Hata yapmaktan kaçınamıyor olmamız, günahın sadece yanlış davranışlarda bulunmaktan çok daha köklü bir sorun olduğunun kanıtıdır. Hepimiz günahı miras aldık; hastalanıyor, yaşlanıyor ve ölüyoruz. Bunun asıl nedeni yaptığımız kötü şeyler değil, doğuştan kusurlu olmamızdır. Kusurlu olduğumuz için hata yapmaya eğilimliyiz. Bu eğilimden kendi çabalarımızla kurtulamayız.

Kim kirli birinden temiz bir insan meydana getirebilir. Adem ile Havva yaratıldıklarında kusursuzdu, hata yapmaya eğilimli değillerdi. Onlar günah işlemeyi seçtiklerinde kusurlu hale geldiler. Tıpkı kusurlu bir kek kalıbından çıkan kekler gibi Adem ve Havva'nın soyu olan bizler de kusurlu kişiler olarak dünyaya geldik. Ne yazık ki elimizden bir şey gelmiyor. Hepimiz onlar gibi kusurluyuz ve yanlış eğilimlerimiz var. Kısacası, günahı Adem ve Havva'dan miras aldık. Ciddi sorunlarla karşılaşınca huzur ve mutluluğu elde etmenin zor olduğunu düşünebiliriz. Ancak sevgi birçok insanın hayatın getirdiği baskılarla başa çıkmasına, fiziksel ve duygusal yaralarını sarmasına, anlamlı bir hayata sahip olmasına yardım ediyor.

Günah, bu hedefi tam anlamıyla başaramamaktır. Bu durumu bir okçunun hedefi ıskalamasına benzetebiliriz. Kötü olan tüm davranışlar, duygular ve düşünceler günahın kapsamına dahildir. Örneğin bir kişinin öfkesini kontrol altında tutmaması, eşi ve çocuklarına karşı kaba konuşması, yanlış bir arzu beslemesi veya bencil istekler duyması günahtır. Gerçekten Günah işlemeyen insan yoktur. Biz kusurlu insanlar için bir günü bile günah işlemeden geçirmek imkansızdır. Yüce Yaradan doğruların yolunu gözetir, Kötülerin yolu ise ölüme götürür.