Eğitim Sen Mersin Şubesi, eğitim emekçilerinin ekonomik ve sosyal sorunlarına ilişkin kamuoyuna yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’de öğretmen maaşlarının diğer ülkelerle karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablonun yalnızca bir ücret sıralaması olmadığı, eğitim emekçilerinin emeğinin değersizleştirilmesinin göstergesi olduğu ifade edildi.
Açıklamada, “Ülkelere göre öğretmen maaşları karşılaştırıldığında Türkiye’nin bulunduğu yer, eğitim emekçilerine reva görülen ücret politikasının çarpıcı bir göstergesidir” denildi.
“Maaşlarımız her ay biraz daha eriyor”
Yüksek enflasyon, kira artışları ve temel tüketim maddelerindeki zamların eğitim emekçilerinin alım gücünü ciddi biçimde düşürdüğüne dikkat çekilen açıklamada; vergi politikalarının da çalışanlar üzerindeki yükünün artırdığı savunularak, iktidarın sermayeye yönelik teşvik, vergi indirimi ve kaynak aktarım politikaları uygularken kamu emekçilerine yoksulluk sınırının altında yaşamayı dayattığını ileri sürdü.

“Enflasyon farkı zam değildir”
Toplu sözleşme süreçlerine de tepki gösteren Eğitim Sen, enflasyon farkının ücret artışı olarak sunulmasını eleştirdi. Sendika, toplu sözleşme mekanizmasının emekçilerin haklarını geliştiren bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirterek, şu ifadelere yer verdi: “Vergide adaletsizlik, yüksek enflasyon, fahiş kiralar ve temel tüketim maddelerine gelen zamlar karşısında maaşlarımız her ay biraz daha eriyor. İktidar sermayeye teşvik, vergi indirimi ve kaynak aktarırken kamu emekçilerine yoksulluk sınırının altında yaşamayı dayatıyor. “Enflasyon farkını ‘zam’ diye sunan, toplu sözleşme masasını emekçilerin haklarını geliştiren bir mekanizma olmaktan çıkaran ücret politikalarını kabul etmiyoruz.”



