'Gelmedi'. Bakıyoruz, maili yeniliyorum, 'Şimdi düştü' diyorum. 'Ne zaman?' diye soruyor, '45 dakikamızı alır' diyoruz. Dakika başı arıyor; ona mı cevap vereceğiz, çeviri mi yapacağız? Şaşırıp kalıyoruz. Bu da komik olaylardan biri ve aslında çok zorlandığımız bir şey. Müşteriye doğru bilgileri vermek, doğru yönde ilerletmek istiyoruz. Artık böyle çok baskılayan müşteriye, 'Fotokopi makinesinin İngilizce, Arapça o anda hangi dil geldiyse düğmesi bozulduğu için biraz beklemenizi rica ediyorum' diyorum. Bu da komik taraflarından biri. Küçümsediklerinde de modumuz düşüyor.”
“Sadece dil bilmek yetmiyor bilgi sahibi de olmalısınız”
Özellikle gümrük ve bitki sağlık sertifikalarında malı görmeden çeviri yapmanın imkansızlığına değinen Eser, “Bunu bitki sağlık sertifikalarında çok yaşıyoruz. Özellikle gümrük belgelerinde bizler malı veya ürünü görmüyoruz. Ürün yiyecekse, botanik adı olmazsa ya da kitap numarası olmazsa ürünün ne olduğunu çözemiyoruz. Aradığımızda 'Ya sen ne biçim İngilizce ya da ne biçim İspanyolca, İtalyanca tercümansınız? İşte dil bilmiyor' diyorlar. Bak işte böyle yazılmış ya! Biz malı görmedik, botanik adı da yoktur. Onun için örnek veriyorum; Rusya’dan gelen kuru fasulye ve börülce... Botanik adı yoksa biz ayırt edemiyoruz onları, ikisi de kuru fasulye olarak geçiyor. Ama botanik adı olduğu zaman onun bir kodu var, oradan ayırt edebiliyoruz” diyerek teknik evraklardaki hassasiyeti anlattı.




