Mersin Akdeniz Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın da aralarında bulunduğu 41 şüphelinin tutuklanması sonrası yaşanan süreçle ilgili değerlendirmede bulundu.
Operasyon oldu piyasa rahatladı mı, çiftçinin ürünü değer kazandı mı?
Mersin Yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatların yapay biçimde yükseltildiği ve haksız kazanç sağlandığı iddiaları üzerine 1.029 üreticinin beyanına başvurulduğu, Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi verilerinin de incelendiği kamuoyuna açıklandığını hatırlatan Yılmaz, “Elbette hukuka aykırı bir işlem varsa gereği yapılmalıdır; buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak bugün üretici açısından sorulması gereken başka bir soru vardır: Piyasa rahatladı mı, çiftçinin ürünü değer kazandı mı? Üreticinin sahada hissettiği tablo maalesef bunu göstermiyor. Aksine, yaşanan sürecin ardından sektörde oluşan tedirginlik, zaten çeşitli nedenlerle daralan ihracat ve pazarlama kanallarına yeni bir belirsizlik eklemiştir. Son günlerde Mersin’de sektör temsilcileri de ihracatçıların alımlarda daha temkinli davrandığını, ihracatın yavaşlamasının ürünün dalda kalma riskini artırdığını ifade etmektedir. Rusya-Ukrayna hattındaki lojistik ve güvenlik sorunları da bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Dolayısıyla mesele yalnızca fiyat değil; ürünün alıcı bulabilmesi ve ticaret çarkının dönebilmesidir” dedi.
“Kanalların yavaşlamasının en ağır faturası üreticiye çıkmaktadır”
Söz konusu soruşturmanın Mersin için anlamının çok daha büyük olduğunu ifade eden Musa Yılmaz, “Resmî verilere göre Mersin yaklaşık 3,6 milyon ton meyve ve 1,9 milyon ton sebze üretimi gerçekleştiriyor; limon ve şeftali başta olmak üzere birçok üründe Türkiye'nin öncü üretim merkezlerinden biri konumunda. İl, Türkiye yaş meyve ve sebze ihracatının yaklaşık yüzde 23'ünü karşılıyor. Temmuz 2026'da yalnızca Mersin'den gerçekleştirilen yaş meyve-sebze ihracatı 60,6 milyon dolara ulaştı. Böyle bir üretim merkezinde alım ve ihracat kanallarının yavaşlamasının ilk ve en ağır faturası kaçınılmaz olarak üreticiye çıkmaktadır. Bir taraftan pazar daralırken diğer taraftan üretim maliyetleri gerilemiyor. TÜİK'in Temmuz 2026 verilerine göre Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yıllık yüzde 27,62, gübre ve toprak geliştiriciler grubunda ise yüzde 33,07 arttı. Buna karşılık Mersin'de bu sezon şeftalinin kilogram maliyetinin yaklaşık 15 liraya ulaştığı, ürünün bazı tüccarlar tarafından 10 liraya, meyve suyu fabrikaları tarafından ise 5 liraya kadar fiyatlarla talep edildiği üreticiler tarafından kamuoyuna yansıtıldı” diye konuştu.
“Denetim yapılsın ama ürün de dalında bırakılmasın”
Mersin tarımının önünde sadece maliyet değil, doğru pazarlama ve zamanında ulaştırılması gibi sorunlarında bulunduğunun altını çizen Yılmaz, “TÜİK'in 2026 yılı ilk tahminlerinde Türkiye genelinde şeftali üretiminde yüzde 88,6, üzümde yüzde 53; limonda yüzde 63,8, portakalda yüzde 63,9 ve mandalinada yüzde 46,3 artış öngörülüyor. Yani önümüzde yalnızca maliyet sorunu değil, artan üretimin doğru pazarlara zamanında ulaştırılması sorunu da bulunuyor. Ürün çok, maliyet yüksek, pazar dar ise bunun adı üretici açısından kazanç değil, zarar demektir. Narenciyeden üzüme, şeftaliden sebzeye kadar 2026 yılı Mersin tarımının bilançosu üretici açısından zaten ağırdır. Çiftçinin bugün ihtiyacı denetimsiz bir piyasa olmadığı gibi, korkudan ticaret yapamaz hâle gelmiş bir piyasa da değildir. Hukuk işleyecek, denetim yapılacak, haksız kazançla mücadele edilecek; fakat aynı zamanda üreticinin ürünü de dalında bırakılmamalıdır. Çünkü piyasa durduğunda kaybeden yalnızca tüccar ya da ihracatçı değildir. En ağır bedeli, bir yıl boyunca toprağa parasını, emeğini ve umudunu yatıran çiftçi öder. Üreticiyi korumayan bir piyasa düzeninin de, üreticiyi pazarsız bırakan bir tedbirin de sürdürülebilir olması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.





