Dünya ülkelerinde çok ciddi çalışmaların gerçekleştiği iklim konusunda bizim de yapmış olduğumuz birtakım çalışmalar yapılsa da önemseme konusunda hala eksiklerimiz var. İklim değişikliğinin kent mekanı üzerindeki etkilerini az çok yaşamaya başladık ve gitgide hızlanarak yaşamaya devam ediyoruz. Bir şehir plancısı olarak, planlama alanındaki en önemli konunun ve problemin halihazırda bulunan iklim değişikliği ve etkisi olduğunu düşünüyorum. Yaşam alanlarına olan müdahale yetkisinin verdiği sorumluluk zaten bizi bu konuda ciddi anlamda duyarlı olmaya itmektedir. Bize düşen görev en azından bu sorumluluk bilinci ile beraber bu yetkinin kentlerin lehine kullanılmasını sağlamaya çalışmaktır. Yaptıklarımızın yanına kar olarak kaldığı, kentlerin konfor şartlarının sağlanamadığı, bu konfor şartlarının mekanik çözümler ile 'normal' koşullara getirilmeye çalışıldığı ve bu çaba içerisinde daha çok enerji harcayan, iklim duyarlı olmak isterken daha çok iklimi bozan bir döngü haline gelmektedir. Yani aslında o kadar çok şey yapıyoruz ki yaşam alanlarımıza. Sadece yaptıklarımızın ne gibi sonuçlar doğurabileceğini tayin edemiyoruz. Yalnızca bu sonuçlar meydana geldiğinde, zaten olan olduğunda, yeterince zarar gördüğümüzde müdahale edebiliyoruz. Yıkımı önceden tayin edemedikten sonra yalnızca enkazı ortadan kaldırmak geliyor elimizden. Böyle de olacak zaten. İklim değişikliğinin çok ciddi etkileri kentsel yaşam alanlarına yansıdığında ve acı sonuçlar doğurduğunda bize yalnızca kalıntılarından kurtulmaya çalışmak kalacak geriye.
İklim değişikliği ve doğurabileceği sonuçlar dışında bu süreci yönetmek açısından neler yapabiliriz diye düşünmemiz gerekiyor. Literatürde iklim değişikliği etkilerinin iyi orta kötü çok kötü gibi kategorilerden oluşan senaryoları mevcut. Gün geçtikçe de bu ihtimallere yönelik çalışmalar devam ediyor. Asıl mesele her senaryonun gerçekleşme ihtimali düşünülerek alınması gereken önlemler ve tüm bu süreci yönetebilmektir. İklim değişikliği bir gerçek ve bu olgunun varlığı inkar edilemez. Bu yüzden zaten böyle bir şey yok, böyle senaryolar da gerçekleşmeyecek diyerek hayatımıza devam edemeyiz. İstesek de istemesek de bir gün elbet o senaryolardan birini yaşamak durumunda kalacağız. Bu nedenle tüm bunların farkında olarak ve buna göre davranarak yaşamak daha iyi olacaktır. Zarar görebilirlik açısından alınacak her türlü önlem bu oranı düşürecektir.