Mersin aşevinde kavurma tartışması: Atın sahibi 132 bin TL ceza aldı
Mersin aşevinde kavurma tartışması: Atın sahibi 132 bin TL ceza aldı
İçeriği Görüntüle

Mersin’de Şekerci Akif adıyla tanınan işletmeci Akif Kayhan Erman, dedesinin cezerye hikayesini anlattı. Erman, “Dedemin babası hangi ülke olduğunu hatırlamıyorum ama bir Arap ülkesinde savaştayken orada cezer tatlısını öğreniyor. ‘Cezer’ Arapça’da havuç demek. Savaştan sonra, askerliği bitince Mersin ve Tarsus’ta oldukları dönemde Tarsus’a dönüyor. Burada cezeryeyi yapmaya çalışıyor ancak ilk denemelerinde başarılı olamıyor, yanlış yapıyor. Bu şekilde cezerye ortaya çıkıyor. İlk defa cezerye böyle bulunuyor. İlk yapıldığı zamanlarda şalgam havucuyla, yani mor havuçla yapılırmış. Daha sonra sarı havuca geçilmiş. Ben mor havuçlu olanı hiç yemedim. O dönem 1920’li yıllar olduğu için daha sonra da denemedim. Muhtemelen daha pahalı olduğu için bırakılmış. Kısacası cezerye ilk yanlış yapılarak bulunmuş, yanlış yapılarak ortaya çıkmış “ ifadelerine yer verdi.

Whatsapp Image 2026 03 14 At 15.14.56 (1)

"Cezerye de en önemli nokta, kimsenin yapmadığı bakır kazanlardır"

Aile işletmesinin geçmişine değinen Erman, Tarsus’ta yaşanan yangın nedeniyle resmi kayıtlara ve arşivlere ulaşılamadığını, bu sebeple daha eski tarihlere erişemediklerini belirtti. Erman “ Normalde dükkanımız 1920’li yıllara dayanıyor ama Tarsus’ta zamanında yangın çıktığı için Belediye binasında kayıtlara ulaşılamıyor. En fazla kanıtlanmış şekilde 1934’e kadar geriye gidebildik . O yüzden 1934’ten beri bu tarifi biliyoruz. Ben dördüncü kuşak oluyorum" dedi. Erman, cezerye üretim sürecinde en önemli unsurun bakır kazan kullanımı olduğunu belirtti. Günümüzde birçok üreticinin bu yöntemi bırakmasına rağmen kendilerinin hala bakır kazanlarda üretim yaptığını ifade etti. Erman cezerye üretim sürecinde en önemli noktalara da değindi. Şekerci Erman “En önemli nokta artık kimsenin yapmadığı bakır kazanlardır. Biz hala bakır kazanlarda üretim yapıyoruz. Bakırın vücuda faydalı bir maden olduğu biliniyor. Biz onunla yapmaya devam ediyoruz. Ayrıca glikoz kullanmayan tek firma olarak da biz kaldık. Kimse kullanıyorum demez ama biz gerçekten kullanmıyoruz. Çoğu kişi glikoza dönüyor çünkü glikoz ürünü daha uzun süre dayanıklı yapıyor. Çünkü glikozlu ürünü böcek yemiyor. Biz yiyoruz böcek yemiyor” dedi.

"Şekersiz cezeryemiz var ve halen çok tercih ediliyor"

Erman “Cezerye yüksek derecede piştiği için birçok yerde tercih ediliyor. Normal kazanlardan 60–70 kilo ürün çıkarken, içerisine farklı katkılar koyanlar 100–200 kiloya kadar çıkartabiliyor ürünlerini. Aslında hacim aynıdır, sadece içerik farklı oluyor” ifadelerine yer verdi. Ekonomik şartlar nedeniyle fiyatların arttığını belirten Erman “Ekonomik şartlar nedeniyle her şey pahalandı. Eskiden firmalar ve şehir dışına gidenler cezeryeyi hediye olarak götürürdü. Ancak fiyatlar artınca bu durum azaldı. Yine de şekersiz cezeryemiz var ve halen çok tercih ediliyor. Çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti olanlar da tüketebiliyor çünkü içine nişasta katmıyoruz. Hatta İstanbul’da doğal ürün satan bir firma sadece bizden alıyor” dedi.

Cevizli cezeryemizi bayramdan dolayı indirimli satıyoruz. Antep fıstıklı ve şekersiz çeşitlerimiz de mevcut diyen Erman "Ailemizin işi nesilden nesile devam ediyor. Dedemin adı Mehmet’miş. Allahtan Mehmet derlermiş o zamanlar. Allah'tanlardan derler bizim için. Ondan sonra onun oğlu Akif dedem, ‘Şekerci Akif’ zaten onun adı. Ondan sonra babam Yaşar , sonra yine ben Akif. Böylelikle Akif olarak nesilden nesile devam ediyoruz. Beşinci kuşak zaten şuan. Onun ismi de Yaşar oldu. Dokuz aylık o da. Böyle böyle devam ediyoruz” dedi.

Kaynak: Gamze Demir