Menisküsün diz ekleminin sağlıklı çalışmasında önemli bir görev üstlendiğini anlatan Doç. Dr. Erdinç Genç, bu yapının dizde adeta amortisör görevi gördüğünü belirtti. Genç, uyluk ve kaval kemiği arasındaki basıncın dengeli biçimde dağılmasına yardımcı olan menisküsün, kemiklerin doğrudan birbirine temas etmesini önleyerek kıkırdak dokunun korunmasına ve dizin sağlıklı hareket etmesine katkı sağladığını söyledi.

Tedavide ilk seçenek menisküsü korumak

Menisküs yırtıklarında mümkün olduğunca mevcut dokunun korunmasına çalışıldığını vurgulayan Genç, cerrahi müdahale gereken hastalarda öncelikle menisküsün tamir edilmesini hedeflediklerini kaydetti. Doç. Dr. Genç, bazı vakalarda ise yırtığın çok parçalı ve ileri düzeyde olması nedeniyle menisküsün bir bölümünün veya tamamının alınmasının gerekebildiğini belirtti. Doğal menisküsün korunmasının uzun vadede eklem sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Genç, menisküs kaybının ardından yeni nesil nakil yöntemlerinin gündeme geldiğini söyledi.

1,5 milyondan fazla vatandaşa ücretsiz ilaç desteği
1,5 milyondan fazla vatandaşa ücretsiz ilaç desteği
İçeriği Görüntüle

Menisküs Kaybında Yeni Tedavi Seçeneği

Hastanın kendi tendon dokusu kullanılıyor

Menisküsün korunamadığı hastalarda kadavradan alınan menisküs dokularının nakledilebildiğini aktaran Doç. Dr. Genç, son dönemde öne çıkan yöntemlerden birinin ise hastanın kendi tendon dokusundan menisküs benzeri bir yapı oluşturulması olduğunu söyledi. Genç, özel tekniklerle hazırlanan bu dokunun hasarlı bölgeye veya menisküsün tamamına nakledildiğini belirterek, amaçlarının uzun vadede kalıcı bir menisküs benzeri yapı elde etmek olduğunu ifade etti.

Bağ yaralanmaları eşlik ettiğinde de uygulanabiliyor

Hastanın kendi dokusundan oluşturulan menisküs naklinin özellikle ileri düzey menisküs kayıplarında ve çoklu bağ yaralanmalarının bulunduğu vakalarda tercih edilebildiğini belirten Genç, yöntemin ulaşılabilirlik ve maliyet açısından da avantajlar sunduğunu söyledi. Özellikle ön çapraz bağ ve diğer bağ yaralanmalarının eşlik ettiği vakalarda başarılı sonuçlar elde edilebildiğini kaydeden Genç, doğru hastaya uygun tedavinin uygulanmasının önemine dikkat çekti.

Operasyonun teknik açıdan detaylı olmakla birlikte kapalı yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini aktaran Doç. Dr. Erdinç Genç, ameliyatın genellikle 1,5 ila 2 saat sürdüğünü belirtti. Eşlik eden bağ yaralanmaları veya kemik dizilim bozukluklarının bulunması halinde bu sorunların da aynı seansta tedavi edilmesinin gerekebildiğini ifade eden Genç, ameliyat sonrası süreç hakkında şu bilgileri verdi:

“Hastalar yaklaşık bir ay içinde rahat yürümeye başlayabiliyor. Uygun fizik tedavi programıyla 4-5 ay içinde koşuya, 9-10 ay içinde ise yoğun spor aktivitelerine dönüş mümkün olabiliyor” dedi.

Kaynak: DHA