Mersin’in dağlık bölgelerinde asırlardır varlığını sürdüren Tahtacı Türkmenlerinin en önemli kültürel miraslarından biri olan ahşap işçiliği, Dalakderesi’nde yükselen talaş kokularıyla geleceğe taşınıyor. Adlarını geleneksel uğraşları olan ağaç kesme, kereste hazırlama ve marangozluktan alan bu köklü topluluğun son temsilcilerinden Hasan Yalçın, ilerleyen yaşına meydan okuyarak ata mesleğini yaşatıyor. Atölyesinde oklava, salata ve et tahtası, ekmek tahtası, kevgir, yer sofrası, sehpa ve sandalye gibi geleneksel aletleri ilk günkü titizlikle üreten Yalçın, fabrikasyon üretime karşı doğallığın ve el emeğinin mücadelesini veriyor.
Ticari kaygıyla değil kültürel miras bilinciyle üretim
Yüzyıllar boyunca Toroslar’ın zorlu coğrafyasında kapalı bir topluluk düzeni içinde hem inançlarını hem de mesleki sırlarını koruyan Tahtacıların bu zanaatını sürdürmekte kararlı olan Hasan Yalçın, üretim motivasyonunu "Para kazanmak için değil, kültürümüz yaşasın diye üretiyorum" sözleriyle özetliyor. Son dönemde plastik ve metal ürünlerden kaçışla birlikte ahşap mutfak eşyalarına ilginin arttığını gözlemlediğini belirten Yalçın, insanların porselen ve fabrikasyon metal tabaklar yerine el emeğiyle üretilen, ham maddesini doğrudan doğadan alan ahşap tabak, bardak, fincan ve baharatlık gibi ürünlere yöneldiğini ifade ediyor. Kırsala ve doğal yaşama olan bu yönelimin, unutturulmaya çalışılan zanaata olan talebi de canlandırdığını belirtiyor.
Tarihi donanma ustalığından günümüz zanaatkarlığına
Osmanlı arşiv belgelerinde de mesleki bir sıfat olarak yer alan Tahtacılar, tarih boyunca devletin donanma ve inşaat ihtiyaçlarını karşılamak üzere Toroslar ve Mersin ormanlarında gemi kerestesi hazırlama, tomruk kesme ve biçme gibi kritik görevler üstlendiler. Etnik kökenleri Bayat boyuna veya Orta Asya kökenli "Ağaçeriler" topluluğuna dayanan bu halkın bir ferdi olan Hasan Yalçın, asırlardır sözlü kültür yoluyla usta-çırak ilişkisi içinde aktarılan bu marangozluk bilgisini bugün tezgahında yaşatan nadir isimlerden biri olarak dikkat çekiyor.
Doğaya saygıyla harmanlanan inancın ahşaptaki izi
Tahtacı Türkmenlerinin ormancılık ve marangozluk faaliyetleri sadece ekonomik bir uğraş değil, aynı zamanda inanç sistemleriyle iç içe geçmiş ritüelistik bir boyut taşıyor. Orta Asya’daki "ağaç ruhu" inancının Anadolu’daki devamı niteliğinde olan; ağaç kesmeden önce dualar okunması, doğadan izin alınması ve kesilecek ağacın "canına" saygı gösterilmesi gibi kadim gelenekler, Hasan Yalçın’ın şekillendirdiği her ahşap üründe varlığını hissettiriyor. Geleneksel geometrik motifler, bitkisel desenler ve inanç sembolleriyle bezenen bu ahşap eşyalar, yerel ekolojiyle uyumlu üretimin ve Anadolu’nun teknik mirasının en canlı şahidi olarak Dalakderesi’ndeki atölyeden dünyaya sunulmaya devam ediyor.




