Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki görevinden ihraç edildikten sonra kentin sanatsal kimliğine yeni bir soluk getiren Yard. Doç. Dr. Veli Mert, tamamlanan hukuk süreçlerinin ardından yaşanan "iade" eşitsizliğini çarpıcı sözlerle değerlendirdi. Akademiden uzaklaştırıldığı dönemi "sanatla direniş" sürecine dönüştüren Mert, bir yandan Mersin’in kültür politikalarında referans noktası haline gelen D5 Sanat Ortamı’nın başarı hikayesini anlatırken, diğer yandan hukuk kararlarındaki çelişkilere dikkat çekti.

"Her mahkemede aynı suça ilişkin farklı kararlar çıktı" diyen Mert, pişmanlık duymadığı için göreve iadesinin geciktirildiğini savunurken, sivil alandaki üretimlerinin kendisini daha da güçlendirdiğini vurguladı. Akademisyen eşi Nida Karaytuğ Mert ile birlikte çalışabilmek için akademik hayata geri dönmeyi bekleyen deneyimli sanatçı, baskı ortamının üretkenliği ve kaliteyi artırdığını ifade ederek Mersin'e ve geleceğe dair umut dolu mesajlar verdi.

Tamamlanan hukuk süreçleri sonrası bazı akademisyenlerin görevine geri dönmelerini değerlendiren Yardımcı Doçent Doktor Veli Mert, arkadaşlarının dönmesine karşılık kendisine görev verilmemesini anlayamadığını söyledi. Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi iken barış bildirgesine imza attığı için akademiden ihraç edilen Yard. Doç. Dr. Veli Mert, yaptıklarının hiçbir zaman suç olduğuna inanmadığını söyleyerek, “İşlediğimiz suç, güya suç olmasına rağmen hepimizi ayrı ayrı yargıladılar, herkese ayrı ayrı dava açtılar, herkesi ayrı ayrı mahkemeye yolladılar. Her farklı mahkemede aynı suça ilişkin farklı kararlar çıktı. Ben mesela şimdi kendime suç yakıştırıyorum! Diğerleri döndü, ben niye dönemedim diye sorguluyorum. Benim ‘Pişman değilim’ diye bir açıklamam var, yani bir daha olsa bir daha yaparım. Demek ki devlet büyükleri, biraz daha dursun, diyor. Bunun dışında tırnak içinde söylüyorum, siyasi ve politik anlamda herkesin döndüğü yerde benim dönmemiş olmamı pişman olmama bağlıyorum” dedi.

“Kendimizi sanat politikalarını yönetirken bulduk”

D5 Sanat Ortamı Atölyesinin kuruluş sürecini de aktaran Mert, “Uzaklaştırılmadan önce atölye açmak istiyordum ama bir türlü açamıyordum. Kendimi tamamen öğrencilerime adamıştım. Resim bile yapacak zamanım olmuyordu. Atıldıktan sonra 1,5-2 yıl kendi atölyemde dersler vermeye başladım. Seramikten mezun olan Lorin Nakkaş arkadaşımızla birlikte evimizin altındaki dükkanı tutup organize ettik. Sonra İbrahim Tokaslan, Lorin Nakkaş, ben ve eşim Nida Karaytuğ Mert ile birlikte bir kolektif kurduk. Sonra Derya Gözükızıl katıldı bize. Mersin’de güncel sanatla ilgili tüm üretimlere ortam oluşturmak ve bunu kentle buluşturmaktı hedefimiz. Biz kendimizi kendi üretimimizden daha çok, kentin kültür sanat politikalarını Kültürhane ile beraber yönetirken bulduk. Belediyelerle çok güzel iş birliği içine girdik ve D5 bir kimlik olarak ortaya çıktı. Beş duyu anlamına geliyor. İnsandaki beş duyuya yönelik üretim olacak diye bekledik. Ama en çok görme, dokunma ve birazcık da tat duyularına hitap edebildik. Şimdi Mersin’de kültür sanat politikalarında referans noktasındayız. Kişisel olarak ben Kültürhane’nin de başından beri içindeyim, derneğin üyesiyim aktif olarak” diye konuştu.

Anadolu Kültür hep yanımızdaydı

Akademik hayatına başlamadan çok önce Anadolu Kültür Derneği ile tanıştığı bilgisini veren Mert, “Bizim öğrencilerimizi yurt dışına götürmemize vesile oldular. Bu süre içerisinde Anadolu Kültür’ü hep yanımda gördüm. Anadolu Kültür başımıza gelen bu olay karşısındaki dirençli tutumumuzu, dayanışmacı tutumumuzu, iş birlikçi tutumumuzu bizimle beraber deneyimledi.

Mersin’de balıkçılık: Tezgahlar canlı, tüketim düşüşte
Mersin’de balıkçılık: Tezgahlar canlı, tüketim düşüşte
İçeriği Görüntüle

Anadolu Kültür sayesinde 2012’de Tandem ve 2017 yılında VAHA projeleri ile birlikte Avrupa projeleri yürüttük. Mersin olarak Anadolu Kültür sayesinde Diyarbakır’la, Van’la, Mardin’le ilişki kurduk, buralara sergi götürdük, onları tanıma fırsatı bulduk. Akdeniz Belediyesi ile iş birliği yaparak Akdeniz Sanat Ekspresi oluşturduk. Eğer Anadolu Kültür olmasa oradaki arkadaşların bizden, bizim de oradaki arkadaşlardan haberimiz olmayacaktı” şeklinde konuştu.

“Umutsuz değilim, direnerek ilerliyoruz!”

Kültür ve sanat alanındaki baskı ortamı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Veli Mert, “Ne kadar basınç olursa öz daha çok sıkışıyor, kalite daha çok artıyor. Ben hayatımın 50 yılında yapamadığımı bu son 10 yılda yaptım. Bu da şunu gösteriyor; gün gelip bir şey sizi bulduğunda siz hangi potansiyelde ve hangi bakış açısındasınız? Burada mesela benim gibi isyankarları, direnenleri ve dayanışanları görüyorum. Biz direnerek ilerliyoruz. Ben umutsuz değilim, çok umutluyum. Biz en dipte bunları yaşıyorsak heralde sürecin içinde başka bir boyuta geçeriz diye düşünüyorum” dedi.

Veli Mert, hukusal süreç sonrası mesleğe iade edilmeyi beklediğini belirttiği konuşmasında, eşinin de doktorasını bitirdiğini ve onunla birlikte çalışmak istediğini de söyledi.

Muhabir: Refik Arıtürk