Mersin Çevre Platformu ve Bolkarlar Doğası Koruma Kurulu, Arslanköy’de planlanan boksit madenciliği faaliyetlerine karşı basın açıklaması yaptı. Serdar Erkan’ın okuduğu açıklamada, 4 Aralık 2025 tarihinde Arslanköy’de gerçekleştirilen ÇED bilgilendirme toplantısında gündeme gelen, arsenik ve radyoaktif elementler içerdiği belirtilen boksit cevherinin çıkarılmasına yönelik ek ruhsat başvurusuna karşı çıkıldığı ifade edildi.
Arslanköy, Kavaklıpınar ve Yavca başta olmak üzere bölgedeki yerleşim yerlerinde yaşayan yurttaşların itirazlarının dikkate alınması gerektiği vurgulayan Erkan, Bolkar Dağları’nın su kaynakları ve doğal yaşam açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Gıda ve suyun yüzyılı olacağı, ülkemizde ve dünyada birçok uzman tarafından artık çok sık olarak gündeme getirilmektedir. O nedenle bugün burada yaptığımız bu basın açıklaması, bir bakıma gelecekte aşağı köy, mahalle ve Mersin’de yaşayacak olan tüm yurttaşlarımızı ve canlı türlerini ilgilendirmektedir. Arslanköy, Bolkar Dağları’nın eteklerinde, tertemiz doğası ve her tarafından akan soğuk suları ve çeşmeleriyle sevilen; yaz aylarında tüm Mersin’den on binlerce hemşehrimizin yayla olarak kullandığı ve dinlenebildiği bir yerleşim yeridir. Bolkar Dağları, kışın metrelerce yağan kar ve buz nedeniyle aşağı köy ve ovalardaki beldelerin yüzlerce yer altı ve yer üstü su kaynağını beslemektedir. Bu anlamda temiz ve içilebilir su kaynaklarının korunarak gelecek nesillere aktarılması, bugünkü kuşakların tarihi ve vicdani sorumluluğudur” dedi.

“Rapor firmanın çıkarlarını öne çıkarıyor”
Berus Madencilik A.Ş.’nin ek ruhsat başvurusunu eleştiren Erkan, şirketin ortaklık yapısının kamuoyuna açık olmadığını ileri sürerek, bölge halkının itirazlarına rağmen sürecin devam ettirilmesine tepki gösterdi. Erkan, şirket tarafından 14 Eylül 2026 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sunulduğunu belirttiği ÇED raporunun, maden işletmesinin Arslanköylülere ve Mersinlilere sağlayacağı katkıyı ortaya koyamadığını savundu.
Raporun abartılı ve gerçekçi olmayan veri ve rakamlara dayandığını öne süren Erkan, istihdam hesaplamalarını örnek göstererek şöyle konuştu: “Raporda madende çalışacak bir kişinin 12 kişiye bakacağı iddia edilerek hesaplamalar yapılmıştır. Böylesine afaki rakam ve varsayımlar, raporun gerçekçi olmadığını ve hangi amaçla hazırlandığını ortaya koymaktadır.”
Patlatmaların su kaynaklarını ve tarımı etkileyeceği savunuldu
Açıklamada, başvuru raporunda yılda 150 bin ton ANFO patlayıcının kullanılacağının ve patlatma çalışmalarının haftada üç gün yapılacağının belirtildiği ifade edildi. Erkan, bu ölçekteki patlatmaların yer altı ve yer üstü su kaynakları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini, suların kimyasal açıdan kirlenmesi ve oluşabilecek çatlaklar nedeniyle su kaybı yaşanması riskinin bulunduğunu dile getirdi.
Patlamalar sonucu oluşacak toz bulutlarının tarımsal üretimi de olumsuz etkileyebileceğini belirten Erkan, özellikle çiçeklerin tozlaşma dönemlerinde ortaya çıkacak tozun tarım verimini düşürebileceğini ifade etti. Ruhsat talep edilen alanın koruma altındaki mera alanlarını da kapsadığına dikkat çekilen açıklamada, bölgede endemik bitkilerin ve Toros kertenkelesi gibi özgün canlı türlerinin bulunduğu belirtildi.

Yörük kültürü ve hayvancılık da gündeme getirildi
Bölgenin yalnızca doğal kaynaklar açısından değil, kültürel değerleri bakımından da korunması gerektiğini vurgulayan Erkan, Adana, Tarsus ve Erdemli’den gelen konar-göçer Yörük Türkmenlerin yaz aylarında bölgede konaklayarak geleneklerini yaşattığını belirtti.
Erkan, bu yurttaşların çadırlarında yaşamlarını sürdürdüklerini, keçi ve koyun yetiştiriciliği yaptıklarını ve damızlık hayvan üretimiyle geçimlerini sağladıklarını ifade ederek madencilik faaliyetlerinin bu yaşam biçimini de olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.
“Bir yılda 50 bin kamyonla cevher taşınacak”
Madencilik faaliyetlerinin ulaşım üzerindeki etkilerine de değinilen açıklamada, yılda 1 milyon ton maden cevherinin yaklaşık 50 bin kamyonla mevcut tek şeritli yol üzerinden Mersin Limanı’na taşınmasının öngörüldüğü belirtildi. Erkan, yoğun kamyon trafiğinin bölge açısından yeni sorunlar doğuracağını savundu.
Açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunan Erkan, tarım ve hayvancılıkla geçinen köy ve mahalle sakinlerinin itirazlarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Öncelikle tarım ve hayvancılıkla geçinen köy ve mahalle sakinlerinin itirazları dikkate alınarak ruhsata asla onay verilmemelidir.”



