Türk tekstil tarihinin en köklü ve karakteristik unsurlarından biri olan keçe sanatı, festival kapsamında sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Dokuma yapılmadan, yün liflerinin sıcak su, sabun ve emekle birbirine kenetlenmesiyle oluşan keçe, yalın yapısına rağmen dayanıklılığıyla yüzyıllardır yaşamın birçok alanında varlığını sürdürüyor.

"Keçe, kültürel hafızayı taşıyan önemli bir mirastır"
Atölyede konuşan eğitmen Hayriye Çalışgan, keçenin yalnızca bir tekstil ürünü olmadığını, aynı zamanda kültürel hafızayı taşıyan önemli bir miras olduğunu ifade etti. Katılımcılar keçenin yapım aşamalarını birebir uygularken, geleneksel motiflerin anlamları hakkında da bilgi aldı.
Kökleri Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarına uzanan keçe sanatı, tarih boyunca göçebe Türk topluluklarının yaşamında önemli bir yere sahip oldu. Sert iklim koşullarına karşı yüksek yalıtım sağlayan keçe; otağ örtülerinden kepeneklere, eyer örtülerinden heybeye kadar günlük yaşamın vazgeçilmez parçaları arasında yerini aldı.
Unutulmaya yüz tutmuş el sanatları yaşatılıyor
Keçe üzerinde kullanılan motiflerin de derin anlamlar taşıdığına dikkat çekilen atölyede; doğayı, bereketi, gücü ve inancı simgeleyen desenlerin kültürel kimliğin sessiz anlatıcısı olduğu vurgulandı. Zanaatkarın el emeğiyle şekillenen her motifin, keçeyi sıradan bir üründen yaşayan bir sanat eserine dönüştürdüğü de ifade edildi.
Geleneksel sanatların modern dünyada yeniden değer kazandığını belirten katılımcılar ise doğal, sürdürülebilir ve estetik yapısıyla keçenin günümüzde tasarım alanında da önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Festival kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, hem unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının yaşatılmasına katkı sundu hem de genç kuşakların geleneksel üretim teknikleriyle tanışmasına olanak sağladı.




