Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de 2024 yılında gerçekleşen her 100 ölümden 36’sının nedeni kardiyovasküler, yani kalp ve damar hastalıkları oldu. Dünya genelinde her yıl 20 milyondan fazla can alan bu tabloya ilişkin açıklanan TÜİK verileri ise 2025 yılındaki ölümlerin yüzde 34,7’sinin dolaşım sistemi rahatsızlıklarından kaynaklandığını gösteriyor. Dolaşım sistemi kaynaklı ölümlerin detaylarına bakıldığında vakaların yüzde 42,3’ünü iskemik kalp hastalıkları, yüzde 24,6’sını diğer kalp hastalıkları ve yüzde 18,2’sini serebro-vasküler yani beyin damar hastalıkları oluşturuyor.
"Erken teşhis ve yaşam tarzı değişikliği hayat kurtarıyor"
29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Mersin Özel İMC Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Gür, bu ölümlerin yüzde 80’inin risk faktörlerinin erken fark edilmesi ve düzenli kontrollerle yönetilmesi sayesinde önlenebileceğine dikkat çekti. Kalp sağlığını tehdit eden unsurları iki ayrı grupta ele aldıklarını belirten Prof. Dr. Mustafa Gür, "Kalp ve damar hastalıklarında risk faktörlerini değiştirilebilir ve değiştirilemeyen faktörler olarak ikiye ayırıyoruz. İleri yaş, cinsiyet ve ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunması bizim müdahale edemediğimiz değiştirilemeyen grupta yer alıyor. Ancak sigara ve tütün kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, fazla kilo, hareketsiz yaşam tarzı, dengesiz ve tuzlu beslenme ile yönetilemeyen kronik stres gibi unsurlar tamamen değiştirebileceğimiz faktörlerdir. Yaşam tarzında yapılacak küçük değişiklikler ve erken teşhis sayesinde ölümlerin büyük bir kısmı engellenebilir ya da geciktirilebilir," diye konuştu.

