Yerküre, yaşadığımız gezegen, dünya.
Oturduğumuz pencereden baktığımızda gözümüzün gördüğü kadarından sorumlu hissederiz ancak iş öyle değil...
Bugün dünyada eğitime, teknolojiye, sanayi ve tekstile hatta işlenmiş gıdaya erişemeyen toplumlara, milletlere, dahası ülkelere rastlamak çok mümkün.
En basitinden yeni dünya düzeninde dijitalleşmenin sağladığı konfor içerisinde bu yaşamları görmek araştırmak çok daha kolay oldu.
Bundan dolayı bu toplumlarda hayat çok düzenli, rahat ve insanı önde tutan bir anlayış içinde sürmüyor.
Belgesel ve yapılan yayınlarda gördüğümüz kadarıyla geri kalmış toplumlar için yapılması gereken ne olur ise insan için yapmalıyız.
Aydınlanma sürecini yaşayan Avrupa milletleri ne baktığında üzerinde önemle durdukları insan, çevre yaşanası bir dünya çok önemli bir yere sahip.
En basitinden bu ülkelerde, gazetelerin ve gazeteciliğe bağlı sektörlerin hayat açısından ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu görmekteyiz.
Yazılan yazılar, okunan dergi ve gazete miktarı Dünya insanının bilgiye ve eğitime ulaşmak için harcadığı ve ayırdığı bütçe yadsınamayacak kadar büyük.
Bundan dolayıdır ki yaşadığımız toplumların daha refah daha modern aydınlanma sürecini tamamlamış milletler olabilmesi için öncelikle eğitime her şeyden daha fazla önem vermektedir.
Nereden çıktı böylesi bir konuyu ele almak, kaygılanmak, bir dert edinmek derseniz; izlemiş olduğum bir belgeselde Afrika kabilelerinden birinde insanların, kadın ve çocukların ne zor şartlarda yaşam savaşı verdiğini gördükten sonra insan olarak ne yapmalıyız diye kendime sordum.
Yaşadığımız bu gezegende bu insanların da eğitime teknolojiye ve sanayileşmeye ihtiyaçları olduğunu ve bunun için tüm dünyanın seferber olması gerektiğini dert edindim.
Şimdi belki de hep beraber bir belgeselleri daha sık seyredip dersler çıkarmalıyız.