Okullarda yaşanan saldırı haberleri, çocukların kendilerini güvende hissetme duygusunu sarsabiliyor. Olayı doğrudan yaşamayan çocuklar dahi sosyal medya, haberler ve çevrelerinden edindikleri bilgiler nedeniyle kaygı yaşayabiliyor.
Uzman Psikolog Şeyma Serinkaya, bu tür olayların psikolojik boyutunu ele alarak çocuklar ve ebeveynler açısından dikkat edilmesi gereken önemli noktaları anlattı.
“Çocukların güven duygusunu zedeleyebilir”
Bu olaylara yönelik çocukların ve ebeveynlerin güven duygusu nasıl değiştiğini ifade eden Seinkaya, okul saldırısı gibi travmatik olayların, olaya doğrudan maruz kalmayan çocukları da etkileyeceğini belirterek, “Çocuklar olaya doğrudan tanık olmasalar bile haberler, sosyal medya veya çevrelerinden duydukları bilgiler nedeniyle kendilerini tehdit altında hissedebilirler. Özellikle okul gibi güvenli olarak gördükleri bir yerde böyle bir olayın yaşanması, çocukların güven duygusunu zedeleyebilir. Bunun sonucunda kaygı, korku ve okula gitmek istememe gibi tepkiler görülebilir” dedi.

“Öfkeli ve huzursuz davranabilir”
Çocuklarda korku, kaygı ve güvensizlik gibi durumların farklı davranışları ortaya çıkarabileceğini kaydeden Serinkaya, “Her çocuk travmatik olaylara farklı tepki verebilir. Bazı çocuklarda uyku problemleri, kabuslar, ağlama ve ebeveynlerinden ayrılmak istememe görülürken; bazı çocuklar içe kapanabilir veya daha öfkeli ve huzursuz davranabilir. Okula gitmek istememe ve derslere odaklanmakta güçlük çekme de dikkat edilmesi gereken belirtilerdendir” şeklinde konuştu.
“Çocuk kendisini sürekli tehdit altında hissedebilir”
Çocukların özellikle görüntü ve şiddet içeren ayrıntılara tekrar tekrar maruz kalması kaygı düzeylerini artırabileceğinin altını çizen Serinkaya, “Çocuk, olayın yeniden gerçekleşeceği düşüncesine kapılabilir ve kendisini sürekli tehdit altında hissedebilir. Bu nedenle ebeveynlerin çocukların hangi içerikleri takip ettiğine dikkat etmesi ve yaşlarına uygun olmayan görüntülerden uzak tutması önemlidir” dedi.
Ebeveynlerin de yaşadığı kaygının çocuklara yansıdığına dikkat çeken Serinkaya, “Çocuklar ebeveynlerinin duygularını çok kolay fark ederler. Ebeveyn sürekli korku ve endişe içinde davranırsa çocuk da çevresini daha tehlikeli algılayabilir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarıyla açık ama sakin bir iletişim kurması, onları dinlemesi ve ‘Şu anda güvendesin, yanındayım’ gibi güven veren mesajlar vermesi önemlidir” diye konuştu.
“Erken destek, çocuğun yaşadığı süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olabilir”
Hangi durumlarda profesyonel psikolojik destek alınması gerektiğini söyleyen Serinkaya, “Çocuğun yaşadığı korku ve kaygı günlük yaşamını belirgin şekilde etkilemeye başladıysa destek alınmalıdır. Özellikle uyku ve yeme düzenindeki değişiklikler, okula gitmeyi reddetme, yoğun kaygı, içe kapanma veya davranış değişiklikleri uzun süre devam ediyorsa bir uzmana başvurmak önemlidir. Erken destek, çocuğun yaşadığı süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olabilir” dedi.
“Güvende, değerli ve dinlenmiş hissettiği ortamlar oluşturmalıdır”
Okullar yalnızca fiziksel güvenliği değil, öğrencilerin psikolojik güvenliğinin de önemli olduğunu aktaran Serinkaya, “Okullar öğrencilerin kendilerini güvende, değerli ve dinlenmiş hissettiği ortamlar oluşturmalıdır. Bunun için rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri aktif şekilde kullanılmalı, öğrencilerin duygularını ifade edebilecekleri alanlar oluşturulmalıdır. Öğretmenlerin de travma sonrası ortaya çıkabilecek davranış değişikliklerini fark edebilmesi ve gerektiğinde öğrenciyi bir uzmana yönlendirebilmesi oldukça önemlidir” diyerek sözlerini tamamladı.



