Mersin’in en önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biri olan Arslanköy, Berus Maden İşletmeleri A.Ş. tarafından planlanan kapasite artışıyla çevre felaketinin eşiğine geldi. Yıllık 1 milyon ton üretim hedefleyen boksit ocağı projesi, sadece tarım arazilerini değil; bölgenin su kaynaklarını, inanç merkezlerini ve geleceğini de tehdit ediyor.

‘Çevreci başkanın düzenlemesi madencinin işine yaradı’

Arslanköy’ün çok yönlü bir işgal altında olduğunu belirten Avukat Yunus Temur, bölgenin kasten kentsel mahalle statüsünde tutulduğuna dikkat çekti. Çevreci yönüyle bilinen Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın öncülüğünde geçtiğimiz aylarda birçok mahallenin kırsal statüsüne geri döndüğünü ancak Arslanköy’ün bunun dışında bırakıldığını hatırlatan Temur, "Şehir merkezindeki köyler bile kırsal mahalle sayılırken, 65 kilometre yukarıdaki Arslanköy kent mahallesi görünüyor. Bunun başlıca sebebi, maden ruhsatı ve imar konularında kolaylık sağlamak. Eğer kırsal mahalle statüsü verilseydi, maden ruhsatı almak çok daha zorlaşacak ve ÇED raporu gibi süreçler daha sıkı denetlenecekti. Toroslar Belediye Meclisi’ne bu kararın iptali için dava açtık" dedi.

Temur ayrıca, bölgenin Mersin’in su deposu olduğunu hatırlatarak, dinamitli patlatmaların yeraltı su yataklarını bozacağını ve binlerce tırın yaratacağı tozun tüm havayı kirleteceğini vurguladı.

"Vahşi madencilik, 21 katlık bir doğa katliamıdır"

Kendisi de Arslanköylü olan Avukat Elif Ece Ceylan ise projenin ürkütücü boyutlarını rakamlarla ortaya koydu. Mevcut 23,7 hektarlık alanın 510 hektara çıkarılmak istendiğini belirten Ceylan, projenin Arslanköy’den başlayıp Karaman sınırına kadar uzanacağını ifade etti. Ceylan, yeni yasalarla önü açılan zımni kabul ve acele kamulaştırma maddelerine değinerek, “Maden sahası tam 21 kat büyüyecek. Bu, tarımın, hayvancılığın ve tarihin yok olması demek. Bölgede Aleviler için kutsal sayılan Bulgar Bozoğlan Türbesi gibi inanç merkezlerimiz bile bu genişleme planının içinde kalabilir. Biz madenciliğe değil, doğayı ve insanı hiçe sayan 'vahşi madenciliğe' karşıyız. 15-20 kişiye istihdam sağlanacak diye koca bir bölgenin ekosisteminden taviz veremeyiz” ifadelerini kullandı.

“Matbaacılık önemli bir zanaat, yaşatılması için destek şart”
“Matbaacılık önemli bir zanaat, yaşatılması için destek şart”
İçeriği Görüntüle

"Kamu yararı nerede?"

Muğla ve Giresun’daki benzer maden kuşatmalarına atıfta bulunan Ceylan, zeytinliklerin ve asırlık çiftçi topraklarının kamu yararı adı altında ranta kurban edilmesini eleştirdi. Arslanköy’deki mücadelenin sadece bir toprak davası olmadığını, gelecek nesillerin yaşam hakkını savunmak olduğunu belirten hukukçular; siyasileri ve tüm kamuoyunu, bu çevre katliamına karşı tek yürek olmaya çağırdı. Ceylan, “Uzun süredir tartışma konusu olan bu durum, sadece Çanakkale ve Ege bölgesinde değil, Mersin’de de geçtiğimiz günlerde tartışmalara yol açmıştı. Mezitli Anayurt Mahallesi’nde vatandaşların direnişleri haberlere konu olmuştu. Belki 100 yıldır toprağı olan çiftçiler direnmek durumunda kalıyor. Burada kamu yararından bahsedebilir miyiz? Şu an Muğla’nın nüfusunun yüzde 3’ü kadar bir nüfusa sahip köylerin boşaltılmasından bahsediliyor; Arslanköy’deki benzer bir durum için 34 bin 500 kişinin yaşadığı köylerin boşaltılacağı söyleniyor. Benzer bir durumun Arslanköy’de yaşanmayacağını nereden biliyoruz? Sadece Muğla değil ki, Giresun’un yüzde 85’inin madene açılması durumu konuşuluyor. Biz madene karşı değiliz, elbette ki gayrisafi milli hasılaya katkı sağlamasını istiyoruz ama biz vahşi madenciliğe karşıyız. Biz kanunlar belirlenirken adrese teslim değil, ne istenirse onu veren değil; tamamen kamu yararına yaraşır kanunlar çıkmasını diliyoruz” dedi.

Muhabir: Seyrani Solugan