Mersin’de kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlere dikkat çekmek amacıyla bir araya gelen Mersin Kadın Platformu “Gülistan Doku nerede diye sormaktan vazgeçmiyoruz” başlıklı bir basın açıklaması yaptı. Mersin Kadın Platformu adına konuşan Çiğdem Göksoy, Mersin Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında, yıllardır aydınlatılamayan dosyalara dikkat çekerek adalet çağrısını vurguladı.
"Dönemin yetkililerinin ihmali bu karanlığı derinleştirmiştir"
Göksoy “Ve yine Musa Orhan ve İpek Er davası. İpek Er’in maruz bırakıldığı cinsel saldırıyı kamuoyuna açıkladıktan sonra yaşamına son vermesinin ardından Musa Orhan’ın korunması, aklanması ve serbest bırakılması; bu ülkede failleri cesaretlendiren cezasızlık politikasının en açık göstergelerinden biridir” diyen Göksoy “5 Ocak 2020’de Dersim’de kaybedilen üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbeti hâlâ açıklığa kavuşturulmamıştır. Son olarak eski erkek arkadaşıyla görüştükten sonra izine rastlanan Gülistan’ın dosyası yıllardır sürüncemede bırakılmış, etkin bir soruşturma yürütülmemiştir. Dönemin yetkililerinin ihmali ve örtbas girişimleri bu karanlığı derinleştirmiştir. Ancak bugün gelinen noktada, yürütülen soruşturma kapsamında çok sayıda kişi hakkında gözaltı kararı verilmesi ve bazı şüphelilerin gözaltına alınması, yıllardır dile getirdiğimiz gerçekleri bir kez daha ortaya koymaktadır: Bu dosya bilinçli şekilde kapatılmak istenmiştir. Ama biz buradayız. Failleri koruyan herkesi teşhir etmeye devam edeceğiz. Bu dosyaları kapatmak isteyenlerin karşısında olacağız. Kadınların ve çocukların hayatını değersizleştiren bu düzeni kabul etmiyoruz. Bugün buradan adliye önünde birkez daha soruyoruz: Gülistan Doku nerede? Rojin Kabaiş’e ne oldu? Nadira Kadirova neden öldü? Rabia Naz neden hayatını kaybetti? Yeldane Kaharman’ın failleri neden korunuyor? İpek Er için adalet neden sağlanmadı? “ ifadelerine yer verdi.

"Çocuklar ölü bulunuyor, dosyalar karartılıyor"
Kadınların yaşamını değersizleştiren bu karanlığa karşı mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz diye vurgulayan Göksoy “Her dosyanın, her kaybın, her şüpheli ölümün takipçisi olacağız. Bu ülkede kadınlar katlediliyor, çocuklar ölü bulunuyor, dosyalar karartılıyor. Ve biz artık biliyoruz: Bu karanlık tesadüf değil; örgütlü bir cezasızlık düzenidir. Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e, Nadira Kadirova’dan Rabia Naz’a uzanan bu karanlık tablo bir tesadüf değil; erkek şiddetinin, cezasızlık politikalarının ve devlet içindeki koruma mekanizmalarına uzanan bu zincir; erkek şiddetinin aynı zamanda devlet eliyle korunan faillerin zinciridir. Bu dosyaların ortak noktası açıktır: Şüphelerin yöneldiği kişiler, sıradan failler değil; iktidar, bürokrasi ve devlet içindeki güç odaklarıyla ilişkili isimlerdir” dedi.
"Biz susmayacağız. Unutmayacağız. Affetmeyeceğiz"
Gülistan Doku dosyasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in soruşturma sürecindeki rolü ve dosyanın etkin yürütülmemesi, yıllardır kamuoyunda tartışılmaktadır. Bugün gelinen noktada yürütülen yeni soruşturmalar, bu karartmanın tesadüf olmadığını göstermektedir diyen Göksoy “Rojin Kabaiş dosyasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli’nin sorumluluğuna dair ciddi iddialar bulunmaktadır. Yeldane Kaharman dosyasında, Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar’ın adı kamuoyuna yansımış, ancak etkin bir yargılama süreci işletilmemiştir. Nadira Kadirova, dönemin AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde şüpheli şekilde ölü bulunmuş; bu ölümün üzeri örtülmeye çalışılmıştır. Rabia Naz Vatan’ın ölümünde, AKP’li Eynesil eski Belediye Başkanı Coşkun Somuncuoğlu’nun adı iddialarda yer almış, ancak gerçekler açığa çıkarılmamıştır. Mersin’de 2017 yılında üniversite öğrencisi Feray Şahin’i öldüren özel harekat polisi sadece 1,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Çünkü biz susmayacağız. Unutmayacağız. Affetmeyeceğiz" dedi.





