Modern çağda her ne kadar hayatı kolaylaştırmak için birçok teknolojik alet üretilse de nükleer silahlar, kimyasal atıklar bir tarafa, İnternet, akıllı telefon, yapay zeka gibi aletlerin kötü niyetli kullanımı kontrol dışı hareket edebilme endişesi, insanlığın başına bela olmaya aday gibi görünüyor...Nuh tufanı yaşadık bunu özetle de olsa bir çoğunuz biliyorsunuzdur.Benim ifade etmek istediğim nokta, içinden geçtiğimiz ortamın yakın geleceğe dönük hangi olumsuzlukları tetikleyeceği, bu tetiklemenin ne tür sonuçlarla karşımıza çıkacağıdır.Gözümüzü ve kulağımızı küresel gelişmeleri iyi analiz eden çevrelere çevirdiğimizde şu türden cümleleri artık daha sık duyuyoruz olacağız sonumuz nereye varacak .
Yapılan kapitalist sömürüler, sapıklıklar ve daha şeytani bir çok pislikler sonumuzu iyiye doğru götürmüyor. Yanılmayı dilerim, ama korkarım ki dünya çok büyük bir karışıklık verme devresine hazırlanıyor. Saptırılmış inançlar uydurup yayınlayarak kişilerin inançlarına şüphe vermeye çalışıyorlar. Bilip bilmeden inançları kulaktan dolma laflarla yargılamak nemrudi bir yaklaşımdır. Çıkarcı telkin ve yönlendirmelere uyanık olmalıyız. En güvendiğimiz insanlar bile çirkin amaçlara hizmet ediyor olabilirler. Genellikle kullanılan yöntem, iftira, gıybet ve dedikodudur. Özellikle çağımızda hemen her terör olayı siyasi bir amaç için kullanılıyor. Bu iblisi gelişmeler dolayısıyla dünyanın sonunun geldiğini ima etmeye yetiyor.
Sevdiğimiz ve izlediğimiz insanları mutlak kusursuz görüp başkalarını bataklıkta sanmakla, kaynaşamayan, birbirimizi anlayamayan insanlara dönüşürüz. Herkes ve biz de bilmeden yanlış yapabiliriz. Saygılı ve anlamaya çalışarak bakarsak karşılıklı olarak esner, ortak noktalarda buluşma eğilimimizi arttırırız. En azından enerjimizi çatışma, gıybet ve iftirayla tüketmemiş oluruz.
Dünyaya barışı ve esenliği bizim gibi sorumlu bir millet getirmezse kimse getirmez. Şimdi güçsüz olabiliriz; ama güç bir milletin çalışkanlığının ve dayanışmasının eseridir. Ölüm olduğunu, ölümün anlamını kavrayarak kaçınılmaz sona kendimizi hazırlamamız gerektiğini düşünen klasik bir yaklaşım mevcut olsa da, ölüm teması, varoluşçu filozoflar dışında çok fazla tartışma konusu yapılmamıştır. Böylece insan varlığının en temel problemi olan ölüm olgusu zaman içinde yaşamın ana meselesi olmaktan uzaklaşarak düşünürlerin ilgi alanları dışında yan bir mesele haline gelmiştir.
Sevgi Sabırlıdır, Sevgi Şefkatlidir. Sevgi Kıskanmaz, Övünmez, Böbürlenmez. Sevgi Kaba Davranmaz.