Mersin’de deprem riskinin yalnızca fay hatlarına uzaklıkla açıklanamayacağını belirten iki kardeş mühendis, yerel jeoloji, zemin davranışı ve yapı güvenliğinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

“Mersin’in jeolojik yapısı bölgeden bölgeye değişiyor”

Jeoloji Mühendisi Hatice Kübra Karan, Toroslar’ın kayalık kesimleri ile kıyı ovalarının farklı jeolojik koşullara sahip olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Depremin oluşturabileceği hasarı değerlendirirken üzerinde yaşadığımız zeminin jeolojik özelliklerini bilmeliyiz. Kıyı kesimlerinde genç alüvyal çökeller bulunuyor. Bunların kalınlığı, sıkılığı ve yeraltı suyu koşulları mutlaka araştırılmalı.”

Karan, Tarsus Ovası ile Akdeniz, Mezitli, Yenişehir, Erdemli ve Silifke’nin alüvyal kesimlerinin ayrıntılı incelemeye ihtiyaç duyabileceğini; ancak ilçe adından hareketle kesin bir risk derecesi verilemeyeceğini vurguladı.

“Aynı deprem, farklı zeminlerde farklı etkiler oluşturabilir”

Jeofizik Mühendisi Gülsüm Karan ise deprem dalgalarının yumuşak zeminlerde bazı frekanslarda büyüyebileceğini belirterek, “Aynı deprem, yakın iki noktada farklı yer hareketleri oluşturabilir. MASW, mikrotremor ve elektrik özdirenç tomografisi gibi yöntemler zemin modelini anlamamıza yardımcı olur; bunları sondaj ve geoteknik verilerle birlikte yorumlamalıyız” dedi.

Jeofizik Mühendisi Gülsüm Karan-1

Plastik atıklarının gerçek boyutu daha sonra ortaya çıkacak
Plastik atıklarının gerçek boyutu daha sonra ortaya çıkacak
İçeriği Görüntüle

Sıvılaşma potansiyeli araştırılmalı

İki mühendis, suya doygun ve gevşek granüler zeminlerde deprem sırasında sıvılaşma gelişebileceğine dikkat çekti. Hatice Kübra Karan, “Sıvılaşma taşıma gücü kaybı, oturma ve temel sorunları oluşturabilir” derken; Gülsüm Karan, “Jeofizik ölçüler tek başına sıvılaşma kanıtı değildir. SPT, CPTu, sondaj ve laboratuvar verileri gerekir” ifadelerini kullandı.

“Zemin etütleri yalnızca ruhsat için yapılmamalı”

İki kardeş, zemin etütlerinin yapı tasarımına doğrudan yansıtılmasının önemini vurguladı. Yapı güvenliğinde zemin özellikleri kadar taşıyıcı sistem tasarımı, malzeme kalitesi, uygulama ve etkin denetimin de belirleyici olduğunu belirtti.

Mersin’de öncelikli olarak nelerin yapılması gerektiğine dikkat çeken iki kardeş, şu 5 maddeyi sıraladı: “Yerleşim alanlarında ayrıntılı mikrobölgeleme ve zemin tehlike haritaları hazırlanması. Eski ve mühendislik hizmeti yetersiz yapıların öncelikli olarak incelenmesi. Jeoloji, jeofizik ve geoteknik çalışmaların bütünleşik yürütülmesi. Sel, taşkın, heyelan, kaya düşmesi ve kıyı tehlikelerinin planlamaya dahil edilmesi. Yapı denetiminin projelendirmeden uygulamanın sonuna kadar etkin sürdürülmesi.”

İki kardeşten ortak mesaj

“Depremin ne zaman meydana geleceğini kesin olarak bilemeyiz. Ancak zeminimizi tanıyabilir, yapılarımızı inceleyebilir ve mühendislik önlemleri alabiliriz. Mersin’in güvenliği için bilimsel veriler, doğru planlama ve etkin denetim birlikte yürütülmelidir.”

Muhabir: Emrah Birgül