Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verileri sonrası Devrimci Emekliler Sendikası (DEV EMEKLİ-SEN) SGK Mersin İl Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. Devrimci Emekliler Sendikası MYK Üyesi Şehmuz Kaya açıklamada, asgari ücretliler, emekliler ve kamu emekçilerinin artan hayat pahalılığı karşısında korunmadığı belirtilerek, uygulanan kemer sıkma politikalarının yükünün emekçilerin sırtına yüklendiği ifade etti.

“En düşük emekli aylığı açlık sınırının çok altında”
Hükümetin olası yasal düzenlemelerle en düşük emekli aylığını yaklaşık 18 bin 900 TL seviyesine yükseltmesinin planlandığı belirten Kaya, “Hükümetin sözde bir "yasal düzenleme" lütfetmesi durumunda dahi, en düşük emekli aylığının yaklaşık 18 bin 900 TL seviyesine çıkarılması planlanmaktadır. Açlık sınırının 30 bin TL’yi zorladığı bir dönemde, 18 bin 900 TL bir aylık değil, bir ölüm harçlığıdır! Tüm bu hesaplamalar ışığında, Türkiye’deki ortalama emekli aylığının 23 bin 500 TL civarında kalacağı öngörülmektedir. Bu rakam, yoksulluk sınırının üçte birine bile denk gelmemektedir! Buradan tüm kamuoyunu uyarıyoruz. Büyük bir hak gaspı ile karşı karşıyayız. Kök aylık adı verilen ucube sistem yüzünden, yaklaşık 4 milyon emekli arkadaşımız, Ocak 2026’da yapılacak oransal zamlardan tek bir kuruş bile faydalanamama tehlikesiyle, yani sıfır zam gerçeğiyle yüz yüzedir. Eğer emeklinin kök aylığı, yapılan yüzde 12’lik artışa rağmen Hazine destekli en düşük emekli aylığı sınırının altında kalırsa, bu emeklilerin eline geçen parada hiçbir artış olmayacaktır. Devletin kasasından çıkan para aynı kalacak, emeklinin cebine giren para aynı kalacak, ancak televizyonlarda emekliye zam yaptık naraları atılacaktır. Bu, açıkça halkı kandırmaktır, bu açıkça hırsızlıktır” diye konuştu.

TÜİK’e tepki: “Sokaktaki gerçeklerle örtüşmüyor”
TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin emeklilerin gerçek yaşam maliyetlerini yansıtmadığı söyleyen Kaya, “Yoksulluğumuzun teknik sorumlusu siyasi iktidarsa, uygulayıcı tetikçisi TÜİK’tir. Türkiye İstatistik Kurumu, açıkladığı her veriyle emeklinin sofrasındaki ekmeği küçültmektedir. TÜİK’in marketi nerededir? TÜİK’in kirasını ödediği ev hangi semttedir? TÜİK yöneticileri hangi faturaları ödemektedir? Bizim yaşadığımız enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasında dağlar kadar fark vardır. TÜİK, pinpon topu ve plastik leğen fiyatlarını baz alarak enflasyon hesaplarken; emekli peynir, zeytin, et, süt, doğalgaz ve kira fiyatları altında ezilmektedir. Resmi enflasyonun sokağın gerçeği ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. TÜİK’in verilerine göre yapılan maaş ve aylık zamları, aslında reel gelirlerin düşürülmesi operasyonudur. Bizler, bu kurumun başkanından ve verileri manipüle eden her bir bürokratından, gasp ettikleri haklarımız için hukuk önünde ve tarih önünde hesap soracağız” şeklinde konuştu.
“Emekli aylığı sadaka değil, alın terinin karşılığıdır”
Kaya, emekli aylıklarının bir sosyal yardım ya da sadaka olmadığına vurgu yaparak, “İktidar temsilcileri, her zam dönemi öncesinde çıkıp emeklimizi enflasyona ezdirmedik, bütçe imkanlarını zorluyoruz gibi hamasi nutuklar atmaktadır. Bu masallara karnımız toktur. Emekli aylığı, devletin verdiği bir lütuf, bir hibe, bir sosyal yardım veya sadaka değildir. Emekli aylığı; yıllarca peşin ödenmiş primlerin, dökülmüş alın terinin ve yaratılmış artı değerin karşılığıdır. Bugün 'bize kaynak yok' diyenler; Kur Korumalı Mevduat ile zenginlere, vergi aflarıyla holdinglere, geçiş garantili projelerle müteahhitlere ve faiz lobilerine milyarlarca lirayı bir gecede aktarabilmektedir. Sorun kaynak sorunu değil, tercih sorunudur! İktidar tercihini sermayeden yana kullanmakta, faturayı ise emekçiye ve emekliye kesmektedir” ifadelerini kullandı.




