İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, aralarında seçilmiş belediye başkanlarının da bulunduğu çok sayıda kişinin tutuklanmasına ilişkin Mersin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasının metnini okuyan İHD Mersin Şubesi yöneticisi Zeynep Kaya, halkın seçme ve seçilme iradesinin tartışmaya açıldığı bu süreçte, demokrasiye, hukuka ve temel hak ve özgürlüklere sahip çıkmak amacıyla bir araya geldiklerini vurguladı.

Açıklamada konuşan Zeynep Kaya, seçilmiş iradeye yönelik müdahalelerin devam ettiğini belirterek, “İnsan Hakları Derneği Akdeniz Bölge Grubu olarak; seçilmiş iradelerin gaspına yönelik 2025 yılında Akdeniz Belediyesi’ne kayyum atanmasıyla başlayan süreç devam etmektedir. 2026 yılında büyükşehir başta olmak üzere, Yenişehir, Mezitli ve Silifke Belediyelerine uzanan operasyonlar kapsamında belediye başkanlarının gözaltına alınması ve tutuklanması sürecine ilişkin belediyeleri ziyaret ederek bilgi aldık. Kaçma şüphesi bulunmamasına rağmen belediye başkanlarının evlerinden gözaltına alınmaları, ailelerinin görüntülerinin basına servis edilmesi, iddianamelerin dahi bir aydır hazırlanmamış olması ve ziyaretleri engellemeye yönelik biçimde tutukluların farklı cezaevlerine sevk edilmesi, hukuk devleti ve insan hakları açısından ciddi kaygılar yaratmaktadır. Yerel demokrasiye, halkın seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmelidir! Belediyelere yönelik baskılar ve seçilmiş iradeye müdahaleler son bulmalıdır! Türkiye’de yerel yönetimlere yönelik operasyonlar, belediye başkanlarının gözaltına alınması ve tutuklanması, ardından görevlerinden uzaklaştırılması uygulamaları, demokratik toplum düzeni ve insan hakları bakımından ciddi kaygılara neden olmaktadır” dedi.

İhd Şubesinde Tutuklulara Karşı Tepki

“Yerel yönetimler demokrasinin temelidir”

Yerel yönetimlerin demokratik toplum açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Kaya, “Yerel yönetimler, yalnızca belediye hizmetlerinin yürütüldüğü idari kurumlar değildir. Aynı zamanda halkın kendi yaşamına, kentine ve geleceğine ilişkin kararlara katılmasının en önemli demokratik araçlarından biridir. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yurttaşlar oylarıyla tercihlerini ortaya koymuş, yerel yönetimlerin kimler tarafından yürütüleceğine karar vermiştir. Seçimle oluşan bu irade, demokratik meşruiyetin temel unsurlarındandır. Halkın seçtiği temsilcilerin görev yapabilmesi, seçme ve seçilme hakkının yalnızca sandık günü kullanılan bir hak olmaktan çıkarak gerçek ve etkili biçimde korunması anlamına gelir. Belediyelerin halkın ihtiyaçlarına göre hizmet üretmesi, kent kaynaklarının kamu yararı doğrultusunda kullanılması, kadınların, çocukların, engellilerin, emekçilerin, yoksulların ve dezavantajlı grupların karar süreçlerine katılması, yerel demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Yerel yönetimlerin demokratik niteliği, halkın iradesinin korunması kadar, hesap verebilirlik, şeffaflık ve katılımcılıkla da güçlenir. Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddialar varsa bunlar elbette bağımsız, tarafsız ve hukuka uygun biçimde soruşturulmalıdır. Ancak soruşturma yürütülmesi ile seçilmiş iradenin etkisizleştirilmesi birbirine karıştırılmamalıdır” ifadelerini kullandı.

“Seçilmişlerin görevden uzaklaştırılması yerel demokrasiyi zedelemektedir”

Seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve kayyum uygulamalarının yerel demokrasiye zarar verdiğini ifade eden Kaya, şu ifadeleri kullandı: “Uzun süredir farklı kentlerde seçilmiş belediye başkanlarının gözaltına alınması, tutuklanması, görevden uzaklaştırılması ve bazı belediyelere kayyım atanması uygulamaları, Türkiye’de yerel demokrasinin sürekliliği konusunda ciddi sorunlar yaratmaktadır. Özellikle seçilmiş temsilcilerin yargı süreçleri devam ederken görevlerinden uzaklaştırılması ve yerlerine halkın oyuyla seçilmemiş yöneticilerin getirilmesi, yalnızca ilgili belediye başkanlarını değil, o kentte yaşayan bütün yurttaşları ilgilendiren bir hak meselesidir. Seçimle iş başına gelmiş yöneticilerin görev yapamaması, halkın yerel yönetim üzerindeki demokratik denetim imkânını sınırlandırmakta; seçmenlerin tercihleri ile yönetim pratiği arasındaki bağı zayıflatmaktadır. Kayyım uygulamaları ve seçilmişlerin görevden alınması, kalıcı ve olağan bir yönetim biçimine dönüşmemelidir. Demokratik hukuk devletinde idari yetkiler, yargısal güvencelerin ve temel hakların yerine geçemez. Geçici tedbirler, hukukun amacıyla sınırlı olmalı; ölçülülük, gereklilik ve etkili yargısal denetim ilkelerine uygun biçimde uygulanmalıdır. Seçilmiş bir yöneticinin görevinden uzaklaştırılması, hukuki dayanağı, gerekçesi ve demokratik temsil üzerindeki sonuçları bakımından titizlikle değerlendirilmelidir.”

“Masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı korunmalıdır”

Masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkının korunması gerektiğini belirten Kaya, “Bir kişi hakkında soruşturma açılması veya tutuklama kararı verilmesi, o kişinin suçluluğunun kesinleştiği anlamına gelmez. Masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez güvenceleridir. İHD olarak, kamu görevlileri ve seçilmiş yöneticiler hakkındaki iddiaların hukuka uygun biçimde araştırılmasına karşı değiliz. Ancak soruşturmaların siyasi görüş, parti kimliği veya seçmen tercihi üzerinden ayrımcılığa yol açmaması; benzer durumlarda hukuk kurallarının eşit uygulanması; tutuklamanın istisnai bir tedbir olarak değerlendirilmesi ve herkesin etkili savunma imkânına sahip olması gerektiğini hatırlatıyoruz. Yargı süreçlerinin kamuoyunda oluşturduğu etkiler de göz ardı edilemez. Operasyonlar, gözaltılar ve görevden uzaklaştırmalar yoluyla seçilmiş yönetimlerin işlevsizleşmesi, demokratik katılım ve ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle yürütülen işlemlerin hukuki dayanakları ve demokratik haklar üzerindeki etkileri şeffaf biçimde değerlendirilmeli; bağımsız yargı denetimi güvence altına alınmalıdır” şeklinde konuştu.

İhd Mersin Şubesii

“Halkın iradesi, barış ve demokratik toplum birbirinden ayrılamaz”

Türkiye’de toplumsal barışın ve demokratikleşmenin halkın iradesinin korunmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin demokratikleşmesi, toplumsal barışın güçlenmesi ve farklı kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmesi, hak ve özgürlüklerin eksiksiz korunmasına bağlıdır. Barış ve demokratik toplum hedefinin tartışıldığı bir dönemde, seçilmiş temsilcilerin görev yapabilmesinin güvence altına alınması, kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi ve demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması büyük önem taşımaktadır. Toplumsal barış, yalnızca çatışmasızlık ortamıyla değil; adaletin, hukukun, eşitliğin ve demokratik katılımın güçlendirilmesiyle mümkündür. Halkın oyuyla belirlediği temsilcilerin iradesinin korunmadığı, yerel yönetimlerin idari müdahalelerle etkisizleştirildiği bir ortamda demokratik güvenin güçlenmesi mümkün değildir. İnsan hakları savunuculuğunun temel sorumluluğu, kim tarafından ve hangi siyasi gerekçeyle olursa olsun, hak ihlali risklerine karşı durmak; herkes için eşit hukuk güvencesini savunmak ve demokratik toplumun temel ilkelerini korumaktır.”

Gölge Tarım Bakanından Mersin çıkarması
Gölge Tarım Bakanından Mersin çıkarması
İçeriği Görüntüle

“Taleplerimiz”

İHD Mersin Şubesi olarak taleplerini de sıralayan Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi olarak; belediye başkanlarına ve belediye yöneticilerine yönelik tüm adli ve idari işlemlerin hukuk devleti, masumiyet karinesi, adil yargılanma ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde yürütülmesini, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin zorunluluk, gereklilik ve ölçülülük esaslarına uygun uygulanmasını; tutuksuz yargılamanın esas alınmasını, seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve kayyım atanması uygulamalarına son verilmesini; görevden alınan seçilmiş temsilcilerin hukuki durumlarının etkili biçimde incelenmesini ve hukuki engel bulunmayanların görevlerine iadesini, halkın seçme ve seçilme hakkına, yerel yönetimlerin demokratik meşruiyetine ve yerel özerkliğe saygı gösterilmesini, belediye yönetimlerine ilişkin iddiaların bağımsız, tarafsız ve şeffaf soruşturmalarla aydınlatılmasını; soruşturmaların siyasi ayrımcılık ve baskı aracı olarak kullanılmamasını, kayyım uygulamalarının demokratik temsil, eşit yurttaşlık ve insan hakları üzerindeki etkilerinin giderilmesini; yerel yönetimlerin halkın katılımına açık ve hesap verebilir biçimde çalışmasının güvence altına alınmasını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesini, Demokratik siyasetin alanını daraltan uygulamalara son verilmesini; toplumsal barışın, hukuk güvencesinin ve çoğulcu demokrasinin güçlendirilmesini talep ediyoruz.”

Kaya, İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi olarak halkın seçme ve seçilme hakkını, yerel demokrasiyi, adil yargılanma hakkını ve temel özgürlükleri savunmaya devam edeceklerini belirterek, “İnsan hakları, seçilmişlerin ve seçmenlerin hakları, yalnızca belirli bir siyasi kesimin değil, bütün toplumun ortak güvencesidir. Bir kentte yaşayan yurttaşların oylarıyla belirlediği yönetimin demokratik meşruiyetine saygı gösterilmesi, hukuk devletinin ve toplumsal barışın temel koşullarındandır. Hukuk, yalnızca soruşturma yürütme yetkisi değil; hakları koruma, adaleti sağlama ve iktidarı hukukla sınırlama yükümlülüğüdür” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Emrah Birgül