Yeni Parti Mersin Milletvekili Talat Dinçer, narenciye başta olmak üzere Tarımın stratejik bir sektör olduğunu belirterek üreticinin yalnızca üretim aşamasında değil, ürününü pazara ulaştırma sürecinde de desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Tarım sektörünün desteklenmesine ilişkin Anayasa’daki düzenlemeye işaret eden Dinçer, çiftçinin kamu politikalarında daha güçlü şekilde yer alması gerektiğini belirtti. Dinçer, üreticinin yıllardır kendi imkanlarıyla ayakta kalmaya çalıştığını söyleyerek “Anayasamız bize gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’i oranında çiftçiye destek verilmesini emrediyor. Ancak bugüne kadar çiftçimizi kendi kaderiyle baş başa bırakıldı” dedi.
“Çiftçi artık traktörünün deposunu doldurup tarlasına gidemiyor”
Milletvekili Dinçer, “Mazotun 100 liraya dayanması, bazı yerlerde 100 lirayı geçmesi nedeniyle artık üreticimiz traktörünün deposunu doldurup bahçesine, tarlasına gidemez oldu. Böyle bir durumda çiftçilerimizin büyük bölümü üretimden el çekmeye başladı” ifadelerini kullandı. Üreticinin karşı karşıya kaldığı tabloyu yalnızca genel ekonomik veriler üzerinden değerlendirmeyen Dinçer, kendisinin de üretici olduğunu belirterek yaşanan sorunların sahadaki karşılığını anlattı. Dinçer, “Kendi köyümüzde şeftali üretiyoruz. Maliyeti 25 lira olan bir ürüne 5 liraya, 10 liraya bile alıcı bulamadık. Böyle bir duruma geldi çiftçi” diye konuştu.
“Akaryakıt, gübre ve zirai ilaçta vergi yükü azaltılmalı”
Dinçer, üreticinin yeniden üretime yönelmesi için öncelikle girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesi gerektiğini bunun da yalnızca doğrudan desteklerle değil, üretimde kullanılan temel girdiler üzerindeki vergi yükünün azaltılmasıyla da sağlanabileceğini kaydetti. Dinçer, “Acilen ciddi düzenlemeler yapılması lazım. Çiftçimize, ‘Sen üretmeye devam et, senin üretimini planlayalım. En azından akaryakıtın ÖTV ve KDV’sini kaldırıyorum’ demeli. Gübrenin üzerindeki vergileri kaldırmalı, zirai ilacın üzerindeki vergileri de biraz düşürmeli” dedi.
Bu adımların üreticinin maliyetlerini önemli ölçüde hafifleteceğinin altını çizen Dinçer, “Emin olun ki bizim çiftçimiz her şeye rağmen üretime devam eder” ifadelerini kullandı.
Üretimde sorun kadar pazarlama da belirleyici
Dinçer’in değerlendirmesinde maliyetlerin ardından öne çıkan ikinci başlık ise ürünün pazara ulaşması oldu. Üreticinin ürünü yetiştirmesine rağmen yeterli satış kanalına ulaşamamasının tarımsal geliri doğrudan etkilediğini belirten Dinçer, dış pazarların önemine dikkat çekerek, “Stratejik bir nokta daha var. O da ürünlerin satılmasıyla ilgili, yani pazarlama konusu. Pazarlama konusunda ciddi sıkıntı var” dedi.
Bölgedeki siyasi gelişmelerin ihracat kanallarını da etkilediğini söyleyen Dinçer, Türkiye’nin çevresindeki pazarlarda yaşanan sorunların tarım sektörüne doğrudan yansıdığını belirtti.
Dinçer, “Etrafımız ateş çemberi. Suriye’ye mal gönderemiyoruz, Irak’a gönderemiyoruz, Rusya’ya gönderemiyoruz, Ukrayna’ya gönderemiyoruz. Batıda da Yunanistan bizden ürün alacak değil, Bulgaristan bizden ürün alacak değil. Böyle bir ateş çemberinin içerisinde çiftçimiz kendi kaderine terk edilmiş durumda” diye konuştu. Dış pazarlardaki daralmanın üreticinin elindeki ürünü değerinde satmasını güçleştirdiğini belirten Dinçer, “Şu an ürünler para etmiyor çünkü dış pazar yok. İhracatçılar, ihracat kapıları kapalı. İhracat yapamaz durumda üreticilerimiz. Bunun neticesinde de vatandaşımız ürettiği üründe maliyetini karşılayamıyor” ifadelerini kullandı.
Dinçer, “Bununla beraber dış politikada biraz etkin olup en azından Türk çiftçisinin ürettiği ürünlerin dış pazarlara ulaşması konusunda da büyük çaba sarf edilmesi lazım” dedi.
Nakliye maliyetleri tüketiciye yansıyor
Ürünün tarladan sofraya uzanan zincirinde yalnızca üreticinin değil, nakliye sektörünün de yüksek maliyetlerle karşı karşıya olduğunu dile getiren Dinçer, bunun tüketici fiyatlarına da yansıdığını belirtti.
Dinçer, “Tüketicimiz kendisine ulaşan ürünü, nakliye maliyetlerinin ve aracı komisyonlarının üzerine binmesiyle çok pahalıya yiyor. Dolayısıyla bunun kesinlikle düzenlenmesi gerekiyor nakliye sektörünün üzerindeki yük de azaltılmalı” dedi.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın tarımın yanı sıra ürünlerin taşınmasını sağlayan sektörleri de etkilediğini ifade eden Dinçer, lojistik maliyetlerinin azaltılmasının tüketici fiyatları açısından da önem taşıdığını vurguladı.
Gençlerin üretimden uzaklaşması gelecek açısından risk
Üreticinin sorunlarının uzun süre görmezden gelinmesinin tarımsal üretimde yapısal sonuçlar doğurduğunu savunan Dinçer, gençlerin sektörden uzaklaşmasına da dikkat çekti.
Dinçer, “Binlerce üreticimiz, çiftçimiz üretimden el çekmiş durumda. Şu an üretimde yaş ortalaması 60’a geldi, 60’ı da geçiyor. Gençlerimizin hiçbiri üretimle ilgilenmiyor” diye konuştu.
Tarımda genç nüfusun azalmasının Türkiye’nin gelecekteki gıda arzı açısından risk oluşturabileceğini belirten Dinçer, “Böyle bir durumda yarınlarda biz 1 kilo domatesi bile dışarıdan ithal edilen ürünlerden almak zorunda kalacağız. Bu da bizim geleceğimiz açısından, toplumumuzun geleceği açısından son derece riskli bir durum” ifadelerini kullanarak sözlerini tamamladı.



