30 Ağustos 2026’da Girne’den Taşucu’na gitmek üzere yola çıkan Filo Jet isimli yolcu gemisinin batması sonucu hayatını kaybedenlerin yakınları, kazazedeler ve iki aydan aşkın süredir bulunamayan 3 yaşındaki Asel’in ailesi adına Mersin’de basın açıklaması yapıldı. Av. Arb. Berkan Aydoğan, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, facianın tüm sorumluluk boyutlarıyla araştırılmasını istedi.

Mersin Özgür Çocuk Parkı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasını okuyan Av. Arb. Berkan Aydoğan, suç duyurusuna ilişkin açıklamasında; “Bu faciada yakınlarını kaybeden ailelerin ve kazazedelerin vekilleri olarak, bugün Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Başvurumuzun amacı, yalnızca geminin son dakikalarında yaşananları değil, geminin o sefere çıkarılmasına kadar uzanan bütün karar ve sorumluluk sürecini ortaya çıkarmaktır” dedi.

Suç duyurusunda yer verdikleri isimleri ve araştırılmasını istedikleri ifade eden Aydoğan, “Bu nedenle suç duyurumuzda; Türkiye’deki Filo Gemi Acentalığı Lojistik ve Taşımacılık Ticaret Limited Şirketi nezdindeki yöneticilik ve temsil görevleri ile KKTC Filo Denizcilik şirketindeki hissedarlık bağlantısının araştırılmasını istediğimiz Saim İlkılıç’a, Türkiye’deki şirketin merkez yönetimi ve müdürler kurulu kapsamındaki görev ve yetkilerinin araştırılmasını istediğimiz Ahmet Dönüş’e, KKTC Filo Denizcilik şirketinde hissedar olarak belirtilen Mehmet Can Dönüş’e, KKTC şirketinde direktör ve hissedar olarak belirtilen Ali Özdülger’e, Aynı şirkette şirket sekreteri ve hissedar olarak belirtilen Süleyman Dilek’e yer verdik. Bunlarla birlikte, Türkiye ve KKTC'deki ilgili şirketlerin diğer ortaklarının, müdürlerinin ve fiilî karar yetkililerinin; geminin kaptanının ve ilgili mürettebatının; klas, sörvey, belgelendirme ve liman işlemlerinde görev aldığı belirlenecek kişilerin de bireysel cezai sorumluluklarının araştırılmasını talep ettik” ifadelerini kullandı.

Gemi Kazası

“Bu soruların hiçbirinin cevapsız kalmasını istemiyoruz”

Kimseyi peşinen suçlu ilan etmediklerini vurgulayan Aydoğan, sorumlulukların somut delillerle ortaya çıkarılmasını istediklerini belirterek, “Bu isimleri açıklarken özellikle vurguluyoruz: Hiç kimseyi yalnızca şirket ortağı, yönetici, çalışan veya denetçi olduğu için suçlu ilan etmiyoruz. İstediğimiz, her bir kişinin olay tarihindeki görevinin, yetkisinin, bildiği risklerin, aldığı kararların ve varsa yerine getirmediği yükümlülüklerin somut delillerle ortaya çıkarılmasıdır. Kim bakım kararını verdi? Kim teknik uyarıları aldı? Kim hangi eksikliği biliyordu? Kim müdahale edebilirdi? Kim hangi kararıyla veya ihmaliyle bu sonuca katkıda bulundu? Bu soruların hiçbirinin cevapsız kalmasını istemiyoruz” dedi.

Türkiye’de soruşturma yürütülmesinin koşulları ve yer yönünden yetkinin değerlendirilmesini de talep ettiklerini belirten Aydoğan, “Başvurumuzda Türkiye'de soruşturma yürütülmesinin koşulları ile yer yönünden yetkinin ayrı ayrı değerlendirilmesini istedik. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12, 13 ve 14. maddeleri çerçevesinde; Türkiye'de gerçekleşmiş olabilecek eylem ve ihmallerin yerinin, şüphelilerin Türkiye'deki yakalanma, yerleşim ve adres durumlarının araştırılmasını talep ettik. Gerektiğinde CMK 14 kapsamında yetkili merciin belirlenmesine ilişkin yol işletilmesini de istedik. Amacımız, yetki konusunda peşin hüküm vermek değildir. Amacımız, bu değerlendirme yapılırken delillerin kaybolmaması ve Türkiye'deki sorumluluk bağlantılarının araştırılmadan bırakılmamasıdır” diye konuştu.

“Bir geminin neden battığını öğrenmek zorundayız”

KKTC’de yürütülen adli süreci takip ettiklerini belirten Aydoğan, iki ülke makamları arasında iş birliği kurulması gerektiğini ifade ederek, “KKTC'de yürütülen adli süreci biliyor ve takip ediyoruz. Bu süreci yok saymıyoruz. Türkiye ve KKTC makamları arasında etkili adli iş birliği kurulmasını, mevcut dosyaların kişi ve fiil kapsamının belirlenmesini istiyoruz. Ancak bir yerde soruşturma yürütülüyor olması, başka kişilerin farklı kararlarının ve ihmallerinin araştırılmamasına gerekçe yapılmamalıdır. Talebimiz, sorumluluğun yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlandırılmamasıdır. Karar gemide alınmışsa gemide, şirket merkezinde alınmışsa şirket merkezinde, bakım veya denetim sürecinde alınmışsa o süreçte araştırılmalıdır. Bir geminin neden battığını öğrenmek zorundayız. Ancak yalnızca son dakikalarda ne olduğunu değil, o son dakikalara nasıl gelindiğini de öğrenmek zorundayız” şeklinde konuştu.

Geminin sefer öncesindeki teknik durumundan bakım ve onarım süreçlerine, sefer kararından tahliye imkanlarına kadar birçok sorunun yanıtlanmasını istediklerini belirten Aydoğan, araştırılmasını talep ettikleri konuları şöyle sıraladı: “Bu nedenle şu soruların belgelerle ve uzman incelemeleriyle cevaplandırılmasını istiyoruz: Geminin sefer öncesindeki teknik durumu neydi? Bakım, onarım ve denetimleri ne zaman, kimler tarafından, hangi bulgularla yapıldı? Önceden bildirilmiş bir arıza, su alma sorunu veya güvenliği etkileyen başka bir durum var mıydı? Böyle bir bildirim varsa kimlere ulaştı ve bunun üzerine hangi işlemler yapıldı? Türkiye ve KKTC'deki şirketler arasında bakım, teknik yönetim, acentelik ve sefer organizasyonu bakımından nasıl bir görev paylaşımı vardı? Sefer kararı hangi bilgiler üzerine ve kimlerin yetkisiyle verildi? Acil durum ve tahliye imkânları yeterli miydi; olay sırasında tahliyeye ve can kayıplarına etkisi ne oldu? Tespit edilecek eksikliklerin batmaya, tahliyeye ve can kayıplarına etkisi ne oldu? Bunlar, peşinen suçluluk ilan etmek için değil, maddi gerçeğe ulaşmak için sorduğumuz sorulardır.”

Şirket kayıtları ve teknik belgelerin korunmasını talep ettiklerini belirten Aydoğan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bu amaçla şirketlerin olay tarihindeki sicil ve temsil kayıtlarının, bakım ve onarım belgelerinin, teknik raporların, denetim kayıtlarının, şirket yazışmalarının, sefer ve haberleşme verilerinin korunmasının gecikmeden korunmasını ve incelenmesini talep ediyoruz. Geminin maliki, donatanı, işleteni, teknik yöneticisi ve acentesinin kim olduğu; sıfatların hangi şirketlerde ve kişilerde toplandığı, onaylı kayıtlar ve sözleşmeler üzerinden belirlenmelidir. Sorumluluk, unvanlara bakılarak değil; görevler, bilgiler, kararlar ve somut davranışlar ortaya konularak belirlenmelidir.”

Mersin'de üreticilerin gözü Tarım ve Orman Bakanlığı’nda
Mersin'de üreticilerin gözü Tarım ve Orman Bakanlığı’nda
İçeriği Görüntüle

Girne Kazası

Özgür için fethi kabir işlemi gerçekleştirilecek

Filo Jet faciasında hayatını kaybeden Gökmen Gönül’ün oğlu Özgür’ün Tarsus’ta defnedildiğini hatırlatan Aydoğan, KKTC’den alınan istinabe kararı kapsamında Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından fethi kabir işlemi gerçekleştirileceğini belirtti.

Aile açısından son derece zor olan bu sürece dikkat çeken Aydoğan, “Bu dosyanın Tarsus’ta çok somut bir karşılığı da var. Müvekkilimiz Gökmen Gönül’ün bu faciada hayatını kaybeden oğlu Özgür, Tarsus’ta defnedildi. KKTC’den alınan istinabe kararı kapsamında, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından fethi kabir, yani mezarın çıkarılması amacıyla açılması işlemi gerçekleştirilecek. Bir aile için evladını toprağa vermek zaten tarifsiz bir acıdır. Şimdi aynı aile, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için mezarın çıkarılacağı bir süreçle karşı karşıyadır. Bu işlemin insan onuruna ve ailenin acısına saygı gösterilerek, uzmanlar eliyle ve bilimsel gerekliliklere uygun biçimde yürütülmesini bekliyoruz. Amacımız acıyı yeniden yaşatmak değil; cevapsız kalan soruların cevabına ulaşmaktır” dedi.

3 yaşındaki Asel hala bulunamadı

Basın açıklamasının son bölümünde, facianın üzerinden iki ayı aşkın süre geçmesine rağmen hala bulunamayan 3 yaşındaki Asel’e dikkat çeken Aydoğan, küçük çocuğun ailesinin bekleyişinin sürdüğünü belirterek, “Ve Asel... Üç yaşındaki Asel, facianın üzerinden iki ayı aşkın süre geçmesine rağmen hala bulunamadı. Asel’in ailesi için bekleyiş bitmedi. Bir haber beklemek, ne olduğunu bilememek, arama çalışmalarının hangi aşamada olduğunu öğrenmek; bu ailenin her gün yeniden yaşadığı bir gerçektir” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Emrah Birgül