TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi ve AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi üzerine Genel Kurul’da söz alarak önemli açıklamalarda bulundu. Kararlılık ve kardeşlik vurgularının öne çıktığı konuşmasında Kıratlı, "Terörsüz Türkiye demek birlik, beraberlik, daha güçlü demokrasi ve daha güçlü ekonomi demektir," ifadelerini kullandı.
"Mücadelemiz tek bir ananın gözyaşı dökülmemesi içindir"
Terörle mücadele sürecinde ödenen ağır bedellere ve çekilen acılara dikkat çeken Kıratlı, meselenin sadece güvenlik boyutundan ibaret olmadığını, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren tarihi bir eşikte olunduğunu belirtti. Kürsülerden rakamlarla konuşmanın kolay olduğunu vurgulayan Kıratlı, kaybedilen her canın arkasında bir aile ve derin acılar bıraktığını ifade etti.
Siyaset üstü birliktelik ve toplumsal mutabakat
Hazırlanan kanun teklifinin 86 milyonun ortak meselesi olduğunun altını çizen AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, komisyon çalışmaları boyunca toplumun tüm kesimlerinin dinlendiğini aktardı. Şehit ailelerinden gazilere, akademisyenlerden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir istişare zemini oluşturulduğunu belirten Kıratlı, amacın geleceğe huzurlu ve terörden arınmış bir Türkiye bırakmak olduğunu kaydetti.
Ali Kıratlı’nın TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşma metni
AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı’nın meclis kürsüsünden yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:
"Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başlarında bizleri izleyen aziz milletim; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada yalnızca bir güvenlik meselesini değil; ülkemizin geleceğini, evlatlarımızın yarınlarını, milletimizin huzurunu, birlik ve beraberliğimizi, kalkınmamızı ve ortak istikbalimizi ilgilendiren tarihi bir süreci konuşmak için söz almış bulunuyorum.
Yaklaşık yarım asır boyunca terör sadece canlarımızı bizden koparmadı; aynı zamanda ekonomimizi de hedefe aldı. Üretime, eğitime, sağlığa yani kısacası kalkınmamıza ayıracağımız kaynağı terörle mücadeleye harcamak zorunda kaldık. Ancak hiçbir ekonomik kayıp kahraman şehitlerimizin ve kaybettiğimiz canların yerini tutamaz. Binlerce evladımızı toprağa verdik. Binlerce ocağa ateş düştü. Binlerce anne, baba, eş ve evlat tarifsiz acılar yaşadı.
Bugün bazıları kolayca 'Gerekirse 10 bin şehit veririz, 100 bin şehit veririz ama bu işlere girmeyelim' diyebiliyor. Bedel ödemeden oturdukları yerlerden, kürsülerden rakamlarla konuşmak kolaydır. Ama o rakamların her biri bir candır, bir ocaktır, bir ailedir. Bir annenin duası, bir babanın gururu, bir evladın geleceğidir. Aradan 50 yıl geçse de kınalar yakarak askere uğurladığı evladının şehadet haberini alan annenin yüreğindeki acı hâlâ ilk günkü kadar tazedir. Çünkü ateş düştüğü yeri yakar.
İşte bizim mücadelemiz tam da bunun içindir: Bir tek evladımızı daha toprağa vermemek, bir tek ocağa daha ateş düşürmemek, bir tek annenin daha gözyaşı dökmemesi içindir.
Terörle mücadeleden vazgeçmedik, yarın da vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki terörle mücadele sadece silahla değil; terörü besleyen bütün zeminleri ortadan kaldıracak güçlü devlet aklıyla başarıya ulaşır. İşte bugün yürüttüğümüz 'Terörsüz Türkiye' hedefi de devletimizin kudretinin, milletimizin birliğinin ve ortak geleceğe olan inancımızın adıdır.
Değerli milletvekilleri, şunun özellikle altını çizmek istiyorum: Bu süreç aziz şehitlerimizin hatırasını unutturan değil, emanetine sahip çıkan bir süreçtir. Şehitlerimizin uğruna can verdiği ay yıldızlı bayrağımızdan, vatanımızdan, devletimizden ve milletimizin birliğinden asla taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Hiçbir şehit annesinin başını asla öne eğdirmeyeceğiz. Hiçbir şehit babasının yüreğini incitecek bir anlayışın içinde olmayacağız. Çünkü bugün bu gazi meclisin çatısı altında hür ve bağımsız bir şekilde konuşabiliyorsak bunu aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçluyuz. Onların emaneti bizim namus emanetimizdir.
Bu anlayışla, kapsamlı istişareler sonucunda hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifimizi gazi meclisimizin takdirine sunduk. Komisyon çalışmalarımız boyunca farklı siyasi görüşlerden milletvekillerimizi, hukukçularımızı, akademisyenlerimizi, sivil toplum kuruluşlarımızı, şehit annelerimizi, gazilerimizi, Diyarbakır annelerini ve toplumumuzun bütün kesimlerini dinledik. Çünkü bu mesele bir partinin değil, 86 milyonun meselesidir. Bu mesele siyaset üstü bir millet meselesidir.
Çünkü terörsüz Türkiye demek birlik, beraberlik, kardeşlik demektir. Terörsüz Türkiye demek daha güçlü demokrasi, daha güçlü ekonomi demektir. Terörsüz Türkiye demek daha fazla yatırım, üretim ve istihdam demektir. Terörsüz Türkiye, gençlerimizin geleceğini kendi ülkelerinde kurması demektir. Kısacası terörsüz Türkiye huzurun, kalkınmanın ve güçlü Türkiye'nin adıdır. Biz farklılıklarımızı ayrılık sebebi değil, millet olma şuurumuzun zenginliği olarak görüyoruz. Çünkü dünümüz bir, bugünümüz bir, geleceğimiz birdir.
Bu tarihi sürecin başlamasına öncülük eden Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye, bu süreci güçlü bir devlet politikası haline getiren, 'Sonunda baldıran zehri de olsa içmeye hazırım' diyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a ve yapıcı katkılarıyla sürece destek veren bütün siyasi partilerimize, milletvekillerimize ve süreci sahiplenen aziz milletimize teşekkür ediyorum.
Toplumumuzun hiçbir kesimini dışlamadan; etnik, mezhep, meşrep ayrımı yapmadan, hiçbir vatandaşımızı ötekileştirmeden ortak acılarımızı ortak geleceğe dönüştürecek bu süreci hep birlikte başarıya ulaştıracağımıza yürekten inanıyorum. En büyük hedefimiz, çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı'nda terörü yaşayan değil, sadece tarih kitaplarında okuyan bir nesil olmasıdır.
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifimizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor; bu vesileyle bir kez daha aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla yad ediyor, yüce meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum."



