Bireylerin umutlu bakışı, ruhsal ve bedensel sağlığı oluşu, uyumlu iletişim ile başlar. Bu yapı, toplumsal kalkınmaya da hız verir, güç katar. İnsan ilişkileri, düşünce ve duyguların gözlerdeki olumlu enerjinin sevgisinin ya da sevgisizliğinin süzgecinden geçerek başlar. Sonra da sıra dilimizi kullanmamıza gelir. İşin sırrı da, çok bilinen, kullanılan "Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" deyişinde gizlidir. Dilin gücü, kelimelerin enerjisi düşmanı dost, hastayı iyi, mutsuzu mutlu eder. Konfüçyüs'e "Bir ülkeyi yönetmek için çağrılsanız, ilk iş olarak ne yapardınız?" diye sormuşlar. "Hiç kuşku yok ki, dili gözden geçirerek işe başlardım," demiş.Dil konuşma, anlaşma, düşünce ve kültür oluşturma için vardır. Dil, kusurlu olursa bu saydıklarımın tümü kusurlu olur. Yerine göre dil, kılıçtan keskindir. Kötü niyetle kullanıldığında, karşısındakinin psikolojisini darmadağın eder. İyi niyetle ise, ruha bir zenginlik katmak, neşe ve huzur için bir birdir.

Her insan başkaları tarafından övülmek, beğenilmek ister. Başkaları tarafından beğenilmek kendine olan inanç ve güveni artırır. Övülmek, en önemli teşvik kaynağıdır. Bir insana değer vermek, özen göstermek, ona kıymetli olduğunu hissettirmek bir kültürdür, görgüdür ve eğitimdir. Nasıl ki eli bol, vermeyi seven insanlar herkes tarafından takdir edilir, İşte, toplumumuzun eksikliğini duyduğu insan modeli hem eli hem dili cömert insan olgusudur. İnsanlar arasındaki iletişimde temel iki yol vardır. Yaşamımızı zenginleştiren uyum yolu ya da yaşamımızı fakirleştiren uyumsuz yol. Kişisel ya da toplum ile olan ilişkilerimizi seçtiğimiz yol üzerinde kurmak zorundayız. Dengeli davranan, düşünce ve duygularını denetleyen, dilini sevgi ve uyum yolunda kullanan, empati yapabilen, insanları yargılamadan dost olabilen, başkalarının gözlerine sevgi ile bakabilen, her insanın mutluluk düzeyini yukarıya taşırlar. Bunlar toplumun yapı taşlarıdır.

Karşımızdaki kişinin beklentilerine cevap verebildiğimiz oranda, onun bize ters gelen özelliklerine hoşgörü, sevgi ve anlayış ile bakabildiğimiz ölçüde uyum sağlarız. Kişisel ilişkilerde sürtüşmeyi en aza indiren, kavgaya dönüşmeden sorunları çözebilen, acı yerine mutluluğu, kin ve nefret yerine sevgi ve hoşgörüyü yeğleyebilen bir topumu daha fazla gün yitirmeden yeniden oluşmalıyız. Mutlu olmak için, içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir an olduğuna karar vermek için, beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları daha alçakta. Oysa mutluluk insan boyu hizasındadır. Hayat öyle lanet bir şey ki, sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda susmadığın için kahreder.

Her şeyin geçici ve fani olduğunu unutma ki, mutlu durumda fazla sevinme, acı çektiğinde de fazla üzülme. Bir bahçe ve bir kitaplığın varsa hiç bir eksikliğin yoktur. Sıradan insanlar saatin parçaları gibidir, kurulur ve fonksiyonlarını bilmeden işler dururlar. Sevgi Sabırlıdır, Sevgi Şefkatlidir. Sevgi Kıskanmaz, Övünmez, Böbürlenmez. Sevgi Kaba Davranmaz. Mustafa Mızrak / Gazeteci / Yazar