Toplumsal şiddet ve akran zorbalığının kökeninde yatan etkenler ile ilköğretim sürecindeki aile içi iletişim dinamikleri üzerine önemli uyarılarda bulunan Sosyolog ve Aile Danışmanı Süreyya Kocadağ, çocukların gelişim dönemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Şiddet içerikli yapımlar bilinçaltını tehdit ediyor
Yeni yapılan araştırmaların çocukların oynadığı oyunların, izlediği dizi ve filmlerin bilinçaltındaki etkisinin 21 yaşına kadar sürdüğünü gösterdiğini belirten Sosyolog ve Aile Danışmanı Süreyya Kocadağ, “Yani düşünsenize çocuklarımızın oynadığı bir şiddet oyunu bilinçaltımıza ne kadar ilerliyor ve ondan sonra biz diyoruz ki toplumsal şiddet biz nasıl bu hale geldik? İşte çocuğum işte akran zorbalığı yaptı. Şimdi bunların hepsi aslında biz ebeveynlerin o açtığı diziler, filmler, çocuklarımızın oynadığı oyunlar, bunların hepsinin bize bilinçaltı olarak gelip daha sonra bunu da davranış olarak tekrar yansıtmamız ki bazı davranışları da 'Aa bu böyle oluyormuş, demek ki böyle davranılmalıymışız' işte bunun böyle olması gerekiyormuş algısı yaratılıyor bize bu filmlerde, dizilerde ve biz ister istemez o şekilde davranma zorunluluğunda hissediyoruz kendimizi” dedi.
Ailelerin evde izlenen içeriklerin seçiminde daha seçici olması gerektiğini vurgulayan Kocadağ, “O yüzden sizden tavsiyem lütfen evde izlediğiniz filmlerin içeriklerini, dizilerin içeriklerini yanlış olanları lütfen ama lütfen bir şöyle bir çocuğuma nasıl etki eder? Çocuğum buradan ne alır? Diye düşünüp ondan sonra çocuğumuzun yanında açalım” tavsiyesinde bulundu.
İlkokul 1. sınıfta ödev krizine karşı süre tutun
İlkokul birinci sınıfta yaşanan ödev süreçlerine de değinen Süreyya Kocadağ, ailelerin çocuklarla çok fazla çatışmaması gerektiğini belirterek, “Lütfen ilkokul 1. sınıfta çocuğunuzla çok kavga etmeyin. Çok aşırı ailelerin ödev yüzünden, okuma yüzünden çok fazla gerildiğini görüyorum. Lütfen süre tutun. Ya 10 dakika oku, iki kere zıpla, beş kere zıpla. Ödevin bu kadar. Bunu bu kadar da yapacağız. Hadi 10 dakika. Lütfen çocuğunuzla çok uzun ailelerde görüyorum 4 saat ödevimiz sürüyor. Ya 4 saat nasıl sürer bir ödev? Lütfen süre tutun çocuğunuzu. Hoplatın, önce hoplatın, zıplatın, suyunu içirin, nefesini aldırın, psikolojik olarak hazırlayın. 15 dakika sonra dersine başlıyorum. 15. dakikada lütfen dersi kapatın yani saatinizi tutun, sayacınızı tutun, sayaç öttüğünde hadi oğlum, hadi kızım serbestsin. Git 10 dakika zıpla, 11. dakikada geri istiyorum ki ben bunu seans anında yapıyorum” diye konuştu.
Olumlu kelimelerle motivasyonu artırın
Ders çalışırken çocuklarla göz teması kurmanın ve olumlu bir dil benimsemenin önemine işaret eden Süreyya Kocadağ, “Kelime hatalarında veya okuma yanlışlarında doğrudan eleştiri getirmek yerine fosforlu kalemle işaretleme yapıp hiç ağzımı açmam. Sadece derim ki 'Buna bir daha bakar mısın? Bak bakayım burada neler olmuş.' Şimdi bu sözcükte bile çocuk şey bir bakar. Ya sanki biraz daha dikkatli bakmalıyım. Evet, okey. Veya işte bir şeyi yanlış yaptığında kızmam. Bak, burayı düzeltmeliyiz. Bir kere çocuklarla ödev yaparken, ders çalışırken lütfen olumsuz kelimeler kullanmayın. Olmadı, yapamadın, yanlış yaptın derseniz çocuk motive olarak çok düşer. Yani bunu özellikle 1, 2, 3. sınıflarda çok yaşıyoruz. Evet, bunu yaptın. Ama bak buraya bir bak bakayım ne olmuş. Bunun burasının böyle olması gerekiyordu. Diye diye hep olumlu kelimelerden ilerlediğinizde çocuk kendi yapabilirliğine inanır” dedi.





