Mersin Milletvekili Talat Dinçer, Mersin’in Çeşmeli beldesinde yıllardır üretim yapan köylülerin yaşadığı mağduriyeti yerinde dinledi. Atalarından, dedelerinden kalan topraklarda tarım yaparak geçimini sağlayan köylülerin, orman arazisi gerekçesiyle evlerinin yıkılması, bahçelerinin sökülmesi ve asırlık ağaçlarının kesilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirten Dinçer, yaşanan sürecin hem üreticiye hem de kırsal yaşama büyük zarar verdiğini vurguladı.
Köylülerin her gün tutulan tutanaklar ve yıkım endişesi nedeniyle uykusuz geceler geçirdiğini ifade eden Dinçer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya çağrıda bulundu.
Dinçer açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Mersin’in Çeşmeli beldesindeyiz. Burada asırlık ağaçların arasında, atalarından ve dedelerinden kalan topraklarda üretim yapan köylülerimiz büyük bir mağduriyet yaşıyor. Bu insanlar her gün ‘Evimiz yıkılacak mı, bahçemiz sökülecek mi, ağacımız kesilecek mi?’ korkusuyla uykusuz kalıyor. Her gün buraya gelen görevliler, insanların yaşına, emeğine, üretimine, tarlasına ve ağacına bakmadan tutanak tutuyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir.”
Köylülerin zor şartlara rağmen üretimden kopmadığını söyleyen Dinçer, “Bu köylüler üretimin tam göbeğinde, bütün zorluklara rağmen toprağına sahip çıkıyor. Dedelerinden kalmış bir yerde üretim yaptıkları için bu insanların ağaçlarını neden kestiriyorsunuz? Bu insanları neden uykusuz bırakıyorsunuz?” dedi.
Sorunun çözümü için Bakanlığı göreve davet eden Dinçer, “Gelin bu meseleye hep birlikte çözüm bulalım. Gerekirse 2B kapsamı değerlendirilsin, gerekirse farklı bir yöntem geliştirilsin ama bu insanların malı, emeği, alın teri kendilerine verilsin. Köylümüz artık yıkım korkusuyla değil, üretimiyle uğraşsın. Tarım ve Orman Bakanı’nı göreve davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
Ziyarette konuşan bir köylü kadın ise yaşadıkları çaresizliği gözyaşlarıyla anlattı. Bahçelerinin kendilerine ebelerinden, dedelerinden ve annelerinden kaldığını söyleyen kadın, “Bu tarla bize büyüklerimizden kaldı. Ben de çocuklarıma verdim ama şimdi çok zor durumdayız. Bizi çok üzüyorlar, çok ağlıyoruz. Oğlumun evi yıkılacak diye üzülüyorum, kızım cezaevine girecek diye üzülüyorum. Çocukları var. Ben bir kadınım, eşim yok. Ne yapacağımı şaşırdım” sözleriyle yaşanan mağduriyeti dile getirdi.
Dinçer, köylünün toprağından, üreticinin ağacından ve emeğinden koparılmaması gerektiğini belirterek, “Köylünün bahçesini yıkmak, üreticinin ekmeğini kesmektir. Bu yanlıştan derhâl dönülmelidir” çağrısında bulundu.




