Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Özellikle Mersin sahillerinde denize girmeyi imkansız hale getiren Kaş’a kadar uzanan deniz kirliğine önlem alınmazsa sadece turizmde 2 milyar dolarlık bir zarara yol açacağını ve turizmde kayıpların kalıcı olacağı uyarısında bulundu.
"Bu kirliliği her yıl yaşıyoruz ama bu yıl yoğun yağışlar denize taşıdı!"
Türkiye’nin plastik atık ithalatı rakamlarıyla anlatan Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Akdeniz’deki akıntı rejimine ve aşırı yağışların yarattığı felakete dikkat çekerek, “Türkiye’nin bu yılki plastik atık ithalatının 1 milyon tonu aşması bekleniyor. Deniz o kadar taşıyor ki, bunu yeteri kadar atık atarsanız İtalya’ya ulaşması çok kısa bir süre alır. Aslında her yıl bu kirliliği yaşıyoruz; ancak bu yıl daha fazla olmasının sebebi çok fazla yağış alınması ve ithal edilen atıkların daha fazla drenaj hatlarına salınmasıdır” diye konuştu.
“Kirlilik kaynağı Seyhan Nehri değil, atıklar yasa dışı dökülüyor"
Seyhan Nehri ile Berdan Çayı arasındaki lagün ve drenaj kanallarını görsellerle katılımcılara aktaran Gündoğdu, nehirlerin kirletici ilan edilmesine tepki göstererek, “Seyhan Nehri bir kirlilik kaynağı değildir! Daha önce burada yapılan bir toplantıda bir akademisyen öyle bir şey söylemişti, bana çok garip gelmişti. Bir nehri kirlilik kaynağı olarak nitelendirmek konuyu hiç bilmemekle ya da sulandırmaya çalışmakla ilgilidir. Mesele, bu nehirlere bağlanan drenaj kanallarıdır” dedi.
Özellikle son dönemde yaşanan yağışların gizlice atılan atıkların denize taşınmasına yol açtığının altını çizen Gündoğdu, “Adana’da benim bildiğim 30’dan fazla yasa dışı döküm alanı var. Bunların büyük çoğunluğu son 60 yılın en yoğun yağışları ve sellerle beraber olduğu gibi denize aktı. Bugün Kaş Limanı’nda buradan kaynaklanan plastiklerin kalıntılarını görebiliyoruz” dedi.
"Avrupa Birliği ülkeleri kurtulabilmek için atığını bize göndermek istiyor"
Avrupa Birliği’nin Mayıs ayında devreye soktuğu Divas sistemini ve Türkiye'ye yönelik atık ihracatı politikasını değerlendiren Gündoğdu, geri dönüşüm sektörünün gerçeklerini, “Bir geri dönüşüm tesisinin çevreye gerçekten duyarlı olabilmesi için zarar etmesi lazım! Çevreye duyarlı olarak çalışan hiçbir geri dönüşüm tesisi devlet sübvanse etmezse kar edemez. O yüzden Avrupa Birliği sınırları içerisindeki tesislerin kapasitesi artmaz, hep azalır. Avrupa Birliği'nde şu an geri dönüşüm krizi var.
Plastiği yakmak istemiyorlar çünkü karbon emisyonu demek. Bu yüzden atıklarını ısrarla Türkiye’ye göndermek istiyorlar. 'Geri dönüşüm tesislerinde yüzde 99 temiz atık işliyoruz' diyorlar. Sahada gördüğümüz ise tamamen çöp. Üzerinde açıkça 'Geri dönüştürmeyin' (Don't recycle) yazan ürünler tesislere giriyor” sözleriyle açıkladı.
"Turizmde 2 milyar dolar kayıp yaşanacak ama 300 milyon katkısı yok"
Plastik kirliliğinin ekonomik faturasının sanılandan çok daha ağır olacağını vurgulayan Gündoğdu, iş dünyasına ve yerel yönetimlere çağrıda bulunarak, “Bu iş turizmde bu sene yüzde 10-15'lik bir kayıp yaratacak. Bunun tahmini miktarı 2 milyar dolar. Geri dönüşümün toplasanız ülke ekonomisine 300 milyon dolar katkısı yok. Antalya’daki turizmciler sesini yükselttiği için bugün bunlar konuşuluyor ama Mersin’deki turizmcilerden tık yok. Mersin’de denizine ayağınızı sokamayacağınız alanlar türedi. Neyse ki çöp Antalya’ya kadar uzandı da bu çöp atıkları Türkiye gündemine taşımayı başardık. Çözüm nettir. Plastik atık ithalatı kesinlikle yasaklanmalıdır. Sulama kanalları DSİ denetimine girmeli, belediyelere kamuoyu desteği verilmeli ve barolar öncülüğünde bu tesislere ve kirleticilere emsal davalar açılmalıdır” ifadelerini kullandı.





