Türk futbolunda yıllardan beri süregelen bir yabancı oyuncu kısıtlamasının sürekli olarak sonuca bağlanmaması her daim kamuoyunu meşgul etmiştir. Türk futbolu adına çok önemli bir husus olan bu konu 2 senede bir veya 3 senede bir değişkenlik göstererek, net bir şekilde sonuca bağlanamamıştır. Bu durumun sonucunda ise kulüplerimiz sürekli olarak transfer politikasında değişkenlikler göstermek durumunda kalmıştır.
Bu durumun en sancılı durumu, kadroda Türk oyuncu zorunluluğundan kaynaklı haddinden fazla ödenen bonservis bedelleridir. Oyuncu tarafının bu konuda elinin kuvvetli olması, kulüplere karşı çok ciddi boyut da istekleri beraberinde getiriyor. Sonuç olarak bu noktada en büyük zararı yine kulüplerimiz almış oluyor. Günümüz futbolunda FFP'ye göre hareket etmek zorunda olan kulüplerimiz çok ciddi sıkıntılar yaşayıp, işin içinden çıkmakta çok zorlanıyorlar.
Böyle bir kısıtlamanın Türk futbolunu geliştireceğini yönelik söylemler ise somut bir şekilde kısıtlama olmayan dönemlerde parlayan Türk oyuncularımız ile birlikte çürüyor. Son dönemlerde şans bulup Avrupa'nın ciddi kulüplerine transfer yapan Türk futbolcularımızın hepsi, ülkemizde bir yabancı oyuncu kısıtlaması olmayan dönemde kendilerini ispatlayarak transfer yapma başarısını gösterdiler.
UEFA'nın düzenlediği bütün organizasyonlarına katılan Avrupa kulüpleri ile bizim temsilcilerimiz arasındaki uçurumu görmek çok zor değil. Bizim bu makası kısaltmamız ise geleceğe yönelik oluşumlardan geçmektedir. Bizim bu oluşumlarımızı sağlamamız için ise sürekliliği olan bir kısıtlama kurulunu getirip, arkasında durmak olmalıdır. Bu süreklilik sağlandığı takdirde kulüplerimiz uzun vadeli transfer politikası izleyerek, günü kurtarmaktan vazgeçeceklerdir ve uzun sürede Avrupa kulüpleri ile aramızdaki makasın kapanacağı kanaatindeyim.