Paylaşmak için insanın zamanını vermeyi bilmesi, zaman ayırması gerekiyor. Demek ki zamanı da paylaşmalıyız. Günümüz yaşam şartlarını düşündüğümüzde ise belki de en zor olanı bu!..Maddi olanaklar açısından fakir olmak zor, sıkıntılı bir gerçek. Evet çok zor!.. Ancak diğer fakirlik daha da zordur, acı ve düşündürücüdür. Zaman fakiri, akıl fakiri, sevgi fakiri, gönül fakiri, öğrenme fakiri, bilgi fakiri, okuma fakiri bunlar çoğaltıla bilir.İnsan yaşadığı toplumun bir üyesidir. Bir topumdaki bireyler farklı yetenek ve özellik taşırlar. O nedenle de her daim birbirlerine ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçların giderilmesinde birbirlerine yardımcı olmaları içimizdeki sevgiyi güçlendirir. Paylaşmak sevgidir..
İnsanın bozulması, nefsini yenememesi, kontrol altına almayı beceremediği için başladı. "Önce ben" demek kıskançlığın temelini oluştururken, başkasını yabancı ve düşman gibi görmektir. Tüm bu duygu ve düşüncelerin temelinse BENLİK YATAR.Başkasına kızarız, öfkeleniriz, kıskanırız. Tek kusursuz biz olur, başkalarını değerlendirir, sınıflandırır, cephe alırız. Ayırım, birlikten uzaklaşma bu noktada başlamıştır. Aşırı madde düşkünlüğü, şehvet, şöhret insan aklını durdurur, adeta sarhoş eder.Birlik ezelden ebede geçerli, değişmeyecek olan evrensel hakikattir.
Dışarıda insanların ortasında nasıl davrandığımızdan çok kendi başımıza yalnızken ne yaptığımız çok önemlidir aslında. Her birimiz diğer insanların arasında iyi, ahlaklı ve dikkatli davranmaya başlarız. Diğer insanların yanındayken tavır ve davranışlarımız aslında kendi başımıza olduğumuzdan farklı olabilir. Evinizde atletle sokakta ise takım elbise ile gezmekten bahsetmiyorum elbette. Kimliğimizden bahsediyorum. Eğer ahlakımız sokakta ve iç odamızda birbirlerinden farklıysa işte o zaman içten bir ahlakla yaşamayı öğrenmeliyiz.