İYİ Parti Mersin Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Şule Bozkurt, Mersin ziyareti kapsamında gerçekleştirdiği basın toplantısında Türkiye’nin demografik yapısı, nüfus politikaları ve ailelerin yaşadığı derin sosyo-ekonomik kaygılar üzerine kapsamlı açıklamalarda bulundu. İYİ parti mersin İl Başkanı Ali Rıza Özdeniz’in yanı sıra yönetim kurulu üyeleri ve partililerin de yer aldığı buluşmada sorunun sadece rakamlardan ibaret olmadığını, arkasında ciddi bir güvensizlik yattığını vurgulayan Ofluoğlu, iktidarın nüfus politikalarını eleştirerek İYİ Parti’nin çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı.
"Bu rakamlar istatistik değil, Türkiye'nin geleceğine dair birer uyarıdır"
Türkiye'nin demografik tablosunun acil bir alarm verdiğini belirten Şule Bozkurt, “Bugün Türkiye'nin nüfusunu konuşacağız. Ama sadece kaç çocuğumuz doğduğunu değil, neden daha az doğduğunu konuşacağız. Sadece rakamları değil, o rakamların arkasındaki hayatı konuşacağız. 2025 yılında ülkemizde 895 bin 374 bebek dünyaya geldi. Toplam doğurganlık hızımız 1,42'ye geriledi. Bugün 9 milyon 583 bin vatandaşımız 65 yaş ve üzerindedir. Yaşlı nüfus oranı %11,1 iken çocuk nüfus oranı %20,4. Mevcut eğilimler devam ederse, yüzyılın sonunda Türkiye nüfusunun yaklaşık 76,8 milyon seviyesine gerilemesi beklenmektedir. Aklımızda bu dört rakam kalsın: 1,42- 895 bin 374- 9 milyon 583 bin- 76,8 milyon. Bunlar sadece birer istatistik değildir; Türkiye'nin geleceğine dair güçlü bir uyarıdır” diye konuştu.
"Sorun çocuk istememek değil, gelecek kaygısı"
Ailelerin çocuk sahibi olmayı erteleme nedenlerine değinen Şule Bozkurt, nüfus politikasının sadece demografiden ibaret olmadığını; ekonomi, sosyal devlet, istihdam ve aile politikalarıyla bir bütün olduğunu vurguladı. Yüksek konut maliyetleri, hayat pahalılığı, gelir belirsizliği, kreş eksikliği ve çocuk bakım giderlerinin ailelerin belini büktüğünü aktaran Şule Bozkurt, “İnsanlar önce çocuk sahibi olmaya değil, önce bir hayat kurmaya karar verir. Bazı aileler ikinci çocuğu istemedikleri için değil, sahip oldukları imkânı ilk çocuklarının geleceğine ayırabilmek için çocuk sayısını artırmıyor. Anne ve babalar sadece geçimi değil; çocuklarının güvenli bir çevrede büyümesini, şiddetten, bağımlılıklardan ve dijital dünyanın tehditlerinden korunmasını da düşünüyor. İnsanlar çocuk sahibi olmaktan değil, çocuklarını belirsizlik içinde büyütmekten endişe ediyor” dedi.

"Sloganları değil, sonuçları konuşma zamanı"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesini ve 2026-2035 dönemini kapsayan "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonunu değerlendiren Şule Bozkurt, hükümetin somut adımlar atması gerektiğini savunarak, “Aileyi güçlendirmeye yönelik her samimi çabayı elbette önemsiyoruz. Ancak bugün artık sloganları değil, sonuçları konuşma zamanıdır. Milletimiz açıklanan programları değil, kendi hayatındaki değişimi görmek istiyor. Bugün cevap bekleyen soru şudur: Aile kurmak kolaylaştı mı? Çocuk yetiştirmenin yükü hafifledi mi? Kreş hizmetlerine erişim arttı mı? Kadınların hem çalışma hayatında kalmasını hem de anneliği birlikte sürdürebilmesini sağlayacak yeni imkânlar oluşturuldu mu? İktidarın görevi insanlara sadece 'Daha fazla çocuk sahibi olun' demek değildir; aile kurmayı kolaylaştırmak, çocuk sahibi olmayı güvenli, sürdürülebilir ve umut veren bir hayat tercihine dönüştürmektir” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti’nin nüfus ve aile çözüm paketi
İYİ Parti olarak Türkiye'nin demografik geleceğini güvence altına alacak politikalarının hazır olduğunu belirten Şule Bozkurt, beş temel çözüm maddesini ise “Genç aileler için erişilebilir konut modelleri yaygınlaştırılacak, aile odaklı sosyal destekler güçlendirilecek. Çocuk sahibi olmayı ekonomik açıdan cezalandıran değil, destekleyen bir sistem kurulacak. Bakım hizmetleri sosyal devletin asli görevi kabul edilecek. Ülke genelinde kreşler yaygınlaştırılacak, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri güçlendirilerek bakım yükünün yalnızca kadınların omuzlarına kalması önlenecek. Çalışan anne ve babaları destekleyen esnek çalışma modelleri ve güçlü ebeveyn izinleri getirilecek. Hiçbir kadın annelik ile mesleği arasında seçim yapmaya zorlanmayacak. Çocukları fiziksel tehlikelerin yanı sıra şiddet, bağımlılık ve dijital dünyanın risklerinden koruyan önleyici sosyal politikalar uygulanacak. Doğumdan yaşlılığa kadar her bireyin kendisini güvende hissettiği, ailelerin yalnız bırakılmadığı bütüncül bir yapı tesis edilecek” şeklinde sıraladı.
Acil olarak önlem alınması gerektiğinin altını çizen Şule Bozkurt, "Önümüzde iki yol var: Ya bu tabloyu seyredeceğiz ya da cesur, gerçekçi ve insan odaklı politikalarla Türkiye'nin demografik geleceğini yeniden inşa edeceğiz. Biz ikinci yolu seçiyoruz. Türkiye aile kurmayı kolaylaştırmadan nüfus sorununu çözemez. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla slogan değil; daha güçlü bir sosyal devlet, daha güçlü aileler ve geleceğine güvenen bir toplumdur" dedi.



