Plastik şişe kapaklarının şişeye bağlı kalması uygulaması, çevre kirliliğini azaltmaya yönelik düzenlemeler kapsamında gündeme geldi. Özellikle deniz ve kıyılarda en sık karşılaşılan plastik atıklar arasında yer alan şişe kapaklarının çevreye karışmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. “Bağlı kapak” olarak adlandırılan yeni tasarımda kapak, şişe açıldıktan sonra küçük plastik bağlantılar aracılığıyla gövdeye bağlı kalıyor. Böylece kullanım sırasında kapağın yere, sokağa ya da doğaya atılması ve küçük plastik parçalar halinde çevreye karışması önlenmeye çalışılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Doğu Akdeniz kıyılarına ilişkin değerlendirmelerinde de plastik içecek şişelerinin kapakları, sahillerde en sık rastlanan atık türleri arasında gösteriliyor. Küçük boyutları nedeniyle kolaylıkla doğaya karışabilen kapaklar, deniz ve kıyı ekosistemleri açısından önemli bir atık sorunu oluşturuyor.
Uygulamanın temelinde Avrupa Birliği düzenlemesi var
Şişe kapaklarının açıldığında tamamen ayrılmak yerine şişeye bağlı kalmasını sağlayan uygulamanın temelini Avrupa Birliği’nin Tek Kullanımlık Plastikler Direktifioluşturuyor.Direktif kapsamında, belirli plastik içecek kaplarında kullanılan kapakların kullanım sırasında şişeye bağlı kalmasını sağlayacak tasarım şartları getirildi. Böylece kapakların ayrı bir atık olarak çevreye bırakılmasının ve özellikle denizlere ulaşmasının azaltılması amaçlanıyor.
Türkiye’de uygulama henüz tüm şişeler için zorunlu değil
Türkiye’de ise kapakların şişeye bağlı olması, bugün itibarıyla tüm plastik içecek şişeleri açısından genel ve zorunlu bir uygulama olarak yürürlükte bulunmuyor.Bununla birlikte Türkiye’nin Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında hazırlanan Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağında, içecek kapları ve şişelerinde kapakların kaba bağlı olmasını öngören tasarım gerekliliklerine yer veriliyor.Bu nedenle market raflarında görülen ve kapağı şişeden tamamen ayrılmayan ürünlerin yaygınlaşması, Avrupa Birliği kaynaklı çevre düzenlemeleri ve Türkiye’nin bu alandaki mevzuat uyum çalışmalarıyla yakından ilişkili.



