Açıklama, son yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarının önemli bir bölümünün elektrik şebekesindeki teknik ihmallerden kaynaklandığını vurgulayarak 2024`te Diyarbakır`ın Çınar ilçesinde 17 kişinin hayatını kaybettiği faciayı hatırlattı. Açıklamada elektrik dağıtım hatlarının bakımsızlığına, eskiyen altyapıya ve yetersiz denetime dikkat çekilerek, yangın riskini azaltmaya yönelik çeşitli teknik çözüm önerileri de sunuldu. Özelleştirme sonrası kar odaklı işletme modelinin de eleştirildiği açıklamada mevcut tablonun sürdürülemez olduğu belirtilerek elektrik dağıtım altyapısının kamulaştırılması ve merkezi bir planlama anlayışıyla yeniden yapılandırılması çağrısında bulunuldu.
Yetersiz denetimler yangın riskini doğrudan tetiklemektedir
Yaz aylarında artan orman yangınlarının temelinde ihmal faktörü yatsa da mangal ateşi ve sigara izmariti gibi kişisel nedenlerin yanı sıra elektrik şebekelerindeki teknik kusurlar da bu kayıplarda önemli bir pay sahibidir. Elektrik iletim ve dağıtım hatları; özellikle rüzgarlı havalarda iletkenlerin birbirine teması, bakımsız trafoların patlaması veya ekonomik ömrünü tamamlamış direklerin devrilmesi gibi nedenlerle orman yangınlarının en kritik faktörlerinden biri haline gelmiştir. Altyapıdaki bu eskime ve yetersiz denetimler yangın riskini doğrudan tetiklemektedir. Nitekim 2021‘de Muğla ve Antalya, 2023‘te Çanakkale, 2024‘te Diyarbakır, Mardin ve 2025‘te İzmir Çeşme`de yaşanan büyük yangınların enerji nakil hatlarındaki arızalardan kaynaklandığı resmi raporlarla belgelenmiş veya yetkili makamlar tarafından açıklanmıştır.
Elektrik kaynaklı yangınların ne denli büyük bir tehdit oluşturduğunu anlamak için, 2024 yazında Diyarbakır`ın Çınar ilçesinde başlayan ve 17 yurttaşımızın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan büyük felaketi hatırlamak yeterli olacaktır; bu facia teknik ihmallerin bedelinin ne kadar ağır olabileceğini acı bir şekilde kanıtlamıştır. Bu yıkıcı tablo münferit bir olay değil; son yıllarda Ege Bölgesi‘nden Güneydoğu Anadolu‘ya kadar ciğerlerimizi yakan birçok felaketin, benzer teknik kusurlar ve denetimsizlik zinciriyle tetiklendiği acı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. 2026 yazına girdiğimiz bu kritik günlerde, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda aynı risklerin kapıda olduğu konusunda kamuoyunu ve yetkilileri uyarıyoruz. Ülkemizde elektrik şebekesi kaynaklı orman yangınlarının artık bir son bulması için bir an önce somut önlemlerin alınması noktasında ilgili tüm kurum ve kuruluşlara acil çağrıda bulunuyoruz.
Enerji Nakil Hatları titizlikle denetilmelidir
Elektrik dağıtım şirketleri, ormanlık alanlardan geçen enerji nakil hatlarını yaz mevsimi öncesinde ve periyodik aralıklarla titizlikle denetlemelidir. Bu kapsamda; iletkenler üzerindeki standart dışı veya gevşek bağlantılar ile işlevini yitirmiş izolatörler süratle yenilenmeli; seçicilik ve kapasite açısından uygun olmayan yüksek gerilim (YG) sigortaları teknik kriterlere uygun hale getirilmelidir. Ayrıca, sistemin can ve mal güvenliği açısından kritik önemdeki topraklama tesisatının işlerliği ve yönetmeliklere uygunluğu ölçülmeli, elektriksel koruma testleri yapılmalıdır. Ulaşılması zor bölgelerde hata tespiti ve giderilmesinde insansız hava araçlarının (İHA) kullanılması sağlanmalıdır.
Yangın riskini azaltmak için elektrik direklerinin zemin çevresi yanıcı materyallerden arındırılmalı ve hat boyunca temiz bir koridor oluşturulmalıdır. Orman Genel Müdürlüğü, enerji nakil hatları altındaki ve yakınındaki ağaçların periyodik budama işlemlerini yakından takip etmeli; dalların iletkenlere temas etme ihtimalini ortadan kaldırmalıdır. Sorumlu kurumlar tarafından, ormanlık bölgelerdeki elektrik tesisleri için kapsamlı "Elektriksel Ark" ve "Yangın Riski" analizleri yapılmalıdır. Bu analizlerden elde edilen veriler ışığında, tesislerin tasarım ve uygulama aşamalarında izoleli kablo kullanımı ve kıvılcım tutucu sistemler gibi yangın önleyici mühendislik çözümleri hayata geçirilmelidir.
Özelleştirme sonrası kâr odaklı yaklaşımla taşeronlaşan elektrik dağıtım hizmetlerindeki teknik yetersizlik ve denetim eksikliği; ciddi bir risk unsuru haline gelmiştir. Oysa elektrik şebekemizin, uzaktan izleme ve akıllı şebeke yatırımlarıyla dönüştürülerek geliştirilmesi gerekirdi. Günümüz teknolojisiyle, yapay zekâ destekli sistemler aracılığıyla bağlantı noktalarındaki sıcaklık artışları gibi şebeke anormalliklerinin izlenmesi ve risklere uzaktan müdahale edilmesi mümkündür. Örneğin; helikopter veya İHA`lara entegre edilen lidar sensörleri ile ağaç dallarının iletkenlere olan mesafesi santimetre hassasiyetinde ölçülebilir ve emniyet mesafesinin altına düşen kritik noktalar önceden tespit edilebilir. Buna ek olarak, her yaz başında tüm hatların termal haritası çıkarılarak "gizli" ısınma noktaları belirlenmeli; yangın riskinin yüksek olduğu bölgelerde ise çıplak iletkenler yerine vakit kaybetmeksizin izoleli kablo sistemlerine geçilmelidir.
Elektrik dağıtım şebekesi kamulaştırılmalı
Orman yangınlarıyla mücadelede temel ilke, yangının yayılmadan kontrol altına alınmasıdır. Bu doğrultuda, pasif bekleyiş yerine proaktif müdahale stratejileri geliştirilmelidir. Yeni teknoloji olanaklarından yararlanılarak; görüntü işleme ve yapay zekâ yazılımlarıyla donatılmış termal kameralar ve duman algılayıcı sensör ağları kurulmalıdır. Yangın söndürme araç ve gereçlerinin yanı sıra, dijital erken uyarı sistemlerine yapılacak yatırımlar, müdahale süresini minimuma indirecektir. Enerji nakil hatlarının ve ormanlarımızın güvenliği; özel şirketlerin kâr hırsına, taşeronlaşma zincirine ve piyasanın insafına terk edilemeyecek kadar hayati bir meseledir. 2026 yılına gelmemize rağmen hâlâ aynı ihmalleri konuşuyor olmamız ve can güvenliği endişesinin her geçen gün artması, mevcut işletme modelinin iflas ettiğinin en somut kanıtıdır. Yazın kavurucu sıcaklarda yangınlara, kışın ise kar yağışıyla birlikte yaygın elektrik kesintilerine ve trajik can kayıplarına yol açan bu yıpratıcı sarmaldan çıkışın tek yolu, enerjinin yeniden temel bir "kamusal hizmet" olarak ele alınmasıdır. Bu kronik ihmaller zincirini kırmanın kesin çözümü; elektrik dağıtım şebekesinin derhal kamulaştırılması, uzman teknik personelin işbaşına getirilmesi, teknoloji odaklı yatırımlarla enerji altyapısının merkezi bir planlama ve kamusal anlayışla yeniden yapılandırılmasıdır.




