Mersin’in Silifke ilçesine bağlı en gözde koylarından biri olan Narlıkuyu’da, ailesiyle yemek yiyen Yücel Denizhan isimli bir vatandaşın sosyal medyada paylaştığı fahiş hesap, turizm sezonunun ortasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Denizhan’ın, “Eğer bu restoranlar sahil şeridini bir ‘para tuzağına’ çeviriyorsa, bu ülkenin vatandaşı olarak o plajda denize girmek ve dürüst bir yemek yemek bizim hakkımız mıdır, yoksa bu sadece lüks bir tercih midir?” sorusuyla paylaştığı görüntüler, kısa sürede binlerce yorum alarak kamuoyunu ikiye böldü.

Mersin'de motosiklet kazaları endişe veriyor
Mersin'de motosiklet kazaları endişe veriyor
İçeriği Görüntüle

Kalamar 1.300 TL, şalgam ve kola 350 TL

Ailesiyle birlikte gittiği balık restoranındaki masayı tek tek kameraya çekerek fiyat listesini isyanla paylaşan Yücel Denizhan, menüdeki rakamların kabul edilemez olduğunu savundu. Yaşadığı deneyimi bir "rezillik" olarak niteleyen Denizhan, "Şu masaya baktığınızda salata, patates cipsi, kalamar ve karides bulunmakta. Türkiye’nin, hatta Avrupa’nın en pahalı restoranı burası olsa gerek. Belediye burayı esnafa büyük ihtimalle en cüzi miktarla kiraya veriyor ancak bu kadar kazık bir işletme olamaz. Girişe fiyatları yazmışlar; porsiyonunda sadece dört tane olan karidese 1.080 lira, Metro’da kiloyla satılan kalamara 1.300 lira yazmışlar. Bir turşu 200 TL, şalgam ve Pepsi ise 350 TL. Güya yarım kilo balık istedik, o da kömürün içine düşmüş şekilde geldi, zaten iptal ettirdik" ifadelerini kullandı.

‘İşine gelmiyorsa yeme’ ile ‘Devlet denetlemeli’ karşı karşıya

Paylaşımın ardından vatandaşlar ve tüketiciler adeta iki farklı kampa ayrıldı. Bir grup vatandaş, serbest piyasa ekonomisini ve işletme maliyetlerini savunarak tepki gösterdi. Restoranların sahil şeridinde yüksek kiralar ödediğini, usta maaşları, elektrik, su ve vergi gibi ağır giderleri olduğunu belirten Harun Dişgeçmez isimli vatandaş, "Kapıya menü koymuş, fiyatını belirtmiş, zorla satmamış. Adam sana amme hizmeti mi yapsın? Herkes esnafa laf söylüyor ama asıl temel gıdadaki fahiş fiyatlar sorgulanmalı" derken; Mine Ensonra ise "İşine gelmiyorsa yeme, fiyat listesi yazıyor orada. Bu da yeni moda, yiyip içip hesap paylaşmak" sözleriyle esnafa hak verdi. Turizm sezonunun kısalığına değinen Mario Donna da, "Adamın 3 ay sezonu var, geri kalan 9 ayı senden çıkaracak. Sahile gidiyorsanız en az 6 bin TL’yi gözden çıkaracaksınız" yorumunda bulundu.

‘Sosyal devlette bu fiyatlar olamaz'

Buna karşılık esnafın keyfi fiyat uygulayamayacağını ve sahillerin halka ait olduğunu savunan diğer grup ise sert eleştirilerde bulundu. Süreyya Özkan isimli bir vatandaş, sosyal devlet ilkesine vurgu yaparak, "Hukuktan, adaletten, sosyal devletten bihaber insanlarla neyi tartışacaksın? Yok öyle kardeş; o esnaf adam gibi fiyat belirleyecek, vatandaş da gidecek. 'Pahalıysa gitme' demek yerine, esnafa 'Bu paraya satamazsın, dalga mı geçiyorsun?' denmeli. Devletin denetim ve kontrol gücü her zaman hissedilmeli" diyerek tepkisini dile getirdi. Yaşanan genel ekonomik düzeni Yeşilçam’ın unutulmaz ismi Kemal Sunal’ın repliğiyle eleştiren Mahmut İnci ise, "Rahmetli Kemal Sunal bir filminde 'Herkes birbirine kazık atarsa ne olacak bu milletin hali?' demişti. İşte tam o düzenin içerisindeyiz. Denizler gasp edilmiş, halkın girecek plajı kalmamış, dur diyen yok" diyerek denetimsizlikten dert yandı.

Muhabir: Ahmet Atala