Mersin’in özellikle kıyı kesimlerinde zemin özelliklerinin yapılaşma kararlarında belirleyici olması gerektiğini belirten Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Erkan Demir, yıllar içinde denizden kazanılan ve dağlardan taşınan malzemelerin birikmesiyle oluşan alanlarda yüksek katlı yapıların yaygınlaştığına dikkat çekti. Kentin gelişim sürecinde zemin koşullarının yeterince dikkate alınmadığını savunan Demir, yapı güvenliğinin yalnızca binanın taşıyıcı sistemiyle değil, yapının üzerinde bulunduğu zeminle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kıyı şeridi alüvyon ve dolgu alanlarından oluşuyor

Mersin’in kıyı kesiminin jeolojik oluşumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, özellikle İkinci Çevre Yolu’nun altında kalan bölgenin önemli bölümünün geçmişte deniz olan, zaman içerisinde çeşitli malzemelerin birikmesiyle karaya dönüşen alanlardan oluştuğunu ifade etti. Bu bölgelerde yeraltı su seviyesinin de oldukça yüksek olduğuna işaret eden Demir, zemin yapısının taşıma kapasitesi ve deprem sırasında göstereceği davranış açısından dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi.

Demir, “İkinci Çevre Yolu’nun altındaki bölge tamamen bir dolgu alanı. Bir dönem deniz olan bu alanlarda yeraltı su seviyesi çok yüksek; iki metre kazdığınızda su çıkıyor. Biz adeta balçık, taş ve topraktan oluşan bu yığının, suyun üzerine çok katlı yapılar inşa ettik” dedi.

“Bu zeminlerde yapılaşma kararları yeniden değerlendirilmeli”

Alüvyon ve dolgu zeminlerin özellikleri nedeniyle yapılaşmada kat yüksekliğinin ve temel sistemlerinin zemin koşullarına göre belirlenmesi gerektiğini dile getiren Demir, özellikle kıyı bölgelerinde standart bir yapılaşma anlayışıyla hareket edilmemesi gerektiğini belirtti. Zemin etütlerinin yalnızca ruhsat aşamasında yerine getirilmesi gereken bir prosedür olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Demir, kent planlamasının jeolojik veriler ışığında yapılmasının önemine dikkat çekti.

“En fazla iki katlı yapı veya zemin iyileştirmesi”

Kötü zemin olarak nitelendirilen alüvyon ve dolgu alanlarında yapılaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demir, mühendislik açısından bu tür bölgelerde daha düşük katlı yapıların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Demir, bu zeminlerde daha yüksek yapıların yapılmasının ise uygun temel sistemleri ve zemin iyileştirme çalışmalarıyla mümkün olabileceğini kaydetti.

Demir, “Bu zeminlere en fazla iki katlı yapı yapılmalı. Daha yüksek yapı yapılacaksa da maliyetli olan fore kazık ve zemin iyileştirme teknolojilerinin kullanılması gerekiyor” dedi.

“Maliyet gerekçesiyle gerekli uygulamalardan kaçınılıyor”

Zemin koşullarına uygun mühendislik uygulamalarının yapı maliyetlerini artırabildiğine dikkat çeken Demir, özellikle fore kazık ve zemin iyileştirme gibi yöntemlerin maliyet nedeniyle bazı projelerde tercih edilmediğini öne sürdü. Bu yaklaşımın yapı güvenliği açısından doğru olmadığını belirten Demir, kısa vadeli maliyet hesabı yerine uzun vadeli kent güvenliğinin esas alınması gerektiğini söyledi.

AK Partili Özturan, Yıldız’a ‘şenlikte alkol içti’ suçlaması
AK Partili Özturan, Yıldız’a ‘şenlikte alkol içti’ suçlaması
İçeriği Görüntüle

Kıyıdaki yapılaşma için zemin odaklı planlama çağrısı

Mersin’in büyüyen nüfusu ve yapılaşma ihtiyacı dikkate alındığında, yeni yapılaşma alanlarının belirlenmesinde zemin özelliklerinin öncelikli kriterlerden biri olması gerektiğini belirten Demir, özellikle kıyı şeridindeki mevcut ve yeni yapıların zemin açısından değerlendirilmesini istedi. Demir, kentte yapı güvenliğinin artırılması için yerel yönetimler, ilgili meslek odaları ve yapı sektörünün birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Demir, Mersin’de güvenli kentleşmenin yalnızca yeni binaların yönetmeliğe uygun inşa edilmesiyle sağlanamayacağını, zeminin özelliklerine uygun yapılaşma politikalarının da hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Muhabir: Emek Ezgi Kıdış