2026 YKS ile hukuk fakültelerine yerleşen gençlere seslenen Bozkurt, öğrencilerin eğitim hayatları boyunca yalnızca teorik bilgiyle yetinmemesi gerektiğini belirterek, mesleğin uygulama alanlarını yakından tanımalarını önerdi.
“Teoride kalmasınlar”
Hukuk fakültesinin derslerine düzenli çalışan öğrenciler tarafından tamamlanabilecek bir eğitim süreci olduğunu belirten Bozkurt, asıl önemli olanın öğrencilik yıllarından itibaren mesleki gelişime önem vermek olduğunu söyledi.
Gençlerin fırsat buldukça hukuk bürolarını ve adliyeleri ziyaret etmelerini öneren Bozkurt, kitaplarda öğrenilen bilgilerin uygulamadaki karşılığının görülmesi gerektiğini ifade etti. Hukuk mesleğinde teori ile pratik arasında önemli farklar bulunduğunu belirten Bozkurt, “Kitaplarda okudukları derslerin bir de işleyişini görsünler. Teoride kalmasınlar” dedi.
Bozkurt, öğrencilerin eğitim hayatları boyunca farklı hukuk alanlarını tanımalarının ve hangi alanda çalışmak istediklerini erken dönemde belirlemelerinin mesleki gelişimleri açısından önemli olduğunu kaydetti.
Klasik eserleri okumalarını önerdi
Mesleki gelişimin yalnızca hukuk eğitimiyle sınırlı olmadığını ifade eden Bozkurt, genç hukukçu adaylarına bol bol kitap okumaları tavsiyesinde bulundu. Özellikle klasikleşmiş romanların okunmasının önemine değinen Bozkurt, bu eserlerin gençlerin düşünme ve olaylara farklı açılardan bakma becerilerine katkı sağlayacağını söyledi.
“Bugün klasikleşmiş birçok eserin klasikleşmesinin bir sebebi var. Bu eserler okunmalı” ifadelerini kullanan Bozkurt, öğrencilerin üniversite yıllarında hukuk kitaplarının yanı sıra edebiyata da zaman ayırmaları gerektiğini belirtti.
“Mezuniyet sonrası daha zorlu bir süreç var”
Avukatlık mesleğinin günümüzde yaşadığı sorunlara da değinen Bozkurt, hukuk fakültesini tercih eden öğrencilerin mezuniyet sonrasında karşılaşacakları koşulları bilerek hareket etmeleri gerektiğini söyledi.
Meslekteki avukat sayısının piyasanın ihtiyaçlarının üzerinde olduğunu belirten Bozkurt, bu nedenle birçok genç avukatın ekonomik açıdan zorluk yaşadığını ifade etti.
“Piyasanın kaldırabileceğinden çok daha fazla avukat var. Bu nedenle birçok avukat ekmek kavgası vermek zorunda” diyen Bozkurt, öğrencilerin üniversite hayatını yaşarken aynı zamanda mesleki geleceklerini de planlamaları gerektiğini vurguladı.
Bozkurt, “Fakültede onlara zor gelen derslerden çok daha zor şartlara tabi olacaklar. Bunu bilsinler, buna göre hareket etsinler” ifadelerini kullandı.
Mesleğin onuru için mücadele çağrısı
Kendi meslek hayatının ilk yıllarında yaşadığı deneyimlere de değinen Bozkurt, avukatlık mesleğinin karşılaştığı sorunlardan birinin mesleki itibar olduğunu söyledi.
Staj döneminde bu konuda ciddi bir hayal kırıklığı yaşadığını ifade eden Bozkurt, avukatların mesleki onurlarını ve itibarlarını korumak için mücadele etmeleri gerektiğini belirtti.
“Avukatlar kendi itibarı için, kendi mesleki onuru için savaşmak zorunda” diyen Bozkurt, genç hukukçu adaylarının da daha öğrencilik döneminden itibaren mesleğin sorunlarına karşı bilinçli olmalarını istedi.
“İnsanların hayatına dokunmak en büyük mutluluk”
Mesleğin zorluklarının yanı sıra güçlü bir manevi yönünün de bulunduğunu belirten Bozkurt, avukatlık hayatında kendisini en çok mutlu eden şeyin insanların hayatına dokunabilmek olduğunu söyledi.
“İnsanların hayatına dokunabiliyorum. Bundan beni daha mutlu eden bir şey olamaz benim. Ve hiçbir para da bunun yerini tutamaz” ifadelerini kullanan Bozkurt, insanların kendisine duyduğu güvenin mesleğin en önemli manevi karşılıklarından biri olduğunu dile getirdi.
Avukatlığın hem zor hem de tatmin edici bir meslek olduğunu belirten Bozkurt, hukuk fakültesini kazanan gençlerin eğitim süreçlerinde kendilerini geliştirmeye ve mesleğin gerçeklerine hazırlıklı olmaya önem vermeleri gerektiğini ifade etti.

