2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubesi öncülünde Yoğurt Pazarı'nda bir araya gelen emekliler, bir kez daha maaşlarına gelen zamları protesto etti. Ellerindeki dövizler, attıkları sloganlarla zam taleplerini bir kez daha haykıran emekliler, bir an önce maaşlarının düzeltilmesini istedi. Burada konuşan Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubesi Başkanı Hüseyin Kurt, 9 Ocak 2026 gününden beri Meclis’te emekli sorunları için nöbette olan CHP’li milletvekillerini kutladıklarını belirterek, "Meydanlardan ve Meclis’ten yükselen ses iktidar ortağı MHP’de yankısını buldu, Genel Başkan Devlet Bahçeli emeklilerin aylıklarının sefalet düzeyinde olduğunu açıkladı. Bugün yapılacak oylamada verilen sözün gereğinin yapılmasını diliyoruz. Önce belki de yeterince anlatamadığımız bir konuya açıklık getirelim. Sürekli olarak en düşük emekli aylığından söz ediyor, bunun yükseltilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz, yüksek prim gün sayısına sahip olan emeklilerin haklarını yeteri kadar dile getirmiyorsunuz deniyor bize, açıklamaya çalışalım. Sendikamıza işçi, memur, bağ-kurlu, tarım sigortalı, özel sosyal güvenlik sandıkları emeklileriyle bunların dul ve yetimleri üye olabilirler.Bütün üyelerimiz sendikada eşit haklara sahiptir. Sendikamız emeklilere insanca yaşam koşullarını sağlayacak ekonomik ve demokratik hakları ilerletmek için çalışır. Hedefimiz emeklilerin birleşik güçlü sendikasının hükûmetin ilgili bakanlığıyla toplu sözleşme yapmasıdır. Emeklilerin aylığı TÜİK'in yayınlayacağı ısmarlama çarpıtılmış enflasyon oranlarına göre tespit edilemez. En düşük emekli aylığından sıkça söz ediyoruz çünkü, 1999'da yıllar içerisinde tedricen ABO'nun yüzde 35'e kadar düşürülmesinin yolu açıldı, bu iktidar döneminde 2008 yılında da ABO'nun güncelleme katsayısı düşürüldü. Bu toplumsal adalete sığmaz formülle bağlanan aylıklar her yıl daha da düştü, 2019 yılına gelindiğinde hükümet en düşük sefalet aylığını açıklamaya cesaret edemedi ve taban aylık sistemine döndü. Zorunlu olarak TBMM'den yasa çıkarıp en düşük emekli aylıklarını hazine desteğiyle yükseltip kabul edilebilir düzeye çektiler" dedi.

"Emekliler Yıllar İçerisinde Ne Kadar Yoksullaştıklarını Yaşayarak Biliyorlar"
Aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayılarının emeklilerin tamamı için düşürüldüğünden dolayı yüksek prim/gün sayısına sahip diğer emeklilerin aylıklarının her yıl olması gerekenin altında kaldığını vurgulayan Kurt, "Çünkü onların aylıklarına hazine katkısı veya refah payı eklenmedi. Dipte ve yoksullukta eşitlenme hızlandı. Bu durum adeta, iktidar yüksek aylık alanlardan kısıp en düşük aylığa ekliyormuş gibi bir tablo yarattı. Sorunları ve çözümleri ortak olan emekli çoğunluğunun iç dayanışmasını bozucu etki yaratan bu durumu değiştirmek, emekli sistemini sosyal devlet ilkelerine uygun hâle getirmek temel önceliklerimizden biridir.
Emeklilik sisteminde 1999 ve 2008 yıllarında emekliler aleyhine yapılan değişiklikler geriye alınmalı ABO eskiden olduğu gibi yüzde 70'e çıkarılmalıdır. Temel ilkemizdir, emekli sisteminde tek bir emekli tek bir dul ve yetim asgari ücretin altında aylıkla yaşamaya mahkum edilemez. Asgari ücret de gerçek anlamda insanca yaşamaya yetecek düzeyde ama kısa süreli ve geçici olmalıdır. Daha fazla prim gün sayısına sahip emekliler de çalışırken toplumsal refaha yaptıkları katkıların karşılığını adil bir biçimde almalıdır. Yoksulluğu değil refahı paylaşmak bütün onurlu emeklilerin analarının ak sütü kadar haklarıdır.
Emekliler yıllar içerisinde ne kadar yoksullaştıklarını yaşayarak biliyorlar. Onlara uzun uzun istatistik anlatmaya altın gümüş hesabı yapmaya gerek yok. Geçmiş yıllarda aylığının üçte biriyle mütevazi bir evde oturabilen emeklinin aylığı artık kiraya yetmiyor. Sokağa düşmediyse eğer, ya izbe bir otelin buz gibi odasında, şanslıysa bir yakınında sığıntı durumunda artık.
Gene de iktidarın itiraz ettiği altın hesabından değil, kendi iktidarları öncesinden 2002 yılı aylıklarından örnek verelim" diye konuştu.

"Türkiye’de Sessiz Bir Salgın Var: Yaşlı Malnütrisyonu"
2002 yılı Aralık ayında asgari ücretin 184 TL iken en düşük işçi emeklisi aylığının bunun yüzde 40 fazlası olan 257 TL olduğuna dikkat çeken Kurt, "Bu hesabı bugüne uyarlarsak en düşük emekli aylığının asgari ücretin yüzde 40 fazlası olan 39 bin 305 TL olması gerektiğini görürüz. Üstelik de bu hesabı yaparken asgari ücretin de TÜİK’in ısmarlama enflasyon hesabıyla baskılandığını göz ardı etmiyoruz.Bu hesapla, CHP'nin asgari ücretin 39 bin liraya, en düşük emekli aylığının da asgari ücrete yükseltilmesi önerisini ilk adım olarak ve geçici kaydıyla destekliyoruz.Geçici olmalıdır çünkü, asgari yaşam insan onuruyla bağdaşmaz. Yoksulluğu değil varlığı paylaşmak her emeklinin emekçinin yurttaşın ana sütü gibi hakkıdır. Daha sık dile getirilir oldu son zamanlarda. Değerli hekim Özcan Yücel diyor ki Türkiye’de sessiz bir salgın var: Yaşlı malnütrisyonu. Malnütrisyon= Yetersiz beslenme. Uzmanlar uyarıyor. Yaşlılarımızda, malnütrisyon vakaları giderek daha sık rastlanıyor. Bu emeklilerden tez elden kurtulmanın bir yolu olabilir!! Öyle ya! 20 bin lira maaşla yaşasanız yaşasanız ‘malnütrisyon daniskasını’ yaşarsınız. Yazıklar olsun!
Tekrar ediyoruz, iktidarın sürdürdüğü dışa bağımlı neo-liberal ekonomiyle, tarımı ve küçük orta sanayiyi çökerten borç faiz özelleştirme borsa sistemiyle yaratılan ağır tahribat o kadar büyük ki, tek bir parti, tek bir sendika, tek bir demokratik kitle örgütü bunun altından kalkamaz. Güçlerimizi birleştirmekten başka çaremiz yok. Eminiz ki, emekçiler bu iradeye sahip olduklarını kanıtlayacaklardır" ifadelerini kullandı.

"Asgari Ücret Derhal 39 Bin TL Seviyesine Çıkarılmalıdır"
Taleplerini de bir kez da açıklayan Kurt, "Emekli ve dul/yetim aylıklarının insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılması için acil seyyanen zam yapılmalıdır. En düşük emekli aylığı en düşük memur aylığıyla eşitlenmelidir. Asgari ücret derhal 39 bin lira seviyesine çıkarılmalıdır. Memur emeklilerine yasanın emredici hükmüne rağmen iki yıldır ödenmeyen seyyanen zamlar topluca ödenmelidir. Konutsuz emeklilere, gelirlerine uygun ödemeli sosyal konutlar yapılmalı, konut sahibi olana kadar kira yardımı sağlanmalıdır. Depreme dayanıksız konutlar uygun ödemeli krediyle sağlamlaştırılmalıdır. Anayasanın 'sendika kurma hakkı' ve 'toplu sözleşme hakkı' ile ilgili 51. ve 53. maddelerine 'emekliler' veya Uluslararası Sözleşmelerde yer alan 'herkes' ibaresi eklenerek emeklilerin sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı Anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Tüm emekli aylıkları 'asgari değil, insanca yaşam' ilkesine göre hükümet ve emekli sendikası arasında yapılacak toplu sözleşme yoluyla belirlenmelidir. Aylık bağlama oranı (ABO) eskiden olduğu gibi yüzde 70 olmalıdır. Yıllardır savsaklanan İntibak Yasası derhal çıkarılmalıdır. Bayram ikramiyesi adı altında yılda iki defa yapılan ikramiye ödemelerine banka emeklileri de dahil edilmeli, ikramiyeler yılda dört defa birer aylık tutarında ödenmelidir. Emekli aylığı promosyonları 3 yılda bir değil her yıl ödenmelidir. Emekli aylıklarından alınan muayene, tedavi ve ilaç katkı payı kesintileri kaldırılmalıdır. Toplu taşıma araçlarında emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlanmalıdır. Bizler bu ülkenin emeklileri olarak sadaka istemiyoruz. Ücretlerimizden kesilip sisteme emanet ettiğimiz primlerimizin karşılığı olarak hakkımızı istiyoruz. Alana kadar durmadan mücadele edeceğimizi ilan ediyoruz" diye konuştu.





