Yaşanan saldırılar sebebiyle bayramın buruk geçtiğini belirten Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Meclisimizde; Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin koordinasyonuyla yapılan bir dizi kültürel ve sportif yarışmada dereceye giren, birinci, ikinci ve üçüncü olan ödül sahiplerine ödüllerini verdik. Daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde adet olduğu üzere, yurdun dört bir yanından gelen çocuklarımızla birlikte bir Çocuk Özel Oturumu gerçekleştirdik. Bu oturuma milletvekillerimizin bir kısmı da çocukları veya torunlarıyla eşlik ettiler. Biz de bu özel oturumda yerimizi alarak çocuklarımızın bu heyecanına ve coşkusuna ortak olmaya çalıştık. 23 Nisan bu yıl büyük bir hüzün içerisinde kutlanıyor. Hepimizin üzerinde okul saldırılardan kalan çok büyük bir duygusal travma ve üzüntü hali var. Geçen hafta önce Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okulda saldırı meydana geldi. Ardından Kahramanmaraş’taki saldırılarda; evlatlarını korumak üzere kendini siper eden öğretmenimiz Ayla Kara’yı; öğrencilerimiz Mustafa Aslan, Şuranur Sevgi Kazıcı, Zeynep Kılıç, Furkan Sancak Balal, Bayram Nabi Şişik, Belinay Nur Poyraz, Adnan Göktürk Yeşil, Yusuf Tarık Gül ve Kerem Erdem Güngör’ü kaybettik. Acımız büyük. Adeta kör bir kurşunun hedefi olur gibi, kitlesel bir şekilde ama mağdurun kim olacağı belli olmayan bir saldırıda evlatlarımızı yitirdik” dedi.

“Dijital komisyonlar küçük esnafı nefessiz bırakıyor.”
“Dijital komisyonlar küçük esnafı nefessiz bırakıyor.”
İçeriği Görüntüle

Faize ve ihaleye para var, okula güvenlikçi yok

Okulların güvenlik sorunlarını uzun süredir dile getirdiklerini ifade eden Ekmen, “Hem Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’e hem de Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e, birkaç sebeple okullarda doğrudan güvenlik görevlisi istihdam edilmesi gerektiğini ifade ettik. Okulların içinde çeteleşmeler, etrafında ise uyuşturucu satışı başta olmak üzere değişik mafya grupları var. Çocuklar, içine girdikleri psikolojik süreçlerin sonunda veya yetişkinlerin ismini bile bilmediği dijital mecralarda bu suç figürlerinin bir parçası olabiliyorlar. Bütçe bir önceliklendirme mevzusudur. İktidar; geçen yıl 2 trilyon, bu yıl 3 trilyon lirayı faize ayırabiliyor. Yüzlerce garanti ödemeli ihale sahibine, ülkenin içinde bulunduğu krize rağmen hiçbir kesinti yapmadan ödemeleri tam olarak gerçekleştiriyor. Kamu İhale Kurumu’nun resmi verilerine göre; 2025 yılında yapılan her 100 liralık ihalenin 92 lirası ‘doğrudan temin’ yoluyla yapılarak rekabet engelleniyor ve maliyet artırılıyor. Bütün bunlara bütçe bulabilen iktidarın; okullara güvenlikçi ya da temizlikçi bulmayı bırakın, temizlik malzemesi, A4 kâğıdı veya kalem gibi temel ihtiyaçları bile karşılamadığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

Toplumun büyük çoğunluğu huzursuz, güvensiz, mutsuz ve depresif

Okullarda yaşanan olayların sadece güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini, derin bir toplumsal erozyon yaşandığını vurgulayan Ekmen, “Meclis’te bütün partilerin ortak iradesiyle, okullardaki güvenlik sorunlarını araştırmak üzere bir komisyon kurulacak. Türkiye’de bu olaylar yeni yaşanıyor olabilir ama Amerika’da son 35 yılda bu tür vakalar çok artmıştır. Avrupa’da ise 1996 yılında İskoçya’da yaşanan Dunblane Katliamı’ndan sonra alınan tedbirlerle vaka sayısı ciddi şekilde azalmıştır. Bu olay sadece bir kişinin psikiyatrik durumuyla izah edilemez. Geniş bir çerçeveden bakılması elzemdir. İlk görülen şey, toplumsal güven ve duygu aşınmasıdır. TÜİK, Gallup, OECD ve çeşitli araştırma şirketlerinin verileri şunu gösteriyor: Toplumun büyük çoğunluğu huzursuz, güvensiz, mutsuz ve depresif. Son yapılan ölçümlere göre toplumun %84’ü birbirine güvenmemektedir. Habitat Derneği’nin yapmış olduğu bir çalışmada da gençlerimizin iyi ve mutlu olmadığını görüyoruz; bağ kuramayan, gününü idare eden, hatta anını yaşamayan bir gençlikten ne umulmalıdır sorusunun maalesef bir cevabı yok. Sosyal yaşamdan kopan ve şiddeti meşrulaştıran çocuk ve gençlik profilinin, birçok yerde benzer sorunlar üretmesi kaçınılmazdır. Öncelikle okullarda güven ortamının tesis edilmesi şarttır. Nasıl ki bazı okullarda polis görevlendirilmesine başlandıysa, en azından giriş ve çıkış saatlerinde en yakın karakoldan polis ve bekçi desteği mutlaka sağlanabilirdi. Bugün karşı karşıya olduğumuz ciddi şiddet, korku ve güvensizlik sarmalı göz önüne alındığında, ‘Önceki dönemde bu adımlar neden atılmadı?’ sorusunu sormak, çocuklarımıza karşı olan en büyük sorumluluğumuz ve borcumuzdur” açıklamasında bulundu.

Rehberlik öğretmeni ve sosyolog ihtiyacı görmezden gelinemez

Çözüm için uzman istihdamının ve meslek yasasının şart olduğunu belirten Ekmen, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Okul güvenliği stratejisi sadece dış güvenliğe değil, okulun fiziksel ve psikososyal dokusunu güçlendirmeye odaklanmalıdır. Çözüm, tehdit yönetimi ve sosyal destek projelerinde aranmalıdır. Eğitim ortamlarında öğrencilerin çok yönlü gelişimini destekleyecek psikososyal mekanizmaların güçlendirilmesi de kritik bir ihtiyaçtır. Her türlü ‘sorunlu öğrenci ve öğrencinin içerisinde bulunduğu durum’ için rehberlik hizmetlerinin etkinleştirilmesi, psikolog desteğinin yaygınlaştırılması ve ihtiyaç duyan öğrenciler için gerekli rehabilitasyon süreçlerinin koordineli biçimde yürütülmesi gerekmektedir. Bu hizmetlerin sağlıklı şekilde işlemesi için yeterli sayıda öğretmen, rehberlik öğretmeni, özel eğitim öğretmeni, okul sosyoloğu, okul psikoloğu, çocuk gelişim uzmanı ve sosyal hizmet uzmanı atanmalı; tüm süreçler bütüncül bir yaklaşımla ve kurumsal eşgüdüm içerisinde ele alınmalıdır. Ülkemizdeki mevcut sistem kriz yönetimini ve psikososyal desteği büyük ölçüde idari işler ve sınav odaklı akademik danışmanlıkla boğuşan Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık servislerinin omuzlarına bırakmakta, çocuğun okul dışı çevresini, aile dinamiklerini, dijital sosyalleşmesini ve mahalle faktörünü sürece aktif olarak entegre eden disiplinler arası bir sosyal hizmet ağından yapısal olarak yoksun bulunmaktadır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı rehberlik öğretmenlerine, okul sosyologlarına ve çocuk gelişim uzmanlarına olan ihtiyacı görmezden geliyor. Bu meslek grupları için bir ‘Meslek Yasası’na ihtiyaç var. Tek işi okulu, sınıfı, çocuğu, çocuğun ilişkilerini ve çocuğun ailesini gözlemlemek olan yeteri kadar öğretmen istihdam edilirse uyuşturucu çetelerine, bahis ve kumar çetelerine kaptırdığımız, çetelerin ve mafyaların kucağına düşmüş çocuk sayısında azalma olacaktır.”

Kaynak: Haber Merkezi