CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in de katıldığı buluşmanın ardından ‘Toplantı Sonuç Bildirgesi Basın Açıklaması’ yapıldı. Açıklamayı, ev sahibi olarak Başkan Seçer okudu.
Açıklamada; CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce yer aldı.
CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının kamuoyuna yaptığı ‘Toplantı Sonuç Bildirgesi Basın Açıklaması’ şu şekilde:
“Büyükşehir Belediye Başkanları olarak 2019 yılında başlattığımız ve geleneksel hale getirdiğimiz toplantılarımızı, bu hizmet döneminde de sürdürmek amacıyla barışın, kardeşliğin ve huzurun kenti Mersin’de, aramızda olması gerekirken ne yazık ki tutsak durumda olan arkadaşlarımızın ve elim bir kaza sonucu aramızdan ayrılan Ferdi Zeyrek Başkanımızın eksikliğinin burukluğuyla bir araya geldik. Bu buluşmaları, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde ve belirli periyotlarla; her toplantı farklı bir Büyükşehir Belediyemizin ev sahipliğinde gerçekleşecek şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.
Toplantımızda; yoksullukla mücadele kapsamında hayata geçirdiğimiz sosyal politikaları, adaletli hizmet anlayışı doğrultusunda yürüttüğümüz çalışmaları, çevreye duyarlı, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadeleyi esas alan, modern ve çağdaş kentler yaratma hedefiyle uyguladığımız projeleri kapsamlı biçimde değerlendirdik. Bunun yanı sıra, Türkiye’de her geçen gün daha fazla hissedilen adaletsizlikler, ağırlaşan ekonomik kriz ve hukuksuz uygulamaların ortaya çıkardığı tabloyu; küresel ve ulusal siyasetin ülkemize ve şehirlerimize etkileriyle birlikte ele aldık.
Bugün aramızda olmaları gerekirken, siyasal yargı süreçleriyle belediyelerinden, kentlerinden ve özgürlüklerinden mahrum bırakılan; başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek olmak üzere seçilmiş belediye başkanlarına yönelik hukuksuz uygulamalar ve yargı baskısı artarak devam etmektedir. Türkiye nüfusunun 3’te 1’inin yaşadığı şehirlerin seçilmiş belediye başkanları görevde değildir. Görevden almalar ve kayyum uygulamalarıyla somutlaşan bu müdahalelerin, yalnızca yerel yönetimleri değil, doğrudan halkın iradesini hedef aldığı açıktır. Masumiyet karinesi ve tutuksuz yargılanma hakkını ihlal eden bu anlayışın bir an önce sona ermesini, arkadaşlarımızın tutuksuz bir şekilde yargılanmasını acil olarak talep ediyoruz. Bizler, 13 büyükşehir belediye başkanı olarak; demokrasiye, hukukun evrensel ilkelerine ve adalet anlayışına aykırı bu süreci yakından izlemeye, hukuksuzluklara karşı ortak ve kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğiz.
Bu mücadeleyi yalnızca tutuklu belediye başkanlarımız ve partimiz adına değil, halkın iradesini ve ortak geleceğimizi savunmak için, umudu ve dayanışmayı güçlendirerek tüm yurttaşlarımızla birlikte sürdüreceğimizi kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz. Görev süremizin ikinci yılını tamamlarken, bir yandan adaletsizliklerle bir yandan da derinleşen ekonomik krizin ağır sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Bu tablo, her geçen gün yurttaşlarımızı ve belediyelerimizi daha yakıcı bir biçimde etkilemektedir. Yerelde başarılı hizmetler üreten belediyelere dönük idari baskılarla da bu tablo bilinçli olarak ağırlaştırılmaktadır.
Merkezi hükümet tarafından yatırım ve proje onaylarından tahsislere, izin süreçlerinden vergi ve SGK yapılandırmaları ve kredilere kadar pek çok alanda yerel yönetimler arasında birkaç istisna dışında açık bir çifte standart uygulanmaktadır. Bununla eş zamanlı olarak, belediyelerin yetki ve mali hareket alanını daraltmayı hedefleyen yasal düzenleme hazırlıkları ve kanun teklifleri gündeme getirilmekte; yerel yönetimlerin kaynak kullanma ve hizmet üretme kapasitesi sınırlandırılmak istenmektedir. İktidar tarafından sürdürülen bu yaklaşım, yerel yönetimleri işlevsizleştirmeyi amaçlamakta; sosyal desteklerden altyapı yatırımlarına, kent hizmetlerinden kalkınma projelerine kadar birçok alanda yurttaşların aldığı kamusal hizmetleri doğrudan olumsuz etkilemektedir.
Bu çifte standart, yalnızca belediyelerin yatırım ve proje süreçlerinde değil, aynı zamanda hükümetin kentlere yönelik yatırımlarında da uygulanmaktadır. Son dönemde küresel iklim değişikliğiyle birlikte ciddi boyutlara ulaşan kuraklığın kentlerde ortaya çıkardığı sorunlar, bu ayrımcılığı görünür kılmıştır. Hükümete bağlı Devlet Su İşleri’nin birçok şehirde gerekli baraj, isale hattı ve buna bağlı önemli yatırımları yıllarca yapmaması halkın zaman zaman su sorunu yaşamasının temel sebebiyken; buna rağmen iktidar eliyle ‘CHP’li belediyeler işini yapmıyor’ algısı yürütülmektedir.
Kentlere hizmet etme noktasında merkezi yönetimin polemiklerden uzak durarak, halkımızı mağdur etmemek için siyaset üstü bir yaklaşımla davranması gerekmektedir. Bizler belediye başkanları olarak; adil, şeffaf, hesap verebilir, demokratik ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir yönetim anlayışıyla hizmetlerimize devam ederken, halka hizmet etme yükümlülüğü bulunan tüm kurumların da aynı sorumlulukla hareket etmesini beklediğimizi kamuoyuna açıkça ifade ediyoruz. Belediyelerimiz, tüm baskılara karşın sosyal belediyecilikten geri adım atmayacak; yurttaşların yoksulluğa mahkûm edilmesine karşı durarak kentlerimizi güçlendiren yatırım ve hizmetleri kararlılıkla sürdürecek, toplumcu belediyecilik anlayışıyla; emeklinin, emekçinin, işsizin, esnafın, kadının, gencin, çocuğun, engellinin, tüm yurttaşların yanında olmaya devam edecektir.
Dünyanın içinden geçtiği çok katmanlı krizler, küresel belirsizlikler, Orta Doğu ve yakın coğrafyamızda yaşanan savaşlar ülkemizi de doğrudan etkilemektedir. Bu savaş, çatışma ve belirsizliklerin ortasında dış müdahalelere izin vermeden ülkemizdeki iç barışın güçlenmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde demokratik işleyişin zayıflaması, hukuk devleti ilkesinin aşınması ve kutuplaştırıcı politikaların derinleşmesi toplumsal barışı ve birlikte yaşamı tehdit etmektedir. Bu hassasiyetle iktidarı daha adil ve demokratik davranmaya davet ederken, kentlerinde birbirinden farklı kesimlerin bir arada yaşadığı yöneticiler olarak bizler de yerel yönetimlerin barışın tesisindeki sorumluluğunu bilerek hareket etmeye devam edeceğimizi vurguluyoruz.
Bir bütün olarak ülkemizde karşı karşıya kaldığımız bu tablo karşısında yerel yönetimler olarak bizler; eşitliği esas alan, kapsayıcı ve dayanışmacı bir anlayışla hareket ediyoruz. Parti programımız çerçevesinde; yerinden yönetim, katılımcılık ve yerel demokrasi ilkeleri doğrultusunda; yurttaşlık bilincini güçlendiren, adaleti esas alan ve üretimle güçlenen kentler kurmak için çalışıyoruz. CHP’li belediyeler olarak hayata geçirdiğimiz çalışmalar, birikim ve deneyimlerimiz partimizin yerelden genele uzanan iktidar perspektifinin temelini oluşturmaktadır. Türkiye nüfusunun ve ekonomisinin büyük çoğunluğunu yöneten CHP’li Belediye Başkanları olarak kentlerimizde hiç kimseyi ayrıştırmadan, inancına, kimliğine, siyasi görüşüne ya da yaşam tarzına bakmadan, eşit hizmet götürerek halkımızın yüksek desteği ve memnuniyetini almış bulunmaktayız.
Kentlerimizde başlattığımız bu dönüşümü tüm ülkeye yayarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde ilk seçimlerde partimizi iktidara getireceğimize inanıyoruz. Bu anlayış ve sorumluluk bilinciyle; dayanışma ve ortak akıl temelinde yolumuza kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunuyor, saygılarımızı arz ediyoruz.”





