Kentlerin uygarlık ölçümü gelişmişlik göstergesidir kaldırımlar.

Hemen hemen her gün sosyal yaşam için arşınladığımız iş, okul, hastane, alışveriş ve birçok etkinlik ve temel ihtiyaçlardan arşınlıyoruz kaldırımları...

.Sormadan edemiyorum gelişmiş bir kent mi Mersin?

Kesinlikle "hayır."

Yayalardan çok, araçlara seyyar satıcılara mağazaların dükkanın içerisine sığdıramadıkları taşınır kapıları hemen hemen neredeyse her şey kaldırımlarda.

Tüm kentin ortak sorunu bu malesef ki.

Yalnızca bu mu? Yetmez...

Bir de açık otopark görevi görüyor kaldırımlar.

Hizmet etmesi gerekenin dışında bir çok görevi üstlenmekti kaldırımların görevi.

Soran yok, denetleyen yok.

Gelişmemiş kentin gelişmemiş kaldırımları...

İnişli çıkışlı...

Bazen patlak bazen kirli...

Bazen de olmuş öylece direniyor kent yaşamına...

Oysa gelişmiş ülkelerde hiç de öyle az yüksek çok yüksek yani hiç yolun içinde farklı bir taş parçası yok.

Düz yol geniş yol çizgili tüm cadde otoban gibi şeritlerle yol yaya taşıt bisiklet diye ayrılmış ve ışıklı levhalarla yön tayin edilmiş.

Hollanda'da başımdan geçen bir anı anlatayım...

Alışmadık ya!

Bisiklet yolunu fark etmeden başladım yürümeye...

Hiç frene basmadan tam hız silme geçti, şaştım neden yavaşlamıyor?

Ya da yana geçmiyor diye.

O şokla bir an fark ettim ki bisikletlinin yolu orasıydı.

Ben bir çizgi ihlali yapmıştım.

Medeniyet mi dersin yoksa ültür mi dersin.

Bizim bulamadığımız kaldırım oraya ait...