20260427 160257.JpgDev okyanuslarda gemilerle dünyayı dolaşarak çok yüksek paralar kazanan Murat Dolgun, bir noktadan sonra dinlenmeye karar verdi ve çocukken çıraklığını yaptığı ayakkabı tamirciliğine geri döndü. Denizci olarak gemilerle çalışmayı bırakmasının ardından ayakkabı mağazası açmak için proje geliştiren Dolgun, işin yoğun bir çaba gerektirdiği düşüncesiyle vazgeçti. Bir süre ne yapabileceği konusunda araştırmalar yaptıktan sonra, çocukluğunda bıraktığı tezgahın başına bu kez hiç kalmamak üzerine oturdu. Şimdi, her sabah tıraşını olup evden çıkıyor, Cemalpaşa Caddesi üzerindeki ayakkabı dükkanının kapılarını açıp müşterilerini beklemeye başlıyor. Tutkalını sürüyor, dikişini atıyor, boyuyor ve belki de aylar öncesinde vazgeçilmiş bir ayakkabıyı tamir ederek yeniden kullanılır hale getiriyor.

20260427 160326.JpgOkyanusun gürültüsünden dükkanın sessizliğine

Gemideki görevini bıraktıktan sonra önce bir ayakkabı mağazası açmayı planlayan ancak yüksek sermaye ve yoğun çaba gerektirdiği için bu fikrinden vazgeçen Dolgun, bir süre ne yapacağını araştırdıktan sonra kendisini yeniden eski tezgahının başında buldu. Dolgun’un her günü, bir devlet memuru disipliniyle başladığını belirterek, “Babam devlet memuru olduğu için o kültürle yetiştik. Her sabah tıraşımı olur, dükkanımı açarım. Kimileri mesleği küçümsese de biz işimizi seviyoruz. Okyanusları aştım ama bu tezgahın başındaki huzuru başka yerde bulamadım” dedi.

Mersin’de ‘Türkiye Kültür Yolu Festivali’ programı açıklandı
Mersin’de ‘Türkiye Kültür Yolu Festivali’ programı açıklandı
İçeriği Görüntüle

“Bizim giyip atacak ekonomik gücümüz yok”

Ayakkabı tamirine olan ilginin gelir düzeyinden bağımsız olduğunu belirten Dolgun, piyasada 500 liradan 100 bin liraya kadar ayakkabı bulunduğunu, ancak ekonomik şartların tamiri zorunlu kıldığını ifade ediyor. Avrupa’daki giy at kültürünün Türkiye’de karşılığı olmadığını vurgulayan Dolgun, “Bizim o ekonomik gücümüz yok, tamir etmek ve yeniden kullanmak zorundayız. Malzeme sıkıntımız yok, üretim ülkemizde olduğu için her şeyi bulabiliyoruz; yeter ki işini dürüst yap” şeklinde konuşuyor.

Çırak yetişmemesi en büyük dert

Mesleğin geleceğine dair endişelerini de dile getiren tecrübeli usta, çırak yetişmemesinden şikayetçi. Çıraklık okullarının pratik eğitimde yetersiz kaldığını savunan Dolgun, devletin meslek okullarını geliştirmesi gerektiğini, aksi takdirde bu zanaatın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını belirtiyor.

Muhabir: Seyrani Solugan