Yoksulluk nafakasının temel amacının boşanma sonrasında ekonomik açıdan güç durumda kalacak eşin korunması olduğunu belirten Avukat Sahra Düzgün Tucel, mevcut sistem hakkında kamuoyunda oluşan bazı yanlış anlaşılmaların bulunduğunu ifade etti. Nafakanın mevcut hukuk sisteminde otomatik olarak ömür boyu devam eden bir ödeme olmadığını vurgulayan Tucel, ekonomik koşulların veya tarafların durumlarının değişmesi halinde nafakanın yeniden değerlendirilmesinin mümkün olduğunu söyledi.

Gündemdeki yeni düzenlemede nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasının öne çıktığını aktaran Sahra Tucel, düzenlemenin yasalaşması halinde geçmişte kesinleşmiş boşanma davalarında bağlanan nafakaların bir anda sona erdirilmemesi gerektiğine, bu kişiler açısından öngörülen bir yıllık geçiş süresinin, mevcut hakların korunması ve ani mağduriyetlerin önlenmesi bakımından önemli olduğunu belirtti.

“Tek bir matematiksel ölçüt hakkaniyet sağlamaz”

Nafaka süresinin evlilik süresinin yarısı üzerinden hesaplanması ve belirli durumlarda en az 5 yıllık süre öngörülmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Sahra Düzgün Tucel, bu yaklaşımın her aile için aynı sonucu doğuramayacağını söyleyerek, kısa süreli bir evlilikte dahi tarafların ekonomik ve sosyal koşullarının birbirinden tamamen farklı olabileceğine dikkat çekerek,“Nafaka süresinin yalnızca evlilik süresine bağlı matematiksel bir formülle belirlenmesi hakkaniyetli sonuç vermeyebilir. Beş yıllık bir alt sınır veya evlilik süresinin yarısı gibi bir hesaplama getirilecekse, hâkimin somut olayın özelliklerini değerlendirebileceği istisnaların mutlaka korunması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

“İleri yaş ve sağlık sorunları göz ardı edilmemeli”

Özellikle uzun yıllar evlilik içerisinde bulunarak çalışma hayatından uzaklaşmış kişilerin boşanmanın ardından kısa sürede ekonomik bağımsızlık kazanmasının her zaman mümkün olmayacağını ifade eden Tucel, yeni sistemde özel durumlara ilişkin esnekliğin korunması gerektiğini dile getirdi.Tucel’e göre nafaka değerlendirmesinde tarafların yalnızca bugünkü gelirlerinin değil, gelecekteki çalışma kapasitelerinin de dikkate alınması gerekiyor. Yaş, sağlık sorunları, engellilik, çocukların bakım yükümlülükleri ve sosyal güvence imkanlarının da karar sürecinde birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tucel, özellikle ileri yaştaki nafaka alacaklılarının süre sonunda ekonomik açıdan mağdur olmaları halinde yeniden mahkemeye başvurabilmelerinin önemli bir güvence olduğunu kaydetti.

Boşanma davalarında yeni model önerisine destek

Çekişmeli boşanma davalarının uzun yıllar sürmesinin taraflar açısından ciddi mağduriyetler yaratabildiğini belirten Tucel, boşanma kararının ilk aşamada verilmesi, nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi diğer uyuşmazlıkların ise ayrı davalarda değerlendirilmesine yönelik çalışmaları olumlu karşıladığını ifade etti.Tucel, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan davalarda uygulanan zamanaşımı süresinin 10 yıldan 5 yıla indirilmesine yönelik düzenlemenin de yargılamaların daha hızlı sonuçlanmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Mersin’de alüvyon zemin uyarısı
Mersin’de alüvyon zemin uyarısı
İçeriği Görüntüle

“Nafaka yalnızca kadınlara ait bir hak değil”

Kamuoyunda yoksulluk nafakasının yalnızca kadınlara özgü bir hakmış gibi algılanmasının da doğru olmadığını vurgulayan Tucel, yoksulluğa düşecek ve kanunda belirtilen koşulları taşıyan her eşin nafaka talep edebileceğini söyledi. Av. Sahra Tucel, yapılacak düzenlemelerde temel hedefin taraflardan birini cezalandırmak değil, boşanma sonrasında ortaya çıkabilecek ekonomik dengesizliği hakkaniyetli biçimde gidermek olması gerektiğini belirterek, “Amaç kimseyi yoksulluğa mahkum etmek olmadığı gibi, taraflardan biri üzerinde ölçüsüz ve sürdürülemez bir mali yük oluşturmak da olmamalıdır. Önemli olan, her somut olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilerek adil bir denge kurulmasıdır” dedi.

Muhabir: Şeyma Sıla Tanrıbuyurdu