Konut Satışları 2025 Yılında Tarihi Seviyelere Ulaştı!
Konut Satışları 2025 Yılında Tarihi Seviyelere Ulaştı!
İçeriği Görüntüle

Yağmurlu ve rüzgarlı havaya rağmen Özgür Çocuk Parkı'nda bir araya gelen 2021 Tüm Emekli-Sen Mersin Şubesi üyeleri, dün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilen en düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarılmasını protesto etti. Emekliler adına açıklama yapan 2021 Tüm Emekli-Sen Mersin Şubesi Başkanı Hüseyin Kurt, 9 Ocak 2026 gününden beri Meclis’te emekli sorunları için nöbetlerini ısrarla sürdüren CHP’li milletvekillerini tekrar kutladıklarını belirterek, "2 gün önceki açıklamamızda, meydanlardan ve Meclis’ten yükselen ses iktidar ortağı MHP’de de yankısını buldu, Genel Başkan Devlet Bahçeli emeklilerin aylıklarının sefalet düzeyinde olduğunu açıkladı demiş ve bu sözün gereğinin yapılmasını dilemiştik. Ne yazık ki bu dileğimiz gerçekleşmedi, emeklinin yoksulluğunu tespit edebilen ama çözüme yönelik bir iradenin olmadığını gördük. Dün akşam da TBMM'de AKP ve MHP oyları ile kabul edilen açlık sınırının üçte ikisi oranındaki 20 bin TL'lik en düşük emekli ücretine razı olmamızı istiyorlar. Bize sefaleti, yardım kuruluşlarını, belediyelerin yardım kolisini layık görenleri protesto ediyoruz. Buradan bir daha ilan ediyoruz. Bu sefalet içinde yaşamı bize dayatanlara karşı mücadelemiz sürecektir. Belli ki iktidar emeklilerden yıllar içerisinde gasp ettiklerini iade etmek gibi bir niyet taşımıyor. Onlar sanıyorlar ki büyük emekli kitlesinin ağzına seçim kararı aldığımızda bir parmak bal çalarız, gönüllerini kazanır oylarını alırız. Boşuna heves. Bu defa tutturamayacaksınız, yazın bunu bir kenara, siz o treni kaçırdınız, çünkü yarattığınız sefalet çok büyük. Kendi kendine yeten, alnı ak başı dik onurlu emekliyi barınamaz beslenemez ısınamaz duruma getirdiniz. Emekliler bilgece davranıp bunun hesabını demokratik yollardan sormayı emin olun ki bileceklerdir" dedi.

"Asgari Yaşam İnsan Onuruyla Bağdaşmaz"

2002 yılı Aralık ayında 4 A’lıların en düşük aylığı 257 TL olduğunu hatırlatan Kurt, "Asgari ücret 184 TL idi. Yani en düşük işçi emeklisi aylığı asgari ücretten yüzde 40 daha fazlaydı. Bugünkü 28 bin 75 TL olan asgari ücretin yüzde 40 fazlası 39 bin 305 lira eder. Yani refah payını, ulusal ekonominin büyümesini eklemesek bile dümdüz dört işlem yaptığımızda 39 bin 305 TL’yi buluyoruz. Bu rakam 3.5 çeyrek altına karşılık gelir. 2002 yılında emekli aylığı 8 çeyrek altın ediyordu. O günden bugüne 4.5 çeyrek altınımız dolar milyarderlerinin cebine aktarıldı. Üstelik de bu hesabı yaparken asgari ücretin de TÜİK’in ısmarlama enflasyon hesabıyla baskılandığını göz ardı etmiyoruz. Düz hesapla vardığımız bu sonuç, CHP'nin asgari ücretin 39 bin liraya, en düşük emekli aylığının da asgari ücrete yükseltilmesi önerisiyle uyumludur. Öneriyi ilk adım olarak ve geçici kaydıyla destekliyoruz. Geçici olmalıdır çünkü, asgari yaşam insan onuruyla bağdaşmaz. Yoksulluğu değil varlığı paylaşmak her emeklinin emekçinin yurttaşın ana sütü gibi hakkıdır. Bu hesabı emekliler, istatistiklere ve sayılara bakmadan yaşayarak biliyorlar zaten. Bu açıklamayı emeklileri yük olarak gören, onları çalışanlarla karşı karşı karşıya getirmeye çalışan çarpık bakış açısına karşı yapıyoruz. Çalışanlar bizlerin kardeşleri yakınları çocukları ve torunlarıdır. Emekli, işçi memur çiftçi esnaf biz aynı taraftayız, toplumun yüzde doksan dokuzuyuz. Sorumluluğumuz sadece emeklilerle sınırlı değil, işsizlerimiz, okula aç giden çocuğumuz, sanayide kötü koşullarda çalışan çırağımız, ne evde ne okulda olan on binlerce gencimiz, mahsulü para etmeyen çiftçimiz de bizim derdimizdir. İktidarın hepimize karşı kurduğu bu cendereden ancak el ele vererek, güçlerimizi birleştirerek çıkabiliriz.
Alt sınır olduğu için en düşük emekli aylığı söylemde büyük bir yer tutuyor. Bazı emeklilerimiz, sizin derdiniz sadece en düşük emekli aylığının yükseltilmesi midir diye soruyorlar. Hayır, işin esası şudur. Bir kere en düşük emekli aylığı, dul ve yetim aylığı dahil insanca yaşamaya yetecek düzeyde olmalıdır. Tek bir kişi bile sefalete itildiğinde toplumun yüreği kanar. Biz her insanın mütevazi ama onurlu, ele güne avuç açmadan yaşamasının temel insan hakkı olduğunu savunuruz" şeklinde konuştu.

"Güçlerimizi Birleştirmekten Başka Çaremiz Yok"

Anayasanın 1. ve 2. maddelerinde, Türkiye Devletinin bir Cumhuriyet olduğunu, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliklerini taşıdığının yazdığını vurgulayan Kurt, "Demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti, yurttaşlarının tamamını insan onuruna uygun koşullarda yaşatmakla yükümlüdür. Bugün ulaşmış olduğumuz ulusal zenginlikte payı olan emeklilerin aylıkları, prim/gün sayısına göre hakça hesaplanmalı, yoksullukta eşitlenme değil, refahın paylaşılması sağlanmalıdır. Bunun sağlanmasının en kısa yolu 1999'da ve 2008 yılında Aylık Bağlama Oranlarını geriye çeken değişikliklerin iptal edilmesi, aylık bağlama oranının tekrar yüzde 70’e çıkarılmasıdır. Tekrar ediyoruz, iktidarın sürdürdüğü dışa bağımlı neo-liberal ekonomiyle, tarımı ve küçük orta sanayiyi çökerten borç faiz özelleştirme borsa sistemiyle yaratılan ağır tahribat o kadar büyük ki, tek bir parti, tek bir sendika, tek bir demokratik kitle örgütü bunun altından kalkamaz. Güçlerimizi birleştirmekten başka çaremiz yok. Eminiz ki, emekçiler bu iradeye sahip olduklarını kanıtlayacaklardır" ifadelerini kullandı.

"Bizler Bu Ülkenin Emeklileri Olarak Sadaka İstemiyoruz"

Taleplerini de bir kez daha dile getiren Kurt, "Emekli ve dul/yetim aylıklarının insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılması için acil seyyanen zam yapılmalıdır. En düşük emekli aylığı en düşük memur aylığıyla eşitlenmelidir. Asgari ücret derhal 39 bin lira seviyesine çıkarılmalıdır. Memur emeklilerine yasanın emredici hükmüne rağmen iki yıldır ödenmeyen seyyanen zamlar topluca ödenmelidir. Konutsuz emeklilere, gelirlerine uygun ödemeli sosyal konutlar yapılmalı, konut sahibi olana kadar kira yardımı sağlanmalıdır.Depreme dayanıksız konutlar uygun ödemeli krediyle sağlamlaştırılmalıdır. Anayasanın Sendika Kurma Hakkı ve Toplu Sözleşme Hakkı ile ilgili 51. ve 53. maddelerine emekliler veya Uluslararası Sözleşmelerde yer alan herkes ibaresi eklenerek emeklilerin sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı Anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Tüm emekli aylıkları asgari değil, insanca yaşam ilkesine göre hükûmet ve emekli sendikası arasında yapılacak toplu sözleşme yoluyla belirlenmelidir. Aylık bağlama oranı (ABO) eskiden olduğu gibi yüzde 70 olmalıdır. Yıllardır savsaklanan İntibak Yasası derhal çıkarılmalıdır. Bayram ikramiyesi adı altında yılda iki defa yapılan ikramiye ödemelerine banka emeklileri de dahil edilmeli, ikramiyeler yılda dört defa birer aylık tutarında ödenmelidir. Emekli aylığı promosyonları 3 yılda bir değil her yıl ödenmelidir. Emekli aylıklarından alınan muayene, tedavi ve ilaç katkı payı kesintileri kaldırılmalıdır. Toplu taşıma araçlarında emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlanmalıdır. Bizler bu ülkenin emeklileri olarak sadaka istemiyoruz. Ücretlerimizden kesilip sisteme emanet ettiğimiz primlerimizin karşılığı olarak hakkımızı istiyoruz" dedi.

Muhabir: Koray Ünlü