Her şeyin bir zamanı var.İnsanlar, yapmaya çalıştıkları şeylerin sonucunu önceden tam olarak bilemez, çünkü beklenmedik zamanda beklenmedik olaylarla karşılaştığını' kastiremez insan.Çoğu zaman insanın bir olayı yaşamasının tek nedeni, doğru zamanda doğru yerde ya da yanlış zamanda yanlış yerde olmasıdır.İnsan bir şey için ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun, önceden tahmin edilemeyen ve sonucu etkileyebilecek olaylar mutlaka olur. Tanrı insanlığa yapacak birçok şey, birçok uğraş verdi ayrıca Tanrı bize yapmak istediğimizi seçme özgürlüğü de tanıdı. Ancak bir şeyin en iyi sonucu verebilmesi için doğru ya da uygun zamanda yapılması gerekir. Çiftçiler her ürün için uygun bir ekim zamanı olduğunu bilir. Peki çiftçi bu basit gerçeği görmezden gelip bir ekini yanlış bir zamanda veya mevsimde ekerse ne olacak. Çok emek verdiği halde iyi ürün alamazsa, bunun sorumluluğunu kime yükleyecek.Sorun çiftçinin ürünü doğru zamanda ekmemiş olmasndadır. Çiftçi, Yaratıcının kurduğu doğal düzene uysaydı iyi bir sonuç alabilirdi.
İnsanlar, egemenlikleri altına aldıkları yeryüzünü kendi yararları için kullanmalıydılar. Fakat bunu sorumluluk duygusuyla yapmalıydılar. İnsanlar yerin yağmacıları değil, saygın kahyaları olmalıydılar. Yerin bugün tanık olduğumuz harap edilişi, Yaratıcının amacına aykırıdır ve bunu yapanlar yeryüzündeki yaşamın amacına aykırı hareket ediyorlar.Ve zamanlamayı bilmeden eyleme geçiyorlar.İnsanoğlu kendi çabalarıyla Yaratıcının yaptığı işi baştan sona asla anlayamaz."Cevabı bulma konusundaki acizlikle öğrenme arzusu arasındaki bu köklü çelişki, düşünürlere ve filozoflara çağlar boyu sıkıntı vermiştir.
Yirminci yüzyıldaki gelişmeleri büyük olasılıkla yakından biliyoruz. Meydana gelen karışıklığın farkındayız. Milyonlarca insan savaşlarda öldü. Bu ölenlerden başka, milyonlarca kişi de açlık ve hastalık yüzünden öldü. Depremler sayısız can aldı. Hayata ve başkasının malına karşı saygısızlık artıyor. Ağır suçlarla ilgili korku günlük yaşamın bir kısmı haline geldi. Ahlak standartları bir kenara itildi. Nüfus patlaması çözülemeyen sorunlar yaratıyor. Çevre kirliliği yaşamın niteliğini bozuyor, hatta tehlikeye sokuyor.
Siyasal konferanslar ve antlaşmaların insanlarda gerçek bir değişime yol açmadığını unutmamalıyız. Bunlar, insanların birbirlerini sevmelerini de sağlamıyor. Dünya liderleri ne ağır suçları durdurabiliyor ne de hastalık ve ölümü yok edebiliyorlar. Bunun için, insanın barış ve güvenlik yönünde sağladığı herhangi bir gelişmeye güvenip, bu dünyanın, sorunlarını çözme yolunda olduğunu sanmamalıyız. Sonuçta zamanlamayı Yüce Yaratıcı yapar ve herşey zamanında vuku bulur.
Sevgiyle kalın. Ve her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi birçok kötülüğü örter.